Usulsüzlüklerle çalkalanan CHP, anti-demokratik tutumu nedeniyle Sosyalist Enternasyonal'den çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya. 28 Şubat sürecinde iktidara gelen DSP'de ise başarısızlık liderlik krizine dönüştü.
Kendilerini 'sosyal demokrat' olarak niteleyen CHP ve DSP'nin içinde bulundukları durum bir zamanlar sol partiler için kullanılan “Ne olacak bu aslan sosyal demokratların hali?” sorusunu gündeme getirdi. Antidemokratik tutumu nedeniyle Sosyalist Enternasyonal'den çıkarılma noktasına gelen CHP bir yandan da yolsuzluklarla boğuşuyor. 28 Şubat sürecine destek vererek Ecevit'le iktidara gelen ve yüzde 1'e gerileyen DSP'de ise liderlik krizi patlak verdi.
Kanaltürk ve Halk TV'ye yapılan yasadışı ödemeler ile Anayasa Mahkemesi'nin parti hesaplarında 1 milyon YTL'lik yolsuzluk tespit ettiği CHP skandallarla anılmaya başladı. Edirne Belediye Başkanı Hamdi Sedefçi ve Çorlu Belediye Başkanı Altan Ersin gibi CHP'lilerin yolsuzluklar nedeniyle tutuklanması da partide İSKİ yolsuzluklarının ayyuka çıktığı SHP dönemini hatırlattı. Yolsuzluklarla başı derde giren CHP, AK Parti'ye açılan kapatma davası, AB üyeliği, Anayasa değişikliği, Ergenekon operasyonu gibi konularda gösterdiği antidemokratik tutumu nedeniyle de Sosyalist Enternasyonal'den 'faşist' damgasıyla ihraç edilme tehlikesi ile yüzyüze kaldı.
Türkiye'de solun önemli isimleri CHP ve DSP'nin halktan kopuk politikaları nedeniyle başarısızlığa uğradığını söylediler. Bayındırlık eski Bakanı Onur Kumbaracıbaşı “CHP ve DSP gerçekte vatandaşı tatmin eden bir politika izlemeyedi. CHP'nin son zamanlardaki tavrı bir belirsizlik havası meydana getirmiştir. Çağdaş sosyal demokrasi değerleri açısından ne yaptığı, neyi takip ettiği belli olmayan parti görüntüsünde' dedi. ÖDP Genel Başkan Yerdımcısı Hakan Tahmaz da CHP'nin hiçbir zaman sosyal demokrat parti olmadığını belirterek 'Cumhuriyet'in tek partili merkeziyetçi yapısına sıkı sıkıya bağlı kalan CHP'nin Sosyalist Enternasyonal'e üye olması kitleleri kandıran bir durumdu. Umarım Sosyalist Enternasyonal bu yanlıştan döner' şeklined konuştu.
Sosyalist Enternasyonal'e üye olduğu 1977 yılından bu yana oluşumun tüm faaliyetlerine iştirak eden CHP, Atina'da 30 Haziran'daki başlayacak toplantıya katılmıyor. CHP lideri Baykal'ın darbe yanlısı tutumu nedeniyle eleştirilerden çekindiği için 2 Temmuz'da sona erecek toplantıya katılmama eğiliminde olduğu öğrenildi. Alman sosyal demokratların CHP'nin 'faşist' olduğu gerekçesiyle üyelikten çıkarılması talebiyle hazırladığı önergenin toplantıda ele alınması bekleniyor.
Eski TKP'li yönetici Veysi Sarısözen: Haluk Özdalga ve Baskın Oran'ın Sosyalist Enternasyonal'e yazdığı mektuplar özellikle Doğan medyasında ihanet ve CHP'yi jurnallemek olarak değerlendirildi. Bu da gösteriyor ki bu çevreler CHP'yi devlet olarak görüyorlar. CHP'nin şikayet edilemeyeceğini düşünüyorlar. Buradan anlaşılıyor ki yalnızca CHP kendisini devlet partisi olarak görmekle kalmıyor medya da CHP'yi devlet gibi görüyor. CHP bir parti bile değildir ki sosyal demokrat parti olsun. CHP Türkiye'deki bürokratik aygıtın siyaset içindeki bir uzantısıdır. CHP'yi hala sol gören kitleleri ikna etmek solun önündeki en büyük sorun.
Evrensel Kültür Dergisi Genel Yayın Yönetmeni, 68'li gençlik lideri Aydın Çubukçu: Aslında Sosyalist Enternasyonal sosyalist prensiplerden uzaklaşalı çok oluyor. Ancak bu Enternasyonal bile CHP gibi bir partiyi içinde tutamaz. Çünkü CHP sosyal demokrasiyle hiçbir ilgisi yok. Sosyalist Enternasyonal'in CHP konusunda vereceği karar sosyal demokrasiden ne anladığıyla ilgili bir sınav olacak.
İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül: CHP'nin sosyal demokrasinin ilkeleriyle bir ilgisinin olmadığı çok açık. CHP'nin demokratikleşme AB konusundaki tutumunu direncini çok iyi biliyoruz. Kendisini muhafazakar olarak adlandıran bir hükümet özgürlükler demokrasi AB konusunda adım atıyor. CHP bu adımlara vatana ihanet deyip direnç gösteriyor. Bu anlaşılır bir durum değil.






