Türkçe'nin hızlı kovboyları

Yeni Şafak
00:0031/10/2004, Pazar
G: 26/05/2017, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Dakikada 180 kelime söyleyebilen at yarışı spikerleri Türkçe'nin en hızlı kovboyları olma ünvanlarını ellerinde tutuyor. Türkiye'de yalnızca altı tane bulunan spikerlerin her birinin kendine has hikayeleri var.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
---------------------- manset ---------------------
  • ÜRÜN DİRİER / İSTANBUL


    Onlar 1-1,5 dakikada on binlerce kişiyi heyecana sürüklüyor, saniyede altı kelime konuşabiliyor, yaklaşık 3 bin atı birbirinden ayırdedebiliyor ve hafta boyunca oradan oraya kilometrelerce yol katederek yarış anlatıyor. Onlar, at yarışı spikerleri. Sayıları ise tüm Türkiye'de yalnızca altı tane. Türkiye Jokey Kulübü (TJK) bünyesinde çalışan bu spikerlerin dört tanesi İstanbul, ikisi de Ankara'da yaşıyor. Birbirinden değişik ve renkli kimliklere sahip olan hipodrom spikerlerinin herbirinin de mesleğe başlama hikayeleri ve meslek yaşantıları boyunca yaşadıkları ilginç, komik ve üzücü olaylar var. Kendilerini sadece seslerinden tanıdığımız bu insanların en büyük ortak noktası ise at tutkusu.
    ARAP ATI ŞAŞIRTIR

    İstanbul'daki 4 spikerden en kıdemlisi ve tecrübelisi İrfan Umut. 1987'den beri at yarışlarında naklen yayın spikerliği yapıyor. Babası at yetiştiricisi olduğu için atlarla büyüyen Umut, 26 yaşında at bilgisi ve hızlı konuşması sayesinde spikerlik sınavını kazanmış. Atları beyaz sekilerinden, kuyruk hareketlerinden hatta yelelerinden tanıyarak ayırd ettiğini, jokeyleri de giysi renklerinden ve biniş tarzlarından tanıdığını söyleyen Umut, atların isimlerini ezberlerken anlamlarını da ezberlediğini belirtiyor. "At virajı geçtikten sonra sonucu yüzde 80 tahmin edebilirim. Ama şunu da unutmamak gerekir, İngiliz atı yalan söylemez, Arap atı ise şaşırtır" diyen Umut, at yarışı sunmanın kendisi için bir aşk olduğunu ifade ediyor ve yaşadığı üzücü bir olayı şöyle anlatıyor: "Bursa'da yarış anlatıyorum, atlar son 200 metreyi geçti. Uzak arayla at bitiş çizgisini geçtikten sonra birinci oldu ve yere yıkıldı kaldı. O an gözlerimden yaşlar boşaldı. Hemen atın sahiplerine ve tüm yarışseverlere sesim titreyerek başsağlığı diledim. Bu olayı her hatırladığımda kötü oluyorum."

    ATLAR İÇİN OKUL BIRAKTI

    5 yıldır yarış sunan Erkan Barış da Marmara Üniversitesi Kimya Bölümü öğrencisiyken tanışmış at yarışlarıyla. O yıllarda radyolarda DJ'lik yapan Barış, radyoda at yarışları sunan bir sınıf arkadaşı sayesinde merak salmış yarışlara. Bir süre sonra radyoda at yarışı programları yapmaya başlamış, sonra da sınava girip TJK'de spiker olmuş. At yarışı sunmaya olan aşkı yüzünden okulunu 2. sınıftayken bırakan Barış, mesleğin zor taraflarını ise şöyle anlatıyor: "Atlar bir saniyede 15-20 metre arasında yol alabiliyor, bazen 7-8 tanesi yanyana gelebiliyor. Tümünü görmek ve anlatmak zorundasınız. Günde 8, yılda 3-4 bin yarış anlatıyoruz, 7 şehirde yaklaşık 3 bin at koşuyor, bütün o atları, jokeyleri ezberlemek kolay iş değil. Her hafta yaptığımız seyahatler bizi yoruyor, hasta da olsak, moralimiz bozuk da olsa aynı heyecanla yarışı anlatmak zorundayız. En çok üzüldüğümüz nokta ise yarışseverlerin yaptığımız küçük bir hataya bile tahammülünün olmaması." Barış'ın en komik hatası ise, Balıkhan isimli bir ata yarış boyunca Balık Ayhan demesi olmuş.

    PRATİK ÇOK ÖNEMLİ

    Ekibin en genci ise, 24 yaşındaki Adnan Tunç. At yarışı spikeri olmak için Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümü'nü bitiren Tunç, işe girdikten sonraki 5 ay boyunca yalnızca atları tanımaya çalışmış. Eski yarışların üzerine seslendirmeler yaparak pratik kazanmış. Tunç'un şimdiye kadar yaptığı en büyük hata ise, İzmir'de sunduğu bir yarışta son 600'e gelirken devrilen 8-9 atı görünce şaşırıp, bitişe yaklaşan atları anlatmayı unutması olmuş. Ama tecrübeli ağabeylerinin uyarısı üzerine durumu hemen toparlamış.

    DÜRBÜNDEN GÖZLER GİTTİ
    11 yıldır yarış sunan Zadik Gökoğlu da Marmara Üniversitesi Otel Yöneticiliği Bölümü'nü bitirdikten sonra başlamış bu işe. At yarışı sunmanın futbol sunmaya benzemediğini söyleyen Gökoğlu şöyle konuşuyor: "Öyle hızlı konuşuyoruz ki bazen kendi söylediklerimizi biz bile anlamıyoruz. Arkadaşlarım en çok hızlı konuşmamdan şikayetçi. Mesleğimi çok seviyorum, 40 yaşına kadar yapabilirim diye düşünüyorum. Sürekli dürbünle bakmaktan gözlerimiz bozuluyor."


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv