Hayat Enstitü yeniden podyumda

Enstitü yeniden podyumda

1940’larda hayatımıza giren, Kraliçe Elizabeth ve Farah Diba’yı giydiren, Hollywood yıldızlarına defileler sunan olgunlaştırma enstitüsünün yıldızı yeniden parlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde Milli Eğitim Bakanlığınca başlatılan çalışmayla enstitüler kapsamlı dönüşüm ve yenilenme sürecine alındı.

Merve Akbaş Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

Olgunlaşma Enstitüleriyle 1940’lı yıllarda tanıştık. Hanımefendileri giydiren kurum olarak bilinen esntitüler, o dönemlerde tüm dünyadan farklı isimlerin dikkatini çekti. İran imparatoriçesi Farah Diba’yı da ağırladı, Kraliçe Elizabeth’e sipariş de hazırladı. Hollywood yıldızı Sophia Loren ve İtalyan film yapımcısı Carlo Ponti’ye defileler de sunuldu. Amaç belliydi, Türk geleneksel el sanatlarından, zanaatten faydalanan milli bir moda oluşturabilmek. Ancak “first lady”leri giydiren bu kurum zamanla çağın ihtiyaçlarına karşılık veremedi ve ilk dönemlerdeki ışıltını kaybetti. Ta ki bugüne kadar... Geçtiğimiz gün uzun zamandır üzerinde çalışılan olgunlaşma enstitülerinin yenilenme projesi hayata geçirildi. Proje Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleşiyor. Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) başlatılan çalışmanın ilk hedefi ise enstitülere yeni bir yüz, yenilikçi tasarımlar kazandırabilmek ve uluslararası alanda varlığını yeniden göstermek. Bu yenilikçi çalışmaların birbirinden farklı bir çok etkisi olacak. En başta Türkiye’nin farklı bölgelerinin gelenekleriyle yoğrulmuş el sanatları modern tasarımlarla buluşacak. Bu yeni tasarımlar uluslararası alanda da kendini gösterilecek.

GELENEĞİ ÖĞRENMEDEN YENİ TASARLANMAZ

Hülya Tezcan

Enstitülerin kapsamlı dönüşüm ve yenilenme sürecinde oluşturulan danışma kurulunda Prof. Dr. Hülya Tezcan da var. Uzun yıllardan bu yana geleneksel giyim konusunda çalışan Prof. Dr. Tezcan, “Olgunlaşma Enstitülerinin yeni yüzü ve yenilikçi dönüşümü bize ne gösterecek?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Biz Danışma Kurulu olarak tüm Olgunlaşma Enstitülerine araştırma ve tasarım alanlarında program ve mesleki gelişim rehberliği yapıyoruz. Ekibin içinde farklı alanlardan gelen, mesleğinde uzmanlaşmış arkadaşlarımız var. Ben Sanat Tarihçisiyim ve Topkapı Sarayı Müzesi, Padişah kaftanları ve Kumaşlar Bölümünden emekli oldum. Dolayısıyla akademi hocalarına geleneksel giyim, Osmanlı saray kumaşları, desenleri ve kaynakları konusunda bilgi aktarıyorum. Gelenekseli öğrenmeden yapılacak yeni yorumların başarılı olamayacağını düşünüyorum. Aynı zamanda hocalara bulundukları bölgenin geçmiş tarihi ve kültürü hakkında farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz. Örneğin kaybolmaya yüz tutmuş dokumaları yeniden tesis etmelerinde destek oluyoruz. Bunları yaparken sadeleşmeye öncelik verip, genç olgunlaşmalılar yetiştirmeyi hedefliyoruz.”

Prof. Dr. Tezcan ayrıca, “Olgunlaşma hocalarına verdiğimiz destekle güçlendirmeye çalıştığımız kurumun güzel sonuçlar alacağına inanıyoruz. Belli başlı tasarımcılarla boy ölçüşebilen, uluslararası podyumlarda yer alacak bir marka olmalarını ve Türkiye’yi gururla temsil etmelerini bekliyoruz” diyor.

EL SANATLARIMIZ VE TRENDLER BİR ARADA

Hilal Şendur

Enstitü için başlatılan dönüşüm programı kapsamında görev alan isimlerden biri moda sektörünün tanınan isimlerinden kreatif direktör Hilal Şendur. Şendur, çalışmalarda tüm dünyada etkisini sürdüren gençleşme ve sadeliğe dönüş, yeni yüzü tasarlama sürecinde iki ana başlıklarının olduğunu söylüyor. Şendur şu cümlelerle devam ediyor: “Bu noktada yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan ve kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel Türk sanatları ve kaybolmaya yüz tutmuş değerli zanaatlerinin günümüz modern dünyasıyla buluşması ise sürecimizin en önemli aşaması olacak. Bizler de bu değerlerin kaybolmaması ve aynı zamanda günümüz trendlerine, günümüz hayatına dokunacak şekilde gelişmesi için çaba sarf ediyoruz ve bu konuda vizyon desteğinin yanında danışmanlık veriyoruz. Örneğin bir tasarımcı ile cam ustası veya mücevher ustasını bir araya getirerek ortaya çıkacak sonuca ilham vermesini, unutulmaya yüz tutmuş bu değerleri tasarım ile buluşturmasını sağlıyoruz. Geçmişten gelen referans noktalarını gün ışığına çıkarmak ve ilham vererek desteklemek buradaki en büyük amacımız.”

Olgunlaşma enstitülerinin dönüşüm manifestosunda yer alan ana unsurlardan yola çıktıklarını da belirten Şendur, “Süreç boyunca vermiş olduğumuz vizyon desteği ve danışmanlık ile yenilikçi bir bakış açısı sunarak, her enstitünün kendi bölgesinde var olan sanat ile doğru şekilde entegre olabilmesi” diyor.

ZANAAT VE SANATIN MECZ EDİLMİŞ HALİ

Hilal Büşra Cebeci

Dönüşüm programı çerçevesinde sürece dahil olan tasarımcılardan biri de Hilal Büşra Cebeci. Cebeci, “Olgunlaşma enstitüleri için başlatılan, bu yenilenerek öze dönüş projesi ile alakalı ilk teklif geldiğinde, bunun benim için de bir olgunlaşma sürecine dönüşeceğini hissetmiştim” diyor. Cebeci şunları ilave ediyor: “Kültürümüzün ana kodlarına yeterince gösteremediğimiz ihtimamı bu vesile ile gösterebilecek olmak ve memleketime kendi bildiğim dilden bir hizmet verebiliyor olmak süreçsel tüm zorluklara rağmen bir mutluluk sebebi. Bu yenilenme çalışmasının, hassaten genç neslin belleğinde kavi’leşmiş olan, global algıyı yok etmeksizin, yerel olandaki kıymetli özü süzmek, geliştirmek ve globale, bize ait olanın en ‘olgunlaşmış’ halini taşıyabilmek hususundaki gayretlerini tetiklemesini umuyorum.”

Cebeci, enstitünün dönüşüm lansmanı için özel bir enstalasyon da hazırladı. Bu eseri şu cümlelerle anlatıyor: “Benim hazırladığım ‘sır’ ismindeki enstelasyon çalışması, bu projeye denk düşmesi hasebi ile de oldukça anlamlı. İnsanın özünü ve tekamül sürecini esasa alan bir işin, köklere dönüş üzerinde çalıştığımız bu proje bağlamında sergileniyor oluşu, zanaat ile sanatın mecz edilmiş halinin de iyi bir versiyonunu net bir biçimde ortaya koyuyor.”

  • Hanımefendileri giydiren kurum
  • Çalışma kapsaında olgunlaşma enstitülerinin 1940’lı yıllara uzanan geçmişi, ilk kez kapsamlı bir araştırma sonucunda kitaplaştırıldı. Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü öğretmenlerinden Semra Kır Şimşek’in hazırladığı “Türk iğnesinin mucizesi: Olgunlaşma Enstitüleri” isimli kitapta, first ladyleri giydiren, Kraliçe Elizabeth’e sipariş hazırlayan, Hollywood yıldızı Sophia Loren ve İtalyan film yapımcısı Carlo Ponti’ye defile sunan olgunlaşma enstitülerinin dikkat çekici hikayesine yer verildi. Kitapta, olgunlaşma enstitülerinin Mevhibe İnönü’den Semra Özal’a, Nazmiye Demirel’den Emine Erdoğan’a kadar neredeyse tüm cumhurbaşkanı ve başbakan eşlerinin ziyaret ya da kıyafet sipariş ettiği mekanlar olduğu belirtildi. Enstitüler, dönemin gazetelerinde “ Tüm devlet ve hükümet başkanlarının eşlerinin gardırobunda ‘etiketi’ bulunan”, “hanımefendileri giydiren kurum” şeklinde tanımlandı.

Aliya şerefli bir kalemdi
HAYAT
Aliya şerefli bir kalemdi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.