Ziya Şark Sofrası'nın “lezzet ve sohbet” konseptine alışanlar için yeni bir haberimiz var. Lezzetin ve sohbetin yanına bir de 'sarayda şekerle' versek ne dersiniz? Ziya'nın yeni ve alanında ilk mekanı 'kebap üstü saray' Lale Sarayı Altın Odaları'yla çok konuşulacak.
Şanlıurfa! Etin ateşsiz, közsüz, bulgurla yoğrularak pişirildiği, sıra gecelerinde çiğ köfteyle kavrulmuş, gırtlaklardan çıkan yanık nağmelerin yıldızlara yükseldiği Şanlıurfa. Dünyanın en eski yerleşim merkezi, medeniyetler yatağı, kültür mozaiği. Yaren meclislerinde küçüğe sevgi, büyüğe saygının öğrenildiği, yemenin içmenin ve ikramın sanata dönüştüğü Şanlıurfa. Ve bu kültürle yoğrulmuş Şanlıurfa Birecikli dört kardeş. Ziya, Ahmet, Mahmut ve Ramazan Bingöl.
Bingöl kardeşler, 1982'de ilk Ziya Şark Sofrası'nı açarlarken içlerinde dev restoran zincirleri karşısında geleneksel Şark mutfağını yeniden canlandırma idealinin heyecanı vardı. O dört kardeş bugün 2'si hızlı servis (fastfood) 8 Ziya Şark Sofrası'nın sahibi… Ziya Bingöl, onursal başkanlığını yaparken, Ahmet ve Mahmut kardeşler Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Ramazan Bingöl'e yardım ediyor.
Bingöl kardeşlerin son güzelliği ise Esenler'deki Tekstilkent-Giyimkent'te açtıkları 'lezzet sarayı' oldu. Ziya Lale Sarayı adı verilen yeni şube, bugüne kadar alışageldiğimiz Ziya Şark Sofraları'ndan biraz farklı. Bu farkı yerinde görmek için 'gurmemiz' Ramazan Bingöl'ün ev sahipliğinde sarayın misafiri olduk. Ramazan bey anlattı, biz yedik. Biz yedik, Ramazan bey anlattı. Sonuçta anladığımız şu oldu. Kebaplar aynı kebap, lezzet aynı lezzet. Yani ustamız, 1982'deki heyecanından hiçbir şey kaybetmemiş, hatta lezzete lezzet, çeşitlere çeşit katıp, saraylara layık hale getirince, kebabın üstüne saray yapmış.
Ziya Lale Sarayı, isminden de anlaşılacağı üzere farklı çağrışımlar yapıyor. Buraya Lale Sarayı denmesinin özel bir nedeni var. Daha kapıdan içeri girer girmez sizi lale motifleriyle süslü tavanlar, duvarlar ve avizeler karşılıyor. Bu işlemeler Ziya Şark Sofrası'nın kültür danışmanı Nakkaşe Nurten Albayrak ve ekibi tarafından özenle işlenmiş. Ramazan Bingöl'e bu ince işçiliğin sırrını soruyoruz, o da sağolsun yemeğimize ara verdirmeden anlatıyor: “İçeri girer girmez sizi karşılayan avizenin işlenmesi 15 gün sürdü. Tavan süslemeleri altın varak dönemine uygun olarak yapıldı. Hem gözünüze, hem de ruhunuza hitap etmesi için çalışmanın devamında sandalye ve perdelerin kumaşları özel olarak dokunup yine içerisine lale motifleri işlendi.” Tavan avizeleri; saraylardaki avizelerin özellikleri dikkate alınarak aslına uygun lale motifleri ile çalışılmış. Duvar süslemeleri ise hattat, tezhip, minyatür ve ebru sanatçılarının dokunuşlarıyla sanatın ve saray havasının bütün güzelliğini ve ihtişamını yansıtıyor. Yine duvar süslemeleri içerisinde levhalar, padişah fermanları, saraylı kaftanlar ve 19. yüzyıla ait pek çok eser bulunuyor. Bingöl, Lale Sarayı'na toplam 20 bin adet lale motifi işlendiğini de hatırlatıyor.
Ziya Şark Sofrası'nın yöneticileri, lale sarayında oluşturdukları yeni bir tarz ile bir ilke de imza atmış. Bugüne kadar restoranları hep otellerin içerisinde görmeye alışkın olduğumuz için yeni tarz bizi biraz şaşırrtı. Çünkü “Ziya Lale Sarayı”nın içerisinde Altın Daire denilen ve çok özel süit odalar var. Bunlar bildiğiniz otel odasında ne varsa hepsini barındırıyor. Bingöl, Altın Odaları da şöyle anlatıyor: “İş adamlarına, bürokratlara, sürekli seyahat eden ve hem yemekte hem de kalacağı odada kaliteyi arayanları düşünerek hazırladık. Suit odada kalan müşterilerimiz yemekten önce dinlenip duşunu alacak, traş olacak ve sonra çıkıp restoranda yemeğini yiyebilecek.”
Ramazan Bingöl, Ziya Lale Sarayı ile laleyle ve tarihle ilgili olan her türlü kültürel faaliyete ev sahipliği yapmak istediklerini de belirtiyor. Sergiler, söyleşiler, konferanslar gibi konularda akla gelen ilk yer olmak ve tüm bu organizasyonları lale sarayına taşıyarak İstanbul'a yepyeni konseptte bir kültür merkezi kazandırmak hedefleri arasında. Her tür toplantının yapılabileceği 5 ayrı salondan oluşan lale sarayında yemekli iş toplantıları, grup ve aile yemekleri, nişan, düğün, sünnet organizasyonları ve çeşitli kutlamalar da yapılabiliyor. Şubenin içerisinde buna uygun olarak kurulmuş özel bir ses sistemi mevcut. Bunların yanı sıra kablosuz internet bağlantısı, plazma TV ve projeksiyon sistemleri de zaten olmazsa unsurllar olarak yerini almış.
1987'de İskender Paşa Halk Pazarında, Vatan ve Akdeniz Caddesi'nde açılan şubelere 1994 yılında eklenen Aksaray şubesi, aynı zamanda yeni yapılanmanın adı oldu. Bunlara Fatih, Dudullu, Bayrampaşa, Florya, Kavacık eklendi. 2007'ye gelindiğinde Esenyurt ve Esenler-Giyimkent şubeleri ile toplam sekiz şubenin son halkaları oldu. Türk Mutfağını dünyaya yayma misyonundan çıkan Büyükçekmece Atirus ile Bayrampaşa Aquarium Alışveriş Merkezleri ise zincirin 'Fast-Food' ayağını oluşturdu. Ziya'nın sektöre getirdiği yeniliklerden bazıları ise şöyle: 1994 yılında mutfağını misafirlerine açarak, “açık mutfak” uygulamasını başlattı. Kebabı fastfood hale getirdi. Restoran sektörünün ilk ve tek okulu olan “Ziya Akademi” ile sektöre sertifikalı iş gücü kazandırdı.
Bu odaya “Altın Daire” denmesinin ise özel bir sebebi var. Bu odanın içerisinde yer alan mobilyalardan, tavana varana kadar her şey altın işlemeli. Lale motifleri ve altının o özel rengi bir araya gelince odaya saray odası havası gelmiş. Odadaki yatağın örtülerinden, çarşaflarına varana kadar her şey çok özel. Ziya konsepti içinde görmeye alışık olduğumuz altın odaların yanında yeni bir konsept olarak karşımıza çıkan altın daireler çok konuşulacak gibi. çok ses getirecek. Şimdilerde özenle hazırlanmış ve saray havasının her köşesine işlendiği bu özel odalar, özel misafirlerini bekliyor.






