Hayat Şiddete karşı dolmuşta birleştik

Şiddete karşı dolmuşta birleştik

Şiddete karşı dolmuşta birleştik

Topkapı-Zeytinburnu hattının minibüs şoförü Mehmet Şirin, kadına yönelik şiddet karşısında farkındalık oluşturan kampanyasıyla şoför arkadaşlarını bir araya getirdi. 25 şoför araçlarını kadına karşı şiddet, çocuk istismarı ve hayvan haklarıyla ilgili afişlerle süsledi. Şirin, “İstismar ve şiddet karşında birleştik. Bu mesajlar insanlara farkındalık kazandırabilir” diyor.

Merve Akbaş Yeni Şafak
Mehmet Şirin, minibüsünde yer alan sosyal mesajlarla yolcularına farkındalık kazandırmaya çalışıyor.
Mehmet Şirin, minibüsünde yer alan sosyal mesajlarla yolcularına farkındalık kazandırmaya çalışıyor.

Topkapı-Zeytinburnu hattında çalışan minibüs şoförü Mehmet Şirin, minibüsünde yer alan sosyal mesajlarla yolcularına farkındalık kazandırmaya çalışıyor. Şirin, iki yıldır tek başına yürüttüğü kampanyayı diğer minibüs şoförü arkadaşlarını da dahil ederek büyütmüş. Şimdi Topkapı Zeytinburnu hattında çalışan 25 şoför kadına karşı şiddet, çocuk istismarı ve hayvan hakları konusunda bir araya gelmiş durumda. Minibüslerin içi şiddet karşıtı, bilgilendirici mesajlarla dolu. Şirin ve arkadaşları bu mesajların insanları etkileyeceğini, farkındalığın da şiddet olaylarını azaltacak bir neden olacağına inanıyor. Kadın, çocuk ve hayvan hakları konusunda başlattıkları bu kampanyanın hikâyesini Mehmet Şirin’le konuştuk...

Bu kampanyayı ne zaman başladınız?

İki yıl önce Ağrı’da Leyla isimli bir küçük kızımız istismara uğramıştı. Türkiye bu haberi aylarca konuştu. Ben de bir insanım, bir babayım. İster istemez bu konuda bir şey yapmak istedim. Aklıma minibüsüme binen insanlara verebileceğimiz bilgiler geldi. En azından onlarda bir farkındalık oluşturabilirdim. Çocuk istismarı, kadın cinayetleri hatta hayvan hakları. Hepsiyle ilgili etiketler yapıştırdım aracıma. Giren bu sloganları, cinayetlerle ilgili rakamları okuyor. Bu sorunla yüzleşiyor, farkındalık kazanıyor.

Şimdi Topkapı Zeytinburnu hattında çalışan 25 şoför kadına karşı şiddet, çocuk istismarı ve hayvan hakları konusunda bir araya gelmiş durumda.

KALBİ KIPIRDAMAYAN İNSAN YOK

Yolcularınız bu etiketlerin amacını soruyor mu?

Tabi. Merak eden, soran, teşekkür edenler oluyor. Sonuçta bu araca bir günde en az 400 kişi biniyor. Ben bunların 300’ünün bu konularda bilinçlendiğini, farkındalık kazandığını düşünüyorum. Bu arabaya binip de kalbi kıpırdamayan insan bence yoktur. Var mıdır sizce?

Ne kadar zamandır şoförlük yapıyorsunuz?

10 seneye yakın süredir bu işi yapıyorum. Üç çocuk babasıyım, iki oğlan bir de kız. 36 yaşındayım. Lise mezunu oldum. Okumanın devamı gelmeyince atıldık bu işe. Ben bu arabaya binen bir kişi bile bilinçlendirebiliyorsam ne mutlu bana. Amacım buydu.

ELİMDEN GELEN BU OLDU

Etiketleri nereden buldunuz?

Ben kendim hazırladım. İnternetten bazı görseller bularak, bu görsellere çeşitli sloganlar yazarak işe başladım. Sonra matbaada bunları bastırarak araca yapıştırdım.

Nereden aklınıza geldi peki?

Duygusal bir yapım var. Bu dünyada bir çocuk üzülsün ister mi insan? Ben de istemiyorum. Tabi bir de Diyarbakırlıyım. Bizim oralarda maalesef kadına yönelik şiddet haberlerinin yanında birbirini tanımayan insanların evlenmesi, berdeller, çocuk gelinler oluyordu. Bunlar tabi çocukluğumuzda, gözümüzün önünde oldu. Ben bunlardan çok etkilendim. Bu tip haberler duyduğumda çok etkilendim. Bir şey yapmam gerekiyordu. Elimden gelen de bu oldu.

HEDEFİM BİN ARACA ULAŞTIRMAK

Peki bu bir kampanyaya nasıl dönüştü?

Ben süreç içinde sürekli etiketleri arttırdım. Bazı afişler astım. Bir yolcumuz aracın fotoğraflarını çekip Avrupa Birliği’nin Sivil Düşün isimli projesine göndermiş. Benim bile haberim yoktu. Sonra Ankara’daki Avrupa Birliği merkezinden beni aradılar ve “bu projeyi büyütmek ister misin?” diye sordular. Ben zaten sürekli bunun için uğraştığımdan hemen kabul ettim. Beni programa dahil ettiler ve birlikte çeşitli etiketler hazırladık. Ben bu etiketleri, afişleri minibüs şoförü arkadaşlarla paylaşarak kampanyayı büyütmeye çalışıyorum. İstismar ve şiddete karşı birleştik. Bu mesajlar insanlara farkındalık kazandırabilir.

Şoför arkadaşlarınız ne tepkiler veriyorlar?

İnanın hepsi destekledi beni. Hatta durak yöneticilerimiz de bir o kadar destek veriyorlar. Arkamda durdular. Benim için önemli olan zaten manevi destek. İnsanların farkındalık kazanmasını istiyorum.

Şu an kampanyaya dahil olan kaç arkadaşınız var?

Topkapı – Zeytinburnu hattında çalışan 25 minibüs şoförü arkadaşım şu an kampanyaya dahil oldular. Etiketleri araçlarına yapıştırdılar. Amacımız halkta farkındalık oluşturmak, onlara mesaj iletmek. Bu araçları her kesimden, her yaştan insan kullanıyor. Herkes bize destek veriyor, tebrik ediyor. Hedefim bin araca bu etiketleri ulaştırmak. Tabi sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de minibüslerin bu mesajları halka ulaştırmasını istiyorum. Bunu başarabilsek çok güzel olacağına inanıyorum.

Mehmet Şirin 'Cevizlibağ’da 30-40 tane kedimiz var' dedi.

100 hayvana yem veriyoruz

Minibüste, hayvanlara mama almak için cüzi bir ücrete su satıyorsunuz. Bu kampanyayı nasıl başlattınız?

Ben her zaman hayvanlara yem veriyordum. Cevizlibağ’da 30-40 tane kedimiz var. Arabada temizlik yaparken bazen oraya park ediyordum. Kediler de etrafımda dolaşmaya başlıyordu. Onlar için bir şey yapmak istedim. Mama aldım, verdim. Hatta araca da, “Bu aracın aylık gelirinin bir kısmı sokak hayvanlarına harcanmaktadır” diye bir yazı da astım. Ancak bu yeterli olmadı. Hayvan sayısı da artı. Ben de ufak bir soğutucuyla minibüste su satmaya başladım. Yolcularımız sağolsun destek verdiler. Bu suların ücreti tamamen kedilere gidiyor. Böylece daha fazla kediye mama sağlayabiliyorum. Tabi bir de engelli kardeşlerimize bu vesile ile araç almak istiyorum. Şimdi Zeytinburnu’nda böyle engelli bir kardeşim var. Benden haber bekliyor. İnşallah bir iki ay içinde ona böyle bir hediyemiz olacak.

Eşiniz, aileniz ne tepki veriyor bu kampanyalara?

Eşim en büyük destekçilerimden biri. Kızım 7 yaşında, o da bana destek oluyor. Akşam 9 olduğunda kızım beni arar, “Hadi baba gel de kedilere yiyecek götürmeye gidelim” der. Her akşam onunla kedilere mama vermeye gideriz.

Topkapı-Zeytinburnu hattının minibüs şoförü Mehmet Şirin, kadına yönelik şiddet karşısında farkındalık oluşturan kampanyasıyla şoför arkadaşlarını bir araya getirdi.

Evim gibi bakıyorum

Minibüsünüz bildiğimiz minibüslerden değil...

Ben aracıma evim gibi bakarım. Her gün yıkıyorum. Yolcularımla da aramda iyi bir bağ var. Onlara her yere dokunabilirsiniz, dezenfekte ettim diyorum. Bazen bazı yolcularım, “kaptan bizim evimiz bu kadar temiz değil” diye takılıyorlar. Bu beni mutlu ediyor. Bazen de bir anne ve çocuğun konuşmasına şahitlik ediyorum. “Bu aracı görünce çekinmeden binebilirsin” diye öğütlüyor. Bu araçta insanlar kendilerini güvende hissediyor. Bu benim gurur kaynağım.

Maalesef genelde yaygın olarak kabul görmüş minibüs şoförü imajı daha olumsuz çağrışımları içerir.

Çoğu arkadaşım, yolcum “sayende minibüs şoförlerinin imajı değişiyor” diyor. Gerçekten plakaya bakıp, binen yolcularım var. Ben halk içinde minibüs şoförüyüm demekte çekiniyorum bazen. Çünkü imajımız kötü, maalesef kötü örnekler yaşanıyor. Tabi her meslek grubunda iyi ve kötü insan var. Bir de insanların bu konuda bilinçlenmesi lazım. İnsanlar nasıl evleniyorlarsa öyle de boşanırlar. Biz neden bir insana şiddet gösterelim? Şiddete karşı birleşirsek bir sonuç alabiliriz.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.