Temmuz Direnişi'nin ilk 11'i

Yeni Şafak
09:004/08/2016, Perşembe
G: 4/08/2016, Perşembe
Cins Dergisi

FETÖ'nün TSK'nın içinde örgütlenerek 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdiği hain darbe girişimi sonucu 248 vatansever şehit düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı üzerinde sokağa dökülen halk unutulmayacak bir kahramanlığa imza attı. Cins Dergi 15 Temmuz Darbe Girişimi özel sayısı ile girişime damgasını vuran 11 anı yazdı.

Gülen Cemaati'nin terör örgütü olduğunu kanıtlayan 15 Temmuz darbe girişimi, vatandaşlarımızın demokrasiye sahip çıkmak için sokağa dökülmesi sonucu püskürtüldü. Cins Dergi, tanklara karşı duran, nöbete kamyonla gelen, askerlere tek başına kafa tutan vatandaşımızın Temmuz Direnişi'ni özel sayısında yazdı.


Geri dönmeye hazır olmak!

Tokat ya da bir başka derin Anadolu. Mühim değil. Çok görmek,

çok yaşamak, çok çekmek. Eskiler iyi bilir, böyle bir cümle, hemen

yanı başımızda. Hemen. Bir taburenin üzerinde uyuya kalmak

sonra. Bir eliyle bayrağına sıkı sıkıya tutunan başörtülü bir teyze

ve yanında kahverengi takkesiyle mütebessim yaşlı bir amca.

Teyzeler ve amcalar. İyi ki varlar. Çok Mayıslar, Martlar, Eylüller,

Şubatlar ve Nisanlar görmüşler belli ki. Şimdi her şey daha başka.

Ölesiye yorgunlar, gözleri kapanıvermiş. Öyle uzun uzadıya, derin

bir uyku değil ama, biraz dinlenip meydana geri dönmeye hazırlar.

'Geri dönmeye hazır olmak' uzun bir şiir gibi. Eskiler iyi bilir.

Poz değil, post verenler!

Metin Doğan 40 yaşında bir üniversite öğrencisi. Olması gereken

yerde, olması gerektiği şekilde. Poz kesmiyor, post seriyor; “Gördüğüm

manzara beni çok etkiledi. Birden fırladım. Askerin üzerine

doğru giderken 'Ben Türk askeriyim, siz kimin askerisiniz?' diye bağırmaya başladım. Tank durdu ve ben bağırmayı sürdürdüm. Sağ tarafımda yerde ellerinde silahlarıyla duran, sol tarafımdan kamyonun

içerisinde olan askerler vardı. Bağırmaya devam ettim. Sonra tank

hareket etmeye başladı. Ben de tankın sağ paletinin altına yattım.

Tam o sırada durdu. O ölüm anını yaşmak için bekledim. Çünkü beni

sürekli uyarıyorlardı ve aksi takdirde ateş edeceklerini söylüyorlardı.

Tüm hareketimin 5-10 dakika arasında gerçekleştiğini düşünüyorum.

Eğer darbeciler başarıya ulaşacak olsalardı, ölmeyi ve o anı görmemeyi

çok isterdim. O zaman kendimi mutlu hissedecektim. Tank üzerimden

geçseydi 161 kişi gibi şehit olacaktım.”

Koltuk değneklerinden kanat yapmak!

Koltuk değnekleri, protez bacaklar ya da tekerlekli sandalye. Uzun

bir yürüyüşe engel değil hiç biri. Öyle ya, ayaklarını toprağına basamasan

da vatan. Basanların hatrına!

Bayburt Bayburt olalı... Aziziye Savunması!

Eskimiş bir traktör kasası. İçi merhamet ve cesaret dolu. Türkiye'nin

kalbine benziyor. Almışlar ellerine baltalarını, gâvura doğru

sefere çıkıyorlar. Bayburt Bayburt olalı böyle bir direniş görmüş

müdür bilinmez. Ama bir ülke neden yıkılmaz sorusunun tarih

kitaplarına sığmayacak cevabı eskimiş bir traktör kasasına sığar

belki. Nene Hatun hep 20 yaşında! Torunları da öyle!

Sivil Halk Kuvvetleri

Tankın üzerine çıkmış sivil halk kuvvetleri. Şiir gibi bir görüntü.

Bu görüntünün şiir olmaklığı tankın ezip geçeceği değerlerle ilgili.

O değerlere tutuna tutuna geldik buraya. Takriben 1000 yıldır bu

mesele böyle. Tankın neyi ezeceğinin farkında halk. Aynı kuyuya

beş kere düşülmez. Tankı durdurmayı başarmanın yolları da hep

milletin ferasetine çıkar. Tanklar yürütüldüğünde, önce Amerika'nın

sesi duyulur. Sonra çocuklarının. 90 yıllık kural. Temmuz

Direnişi caizdir. Yerli ve millidir. Hiçbir şey değilse bile, paletlerin

arasına sıkıştırılan o taşlar bizimdir!

Darbe ninnileri dinlemeden uyumak!

Çocuklar uyuyor. Uyusun çocuklar. Darbe ninnileri dinlemesinler.

Çocuklar uyuyor, üzerleri vatanla, bayrakla, namusla örtülü.

Soğuk kaldırımlarda güzel bir Türkiye rüyası görüyorlar. Anneleri,

babaları, abileri, ablaları direnişte. Temmuz sıcak. Gökyüzü

kan-kızıl. Çocuklar uyuyor. Uyusun çocuklar. Çünkü uyanıp sorarlarsa

eğer, gerçekten uzun hikâye. 'Bizim askerlerimiz bize

niye kurşun sıkıyorlar bizi sevmiyorlar mı' sorusunun cevabını

anlamaları için biraz Eylül lazım, biraz Şubat ya da çokça Nisan. Ve

şimdi Temmuz. Uğursuz ninnileri dinlemesinler. Uyusun çocuklar,

nasılsa üzerleri bayrakla örtülü. Yani namus ve umutla.

Öfkemi tanı!

O elinde tuttuğun silahın sahibi geldi, gözlerimi asla kaçırmam

gözlerinden, öfkemi tanı, namlunu bana çevirdiğin gün bunun hesabını

en ağır şekilde soracağımı aklından çıkarma. Oturduğunuz

kışla, giydiğiniz üniforma ve boğanınızdaki lokma milletindir. Söz

milletindir. Sözümü kesme. Varlığınız, varlığını tehdit ettiğiniz

milletin hatrınadır. Milletin sayesindedir bütün ulu ihtişamınız.

Peygamber ocağına kurban veririz kınalı kuzularımızı. Emanet

ederiz oğullarımızı. Benim canım zaten sana feda. Namlunu bana

çevirme! O elinde tuttuğun silahın sahibi geldi, haddini bil general!

Makyajsız generallerin ve köpeklerin gecesi

Toplu hatıra fotoğrafı. Generaller gecesi. Omzu kalabalıklar merasimi.

Tarihin önünde hesap verecek olanların makyajsız hatırası.

Yurtta Sulh Konseyi. Acı bir hatıra. Eğer başarılı olsalardı, bol

yıldızlı üniformaları, mağrur bakışları, parlak güneş gözlükleri ve

çok makyajlı yarı-tanrı halleriyle meydana çıkacaklardı. Ama meydan

onlardan önce davrandı. Boynuna kement atmaya çalıştıkları

halk, o kementten bir hamleyle kurtularak yüzlerine doğru fırlattı

bu aşağılık girişimlerini. Evet, kahramanca o uğursuz suratlarına

geri fırlattılar. Şimdi yüzlerine tükürebilirsiniz. Bu boş bakışları

asla unutmayın. Bu boş bakışlar 'hesap edilemeyen her şey'in

simgesi çünkü.

Sahibinin sesi

Köpeklerin gecesinde yüksek sesle söylenen bir bildiri. Zavallılar

orkestrası. Başından beri hükümsüz bir klişe sözler yumağı. Sarışın

bir hanım, sıkıntılı yüz ifadesiyle stand-up tadındaki bu metni

okuyor ekranda. Bunu okuyor olmaktan memnun olmadığı her

halinden belli. Okuduğu gayet ilerici bir metin. -En azından Bağdat

caddesinden öyle görünüyor- Hepinizi cezaevlerine doldurup

üstünüzden silindir gibi geçeceğiz demiyor, işkencehaneler kurup

soyunuzu kurutacağız demiyor, ülkenin bütün kazanımlarını silah

zoruyla yok edip halkın ekmeğine ortak olacağız demiyor, Türkiye'yi

küresel köle haline getirip alnınıza kara bir leke çalacağız

demiyor, Amerika'dan işareti aldık canınıza okuyacağız demiyor.

Ya ne diyor, adalet vadediyor, çağdaşlık, modernlik, iyilik, güzellik

falan. Askeri darbe yaparak iradesini çalmaya kalktığı insanlara

söylüyor bunları. Oysa sahibinin sesi yankılanıyor her vurgu ve

cümlede. Ve 'sahipsiz' değil memleket!

Millet geldi, no tantana!

Bazen öyle olur. Millet dara düşer ve birinin yetişmesi gerekir. O

biri herkestir. Kara çarşafı bir abla, sınıflar üstü ehliyetiyle herkes

gibi yapar. Atlar kırmızı kamyonuna, doldurur kasasına al bayraklı

gençleri ve yanına co-pilot olarak bir kadın arkadaşını da alarak

revan olur yollara. Belki az önce kahve içiyorlardı birlikte ya da

mutfakta bulaşıklarla falan uğraşıyorlardı, ama görev çıktı, o zaman

şimdi meydana destek zamanı. Bazen öyle olur.


Başı dik ablanın, alnı açık, önemli bir şey yaptığının farkında bile

değil, can taşıdığının bilincinde olduğunu gösteren dikkatli bir

karşıya bakış ve elinde tuttuğu direksiyona mutlak bir hâkimiyet.

Hâkimiyet milletindir. Millet geldi! Kırmızı kamyonlarına doluştular

bir gece, meydanları doldurdular, Menderes'in idam edildiği

geceye benzemesin diye bir daha hiçbir gece!

Darbe çok güzel gelsene!

O yavşak tebessüm. Ağlak vaizin eteğine tutunan robotik müritlerinin

yüzlerine kondurduğu kapalı devre bir şifre. Herkes bilir

ve tanır o tebessümü. Yavşaklara özgü bir sinsilikle sırıtır çünkü

hepsi. Bu duvar yazısına bakarak sırıtabilirler artık. Zira 15 Temmuz'da

teslim almayı umdukları ülkenin onurlu çocukları, bu

ebedi mankurtlara pilavdan dönerken kırılan bütün kaşıkların

hesabını sormaya yemin ettiler!

Cins Dergi 15 Temmuz Direnişi Özel Sayısı

Cins Dergi'nin tüm doya ve haberlerini takip etmek için
adresini ziyaret ediniz.
#Darbe Girişimi
#Cins Dergi
#15 Temmuz
#FETÖ