
FETÖ'nün TSK'nın içinde örgütlenerek 15 Temmuz gecesi gerçekleştirdiği hain darbe girişimi sonucu 248 vatansever şehit düştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı üzerinde sokağa dökülen halk unutulmayacak bir kahramanlığa imza attı. Cins Dergi 15 Temmuz Darbe Girişimi özel sayısı ile girişime damgasını vuran 11 anı yazdı.
Gülen Cemaati'nin terör örgütü olduğunu kanıtlayan 15 Temmuz darbe girişimi, vatandaşlarımızın demokrasiye sahip çıkmak için sokağa dökülmesi sonucu püskürtüldü. Cins Dergi, tanklara karşı duran, nöbete kamyonla gelen, askerlere tek başına kafa tutan vatandaşımızın Temmuz Direnişi'ni özel sayısında yazdı.
Geri dönmeye hazır olmak!
Geri dönmeye hazır olmak!
Tokat ya da bir başka derin Anadolu. Mühim değil. Çok görmek,
çok yaşamak, çok çekmek. Eskiler iyi bilir, böyle bir cümle, hemen
yanı başımızda. Hemen. Bir taburenin üzerinde uyuya kalmak
sonra. Bir eliyle bayrağına sıkı sıkıya tutunan başörtülü bir teyze
ve yanında kahverengi takkesiyle mütebessim yaşlı bir amca.
Teyzeler ve amcalar. İyi ki varlar. Çok Mayıslar, Martlar, Eylüller,
Şubatlar ve Nisanlar görmüşler belli ki. Şimdi her şey daha başka.
Ölesiye yorgunlar, gözleri kapanıvermiş. Öyle uzun uzadıya, derin
bir uyku değil ama, biraz dinlenip meydana geri dönmeye hazırlar.
'Geri dönmeye hazır olmak' uzun bir şiir gibi. Eskiler iyi bilir.
Poz değil, post verenler!
Poz değil, post verenler!
Metin Doğan 40 yaşında bir üniversite öğrencisi. Olması gereken
yerde, olması gerektiği şekilde. Poz kesmiyor, post seriyor; “Gördüğüm
manzara beni çok etkiledi. Birden fırladım. Askerin üzerine
doğru giderken 'Ben Türk askeriyim, siz kimin askerisiniz?' diye bağırmaya başladım. Tank durdu ve ben bağırmayı sürdürdüm. Sağ tarafımda yerde ellerinde silahlarıyla duran, sol tarafımdan kamyonun
içerisinde olan askerler vardı. Bağırmaya devam ettim. Sonra tank
hareket etmeye başladı. Ben de tankın sağ paletinin altına yattım.
Tam o sırada durdu. O ölüm anını yaşmak için bekledim. Çünkü beni
sürekli uyarıyorlardı ve aksi takdirde ateş edeceklerini söylüyorlardı.
Tüm hareketimin 5-10 dakika arasında gerçekleştiğini düşünüyorum.
Eğer darbeciler başarıya ulaşacak olsalardı, ölmeyi ve o anı görmemeyi
çok isterdim. O zaman kendimi mutlu hissedecektim. Tank üzerimden
geçseydi 161 kişi gibi şehit olacaktım.”
Koltuk değneklerinden kanat yapmak!
Koltuk değneklerinden kanat yapmak!
Koltuk değnekleri, protez bacaklar ya da tekerlekli sandalye. Uzun
bir yürüyüşe engel değil hiç biri. Öyle ya, ayaklarını toprağına basamasan
da vatan. Basanların hatrına!
Bayburt Bayburt olalı... Aziziye Savunması!
Bayburt Bayburt olalı... Aziziye Savunması!
Eskimiş bir traktör kasası. İçi merhamet ve cesaret dolu. Türkiye'nin
kalbine benziyor. Almışlar ellerine baltalarını, gâvura doğru
sefere çıkıyorlar. Bayburt Bayburt olalı böyle bir direniş görmüş
müdür bilinmez. Ama bir ülke neden yıkılmaz sorusunun tarih
kitaplarına sığmayacak cevabı eskimiş bir traktör kasasına sığar
belki. Nene Hatun hep 20 yaşında! Torunları da öyle!
Sivil Halk Kuvvetleri
Sivil Halk Kuvvetleri
Tankın üzerine çıkmış sivil halk kuvvetleri. Şiir gibi bir görüntü.
Bu görüntünün şiir olmaklığı tankın ezip geçeceği değerlerle ilgili.
O değerlere tutuna tutuna geldik buraya. Takriben 1000 yıldır bu
mesele böyle. Tankın neyi ezeceğinin farkında halk. Aynı kuyuya
beş kere düşülmez. Tankı durdurmayı başarmanın yolları da hep
milletin ferasetine çıkar. Tanklar yürütüldüğünde, önce Amerika'nın
sesi duyulur. Sonra çocuklarının. 90 yıllık kural. Temmuz
Direnişi caizdir. Yerli ve millidir. Hiçbir şey değilse bile, paletlerin
arasına sıkıştırılan o taşlar bizimdir!
Darbe ninnileri dinlemeden uyumak!
Darbe ninnileri dinlemeden uyumak!
Çocuklar uyuyor. Uyusun çocuklar. Darbe ninnileri dinlemesinler.
Çocuklar uyuyor, üzerleri vatanla, bayrakla, namusla örtülü.
Soğuk kaldırımlarda güzel bir Türkiye rüyası görüyorlar. Anneleri,
babaları, abileri, ablaları direnişte. Temmuz sıcak. Gökyüzü
kan-kızıl. Çocuklar uyuyor. Uyusun çocuklar. Çünkü uyanıp sorarlarsa
eğer, gerçekten uzun hikâye. 'Bizim askerlerimiz bize
niye kurşun sıkıyorlar bizi sevmiyorlar mı' sorusunun cevabını
anlamaları için biraz Eylül lazım, biraz Şubat ya da çokça Nisan. Ve
şimdi Temmuz. Uğursuz ninnileri dinlemesinler. Uyusun çocuklar,
nasılsa üzerleri bayrakla örtülü. Yani namus ve umutla.
Öfkemi tanı!
Öfkemi tanı!
O elinde tuttuğun silahın sahibi geldi, gözlerimi asla kaçırmam
gözlerinden, öfkemi tanı, namlunu bana çevirdiğin gün bunun hesabını
en ağır şekilde soracağımı aklından çıkarma. Oturduğunuz
kışla, giydiğiniz üniforma ve boğanınızdaki lokma milletindir. Söz
milletindir. Sözümü kesme. Varlığınız, varlığını tehdit ettiğiniz
milletin hatrınadır. Milletin sayesindedir bütün ulu ihtişamınız.
Peygamber ocağına kurban veririz kınalı kuzularımızı. Emanet
ederiz oğullarımızı. Benim canım zaten sana feda. Namlunu bana
çevirme! O elinde tuttuğun silahın sahibi geldi, haddini bil general!
Makyajsız generallerin ve köpeklerin gecesi
Makyajsız generallerin ve köpeklerin gecesi
Toplu hatıra fotoğrafı. Generaller gecesi. Omzu kalabalıklar merasimi.
Tarihin önünde hesap verecek olanların makyajsız hatırası.
Yurtta Sulh Konseyi. Acı bir hatıra. Eğer başarılı olsalardı, bol
yıldızlı üniformaları, mağrur bakışları, parlak güneş gözlükleri ve
çok makyajlı yarı-tanrı halleriyle meydana çıkacaklardı. Ama meydan
onlardan önce davrandı. Boynuna kement atmaya çalıştıkları
halk, o kementten bir hamleyle kurtularak yüzlerine doğru fırlattı
bu aşağılık girişimlerini. Evet, kahramanca o uğursuz suratlarına
geri fırlattılar. Şimdi yüzlerine tükürebilirsiniz. Bu boş bakışları
asla unutmayın. Bu boş bakışlar 'hesap edilemeyen her şey'in
simgesi çünkü.
Sahibinin sesi
Sahibinin sesi
Köpeklerin gecesinde yüksek sesle söylenen bir bildiri. Zavallılar
orkestrası. Başından beri hükümsüz bir klişe sözler yumağı. Sarışın
bir hanım, sıkıntılı yüz ifadesiyle stand-up tadındaki bu metni
okuyor ekranda. Bunu okuyor olmaktan memnun olmadığı her
halinden belli. Okuduğu gayet ilerici bir metin. -En azından Bağdat
caddesinden öyle görünüyor- Hepinizi cezaevlerine doldurup
üstünüzden silindir gibi geçeceğiz demiyor, işkencehaneler kurup
soyunuzu kurutacağız demiyor, ülkenin bütün kazanımlarını silah
zoruyla yok edip halkın ekmeğine ortak olacağız demiyor, Türkiye'yi
küresel köle haline getirip alnınıza kara bir leke çalacağız
demiyor, Amerika'dan işareti aldık canınıza okuyacağız demiyor.
Ya ne diyor, adalet vadediyor, çağdaşlık, modernlik, iyilik, güzellik
falan. Askeri darbe yaparak iradesini çalmaya kalktığı insanlara
söylüyor bunları. Oysa sahibinin sesi yankılanıyor her vurgu ve
cümlede. Ve 'sahipsiz' değil memleket!
Millet geldi, no tantana!
Millet geldi, no tantana!
Bazen öyle olur. Millet dara düşer ve birinin yetişmesi gerekir. O
biri herkestir. Kara çarşafı bir abla, sınıflar üstü ehliyetiyle herkes
gibi yapar. Atlar kırmızı kamyonuna, doldurur kasasına al bayraklı
gençleri ve yanına co-pilot olarak bir kadın arkadaşını da alarak
revan olur yollara. Belki az önce kahve içiyorlardı birlikte ya da
mutfakta bulaşıklarla falan uğraşıyorlardı, ama görev çıktı, o zaman
şimdi meydana destek zamanı. Bazen öyle olur.
Başı dik ablanın, alnı açık, önemli bir şey yaptığının farkında bile
değil, can taşıdığının bilincinde olduğunu gösteren dikkatli bir
karşıya bakış ve elinde tuttuğu direksiyona mutlak bir hâkimiyet.
Hâkimiyet milletindir. Millet geldi! Kırmızı kamyonlarına doluştular
bir gece, meydanları doldurdular, Menderes'in idam edildiği
geceye benzemesin diye bir daha hiçbir gece!
Darbe çok güzel gelsene!
Darbe çok güzel gelsene!
O yavşak tebessüm. Ağlak vaizin eteğine tutunan robotik müritlerinin
yüzlerine kondurduğu kapalı devre bir şifre. Herkes bilir
ve tanır o tebessümü. Yavşaklara özgü bir sinsilikle sırıtır çünkü
hepsi. Bu duvar yazısına bakarak sırıtabilirler artık. Zira 15 Temmuz'da
teslim almayı umdukları ülkenin onurlu çocukları, bu
ebedi mankurtlara pilavdan dönerken kırılan bütün kaşıkların
hesabını sormaya yemin ettiler!
Cins Dergi 15 Temmuz Direnişi Özel Sayısı
Cins Dergi 15 Temmuz Direnişi Özel Sayısı
#Darbe Girişimi
#Cins Dergi
#15 Temmuz
#FETÖ


















