Yassıada'da bir yiğit vardı

Ekrem Aktaş
00:009/06/2010, Çarşamba
G: 8/06/2010, Salı
Yeni Şafak
Yassıada'da bir yiğit vardı
Yassıada'da bir yiğit vardı

Bir Yiğit Vardı, Adnan Menderes hakkında yazılmış en kapsamlı biyografilerden biri

2010 Mayıs'ında Türk siyasi tarihinde iki yıldönümün 50. ve 60. yıldönümlerini yaşıyoruz. Biri Adnan Menderes'in Demokrat Parti ile iktidara gelişi diğeri de yine aynı ay içinde cumhuriyet tarihinin ilk darbesiyle iktidardan darağacına giden sürecin başlaması.

Cuntacıların idam ettiği Adnan Menderes'in hayatını konu alan Gazeteci Erdal Şen'in 'Bir Yiğit Vardı' kitabı, Başvekil'in şimdiye kadar pek bilinmeyen yönlerini keşfe çıkarıyor okuru. Çocukluk günlerinden, gençlik yıllarına, CHP'li günlerden, İnönü'yle kavgalarına, özel hayatından, hiç duyulmayan özelliklerine kadar on yıllık başbakanlık süresinde Menderes'in kişiliğine dair bir çok ipucu kitapta mevcut.

BARKER RAPORU NEYİ DAYATTI

Menderes'in insani boyutunu öne çıkaran ve kalkınma rampasına soktuğu Türkiye'de hangi güçlerle mücadele ettiğini anlatan onlarca anekdota kitapta yer veriliyor. Kitapta cevabı verilen sorular da bir hayli çarpıcı: Menderes'in Kürt politikası neydi? Dindar mıydı? Laikliğe bakışı nasıldı? Dış politikada kimlerin ayağına basmıştı? Bilinmeyen özellikleri neydi? Menderes'e Barker Raporu ile neler dayatıldı, Menderes raporu neden kabul etmedi? Rapor kabul edilmediği için Türkiye neler kazandı? Dünya Bankası Temsilcisini neden kovdu? TİME Dergisi kapağında O'nun için neler söylenmişti? Kaç baraj, kaç fabrika kazandırmıştı?

'Bir Yiğit Vardı' kitabının zamanlaması da iki açıdan dikkat çekici.

İlki, 27 Mayıs'ın 50. yılına özel hazırlanmış olması. Diğeri de darbe planlarının gündemde olduğu bir dönemde basılması. Kitap darbelerin anası sayılan 27 Mayıs'ı adeta sorguluyor. Kitabın içinde verilen bilgiler hem 27 Mayıs darbesini şimdiye kadar olmadığı ölçüde yeriyor, hem de buradan yola çıkarak 'darbelerin neden ülkeye ihanet anlamı taşıdığı ve neden demokrasinin gerekli olduğu' konusunda net fikirler veriyor. Bir darbenin adım adım nasıl oluşturulduğu, basının darbecilere sağladığı stratejik destek dönemin gazete kupürlerinden verilen örneklerle aktarılıyor. En önemlisi de bir darbenin toplum üzerinde oluşturduğu travma ve ülke gelişimine ne denli bir tırpan vurduğu kitabın ana fikirleri arasında. Kitap, “Neden darbeler kötüdür, neden demokrasi gereklidir?” sorusuna iyi bir cevap niteliğinde.

Menderes dönemiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen ve halen TRT-1'de yayınlanmakta olan 'Ali Adnan-Başvekil' belgeselinin konsept danışmanlığını yapan Gazeteci Erdal Şen'in kaleme aldığı kitap, bir biyografi kitabı olmasına karşın roman tadıyla bir çırpıda okunabilecek akıcı bir üsluba sahip. Özellikle girişinden itibaren bir sinema perdesinden film izlercesine kitap sizi satırları arasında sürüklüyor. Menderes'in hayat hikayesi kronolojik bir sıra ile ilerlerken, aynı zamanda Türkiye'deki tarihi gelişmelere ilişkin anlatımlara da yer veriliyor. Ekonomi, dış politika ve sosyal anlamda Menderes'in yaptıklarından söz edilirken, konular birebir yaşanmış anekdotlara dayandırılıyor.

SANTRAFOR MENDERES

Yitik Hazine Yayınları tarafından yayınlanan 'Bir Yiğit Vardı' adlı kitabın ilk kısmında merhum Menderes'in gençlik yıllarında Karşıyakaspor'da santrafor oynaması, yüzücülüğü, iyi bir bilardo oyuncusu oluşu, Milli Mücadele günlerinde kurduğu çete gibi siyaset öncesine ait birçok insani öyküyü merakla okuyoruz.

Abdülhamid'in ailesini tanımayan Fransa Büyükelçisini kovmaktan beter etmesi ve Osmanlı hanedanlarını Türkiye'ye getirmek için verdiği mücadelenin öyküsü, Kocatepe Camii'ne yardım için atlarını satması, iktidara gelişiyle birlikte hangi yasakların sona erişi, İstanbul için yaptığı imar hamlesiyle şehre kazandırdıkları, parti içinde uğradığı ihanetler, İnönü'yle kavgaları, ABD Başkanı Eisenhower'e çektiği rest, Fransa'ya karşı Cezayir direnişine verdiği silahlı destek, bölgede izlediği Osmanlı modeli, İmam-ı Azam'ın türbesindeki tarihi mesajı, Bağdat Paktı çerçevesinde bölge ülkeleriyle yürüttüğü trafiğe ilişkin Celal Bayar'la aralarındaki gizli yazışmalar kitapta ilgiyle okunacak bölümlerden.

GAP PROJESİNİN GERÇEK SAHİBİ

'Bir Yiğit Vardı' isimli kitapta 27 Mayıs'a doğru Menderes'in evinde yaşananlar, cuntacıların karalama kampanyaları ve Yassıada günleri boyunca ailenin çektiği çileler okununca içleri burkuyor. Menderes'in idamla yargılandığı davada yaptığı tarihi son savunma ve yine mahkemenin devam ettiği sürede seçilen savunma örnekleri dikkatle okunmalı. Kitapta ayrıca Aydın Menderes'le yapılmış geniş bir röportaj ile çok sayıda yeni fotoğrafın yer aldığı bir 'Menderes Albümü' bulunuyor.

Türkiye'deki birçok yatırımın altında Menderes'in imzasının bulunduğunu da kitap sayesinde öğreniyoruz. Turgut Özal ve Süleyman Demirel arasındaki GAP polemiğine kitapta farklı bir bakış getiriliyor ve GAP'ın esas sahibinin Adnan Menderes olduğu iddia ediliyor. Keban Barajı'nın Menderes'in talimatıyla daha 1950'lerin ortalarında projelendirildiği ifade edilerek o günlerde hazırlanan fizibilite raporlarından örnekler veriliyor. Boğaz köprüsünün ihalesi için ön protokollerin henüz o günlerde hazırlandığı, bugünlerde popüler hale gelen Çekmece Nükleer Merkezi'nin Menderes döneminde projelendirildiği, ilk traktörün, ilk yerli lokomotif 'Karakurt ve Bozkurt'un hikayesi de ilk kez bu kitapta gündeme getiriliyor.