Hicaz Demiryolu: Osmanlı"nın kutlu projesi

00:0029/03/1999, Pazartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
İhsan Deniz

Bindokuzyüzdoksanaltı yılındaki Umre ziyaretimde, Medine''de, doğrusu pek de bakımlı bulmadığım ecdâd yadigârı o tren istasyonunu gezerken, derin bir sızının içimi kaplamasına engel olamamış; öte yandan, kuruluşunun 700. yılını kutladığımız, ama bir takım soytarılar tarafından dudak bükülerek hafife alınan Osmanlı''nın ''Hicaz Demiryolu'' projesiyle nasıl bir ideali hayata geçirdiğini tahayyül etmeye çalışmıştım. Elbette Osmanlı zihniyetinin İslâm Medeniyeti ekseninde değerlendirilmesi doğal olan

Bindokuzyüzdoksanaltı yılındaki Umre ziyaretimde, Medine''de, doğrusu pek de bakımlı bulmadığım ecdâd yadigârı o tren istasyonunu gezerken, derin bir sızının içimi kaplamasına engel olamamış; öte yandan, kuruluşunun 700. yılını kutladığımız, ama bir takım soytarılar tarafından dudak bükülerek hafife alınan Osmanlı''nın ''Hicaz Demiryolu'' projesiyle nasıl bir ideali hayata geçirdiğini tahayyül etmeye çalışmıştım. Elbette Osmanlı zihniyetinin İslâm Medeniyeti ekseninde değerlendirilmesi doğal olan hizmetleri, söz konusu demiryolu ve Medine ile sınırlı değildi. Merkezi İstanbul olduğu halde, çok uzak diyarlara ve hassaten o kutlu beldelere, dünyanın etrafında döndüğü Mekke''ye de büyük maddî/manevî katkı ve hizmetlerde bulunma şerefine nail olmuştu Osmanlı..

Hicaz Demiryolu, İstanbul ile Medine arasındaki manevî köprü rolünü üstlenmekle kalmamış; geçtiği yerlerde sosyal ve ekonomik bir katma değerin doğmasını sağlamış ve en önemlisi de her dilden, her etnik kümeden, her coğrafyadan insanın aynı ruh potasında birliktelik imkânı bulmasının önünü açmıştır. Ayrıca, Hacc''ın şartlarından olan yol emniyeti hususunda, büyük kolaylık getirdiğini de unutmamak gerekiyor.

Bugünlerde, dünya Müslümanları''nın benzer duygularla biraraya gelerek toplandığı Mekke ve Medine''deki ''büyük buluşma''nın heyecanı yaşanırken; bu yüz yılın manevî dinamiklerinden biri sayılan Hicaz Demiryolu''nun, dönemi için nasıl bir işlevi haiz olduğu tekrar düşünülmeli diyorum ben.

Zira, günümüz şartlarında Hacc''a gidişin uçakla 2.5 saati aşmadığı ve büyük kolaylıkların sağlandığı bir vakıa olsa da; yüz yılın başında kara yolculukları ve gemiyle ulaşımın günler, haftalar aldığı unutulmamalı. İşte o günlerde, dünyanın her tarafındaki Müslümanlar''ın ekonomik katkılarıyla 8 yılda tamamlanan Hicaz Demiryolu; insanların daha rahat, güvenli ve hızlı ulaşım imkânıyla o kutlu beldelere gidişini sağlaması bakımından önemli bir yatırımdı.

Geçtiğimiz Ramazan ayında Kanal 7''de "Hicaz Demiryolu" ''belgesel''ini büyük bir memnuniyetle izlemiştik. Şimdi, elimizin altında, her an baş vurabileceğimiz bir esere daha sahibiz. Sponsorluğunu Albaraka Türk''ün yaptığı "Hicaz Demiryolu" başlıklı ''fotoğraf albümü'' hem bir tarih belgeseli ve hem de göz dolduran bir kültür hizmeti olarak yayınlanmış bulunuyor. Büyük boy, kuşe kâğıda basılı ve birbirinden hoş renkli/siyah-beyaz fotoğraflarla süslü söz konusu eserin, hatırı sayılır bir maliyeti olduğu muhakkak. Mustafa Aksay, albümün başında kaleme aldığı Hicaz Demiryolu''nun kısa tarihçesiyle, önemli bilgiler veriyor. Ve ardından, fotoğraf karelerine sığmayacak denli kapsamlı ve derinlikli olan bir zihniyetin ürünü, bir sürü materyal..

Özel finans kuruluşlarının, maddî imkânları dolayısıyla kültür dünyamıza çaplı katkılarda bulunması gerektiğini, hatta bu konuda bizi hayıflandıracak denli uzak kalışlarına olan itirazımızı dillendirdiğimizi hatırlayanlar çıkacaktır. Albaraka Türk, bu bağlamda iyi bir adım attı. Dileriz, devamı gelir. Söylemek bile fazla: Dünya, paradan ibaret değil!

Not: Geçirdiğim gribal infeksiyon nedeniyle, geçen hafta bu köşede yer alamadım. Rahatsızlığımı kendilerine ilettiğim halde, nedense, sayfa yönetimi bunu bir notla okuyucuya duyurmayınca; yazımı her haftaki yerinde göremeyip merak eden birçok dost, beni telefonla aramak zahmetinde bulundu. Sağolsunlar; ilgilerine teşekkür ediyorum. Bu not vesilesiyle de, tüm Müslümanlar''ın mübarek Kurban Bayramı''nı kutluyorum. İ.D.