‘Perde’…

04:003/06/2023, Cumartesi
G: 3/06/2023, Cumartesi
Nedret Ersanel

Bir… “Türk Devletleri Teşkilatı’nın ekonomik iş birliğini güçlendirmek amacıyla oluşturduğu ‘ Türk Yatırım Fonu ’ resmen kuruldu. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan ’ın üyesi olduğu, merkezi İstanbul’da bulunan fona 4 ülkenin daha katılması bekleniyor”… İki… “BRICS üyesi Brezilya ‘ Güney Amerika Zirvesi ’ düzenledi. Zirvede bölgesel entegrasyon için görüş birliğine varılırken, kıta için ortak para birimi önerisi gündeme getirildi. Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay ’ın

Bir…

“Türk Devletleri Teşkilatı’nın ekonomik iş birliğini güçlendirmek amacıyla oluşturduğu ‘
Türk Yatırım Fonu
’ resmen kuruldu.
Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan
’ın üyesi olduğu, merkezi İstanbul’da bulunan fona 4 ülkenin daha katılması bekleniyor”…

İki…

“BRICS üyesi Brezilya ‘
Güney Amerika Zirvesi
’ düzenledi. Zirvede bölgesel entegrasyon için görüş birliğine varılırken, kıta için ortak para birimi önerisi gündeme getirildi.
Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay
’ın oluşturduğu bloğun ortak paraya geçmesi önerildi. Öneri, ‘dolarsızlaştırma’ politikalarının devamı niteliğinde. Zirvede
Venezuela
BRICS’a üyelik talebini açıkladı.
Rusya, Çin ve Brezilya
talebi memnuniyetle karşıladı”…

Üç…

“İran’da geçen hafta düzenlenen ‘
Asya Takas Birliği
(ACU)’ zirvesinde dolarsızlaştırma baş gündem maddesi olurken, giderek yaptırım aracına dönüşen SWİFT’e alternatif yeni finansal sistem de ele alındı. ACU,
Hindistan, Pakistan ve İran dahil 9 ülkenin
merkez bankalarından oluşuyor”…
ÜZERİNDE VE DIŞINDA…

Uluslararası ve yerli medyada genellikle ‘mobilya fuarı’ muamelesi görse de bu zirveler, küresel eğilimin akış hızı ve debisi hakkında önemli işaretler veriyor. Kaldı ki, daha kalıplı olanlar da var…

18-19 Mayıs’ta yapılan ‘
Çin-Orta Asya Zirvesi’
veya ABD liderliğinde yapılan ‘
G7 Hiroşima Zirvesi
’ gibi…

Her iki zirve farklı kutupları temsil etse de temel motivasyonları Rusya ve Çin’di. G7, bilinen duruşları dışında farklı bir şey söylemeyen tekrar toplantılardan biriydi. Ancak Orta Asya zirvesi, sadece kutuplar arası çekişmenin tezahürlerinden biri olarak değil, baskı yaptığı alanlar, artı, Rus-Çin ilişkilerine dikkat çekici sayfalar açtı…

Şimdi inceleyecek değiliz çünkü daha öncelikli durum var. Türkiye’nin 14-28 Mayıs sonrası ortaya çıkan yeni stratejik konumunun taraflara ne söyleyeceği…

Ankara, Doğu-Batı çatışmasının sembolüne dönüşen Ukrayna savaşının getirdiği baskılar altında. İsveç’in üyeliği, Transatlantik İttifak’taki yerine sahip çıkması gerektiği, Rusya ilişkilerine çeki-düzen vermesi talebi, Avrupa dengeleri, vb…

Şimdi, Pasifik’ten hareket ederek,
Orta Asya-Batı Asya-Kafkaslar-Ortadoğu
çizgisinden yürüyen/yükselen Doğu ağırlığını da sınırlarında hissetmeye başlıyor…
KADRAJ 360 DERECEYİ GÖSTERMEZ…
Türkiye’nin yakın dönem dış politikasında Batı/ABD ile ilişkiler parlak bir çizgi izlemedi. Bu da en kibar ifadeyle. Seçimlerin ardından değişiklik olup-olmayacağı ve Doğu-Batı çekişmesinin 10 yıl içinde finale varacağı tartışmaları arasında
Türkiye’nin seçimi
kritik yer tutuyor. Her bunun farkında. Seçimlere yönelik yüksek ilgi bunun ispatıydı.

Kimi sonuçlarını Temmuz ayında Litvanya-Vilnius’da gerçekleşecek NATO zirvesinde göreceğiz. Burada Türkiye’nin İsveç konusunda ne karar vereceği ve Rusya ile ilişkilerinde Ukrayna-Batı çizgisine ne kadar yaklaşacağını anlayacağız. Bu yüzden şu sıralar NATO’dan Ankara’ya daha çok mesaj geliyor. ABD Başkanı Biden’ın seçim ertesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayan ilk lider olması, takiben Çavuşoğlu-Blinken görüşmesi, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in Türkiye’ye yapacağı ziyaretin nedeni bu.

Türkiye ana cephe dışında gelişen mevzi krizlere karşı da teyakkuz halinde. Batı ucunda Rusya tarafından beslendiği düşünülen
Balkan
krizi ile Doğu kanadında ABD/İngiltere tarafından yakılması olası
Kafkasya
krizi gibi. Ne Kosova ne de Azerbaycan’ı kapsayacak herhangi krizde Ankara’nın tarafsız kalması mümkün gözükmüyor.

Bunları yönetme/ele alış biçimi, Türkiye’nin mevcut denge tutturma stili kadar, seçimlerle gelen yeni gücüyle de alakalı…

‘ONLAR TARAFINI SEÇSİN’!..
Ancak asıl anlamamız gereken bu sorunların veya potansiyel diğerlerinin “tali” olduğudur. Bu önemsiz oldukları veya canını sıkamayacak kadar küçük dertler olduğu
anlamına kesinlikle gelmiyor.
Diğer meselenin çok
daha büyük
olduğu anlamına geliyor. Kaldı ki Türkiye’nin her iki sorunu kesecek gücü bulunuyor. Hatta
bir krizi diğer krize göstererek ‘süper güçleri’ ikna kabiliyeti de bulunuyor!
Tıpkı Ukrayna-Suriye denklemi gibi.

Türkiye’de dış politika tartışmaları genellikle aktüel durumun getirdiği dar kadrajlardan bakarak ele alınır. Mesela, eğer İran’a ilişkin duygu-düşünceleriniz olumsuz veya ön yargılı ise Suriye’deki varlığının üzerine yürümeye karar verebilirsiniz. İran’ın bölgeye Çin’i taşıdığı, Rusya’nın zaten orada olduğu ve üçünün bir sinerji yarattığı gerçeğini eksik tartabilirsiniz. Tersi de söz konusu; bunlara bakarken ABD’nin bu coğrafyadaki varlığını ikincil sayıp, on yıllardır on binlerce evladınızı öldürdüğünü unutma gafletine düşebilirsiniz…

Bu yüzden küresel kutuplaşmanın komplikasyonlarından olan gelişmeleri Türkiye’nin esas sorunu saymak, arkadaki haritayı perdelemek anlamına gelir. Oysa sahne arkası artık sahneden büyüktür…

İyi uygulandığında ve ancak şartlar müsaade ettiğinde değerli olan “denge” gibi sihirli bir diplomatik aracı Doğu-Batı arasında nihai çözüm olarak sunmak her zaman işe yaramayabilir!
“Stratejik Denge”, her şeye eşit mesafede olmak değildir. Hepsinin içinde olmaktır.

Çünkü nihayetinde muhataplarınız duymak istemeyeceğiniz o soruyu size yöneltebilirler; “tarafını seç”!

Bu sorunun sadeliği yanıltıcıdır; başka taraf olmadığı yanılsamasına sizi sürekler.

Evet şunlar doğrudur; Batı eskisi kadar parlamıyor, iki, Doğu yükseliyor, üç, gerilim artıyor. Dört, Türkiye’nin yakın siyasi tarihi Batı’ya yaklaşırken güvenmemeyi vazediyor. Beş, Ama doğunun getirdikleri konusunda da emin değiliz.

Küresel konjonktür ve seçimlerin kredisi, Türkiye’nin kendi yolunda gitmesini kuvvetli seçenek olarak sunuyor. Bu yol diğer ikisinin getireceği zorlukların toplamından daha yüklüdür.

Ama Türk’ün yolu hep böyledir…

#Politika
#BRICS
#NATO
#Asya
#Avrupa
#Ortadoğu
#Nedret Ersanel