"Filistin halkının aslı Türk"tür"

00:0031/03/2010, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Resul Tosun

Evvelki gün Filistin Özel Koordinatörlüğü görevini yürüten eski Milli Eğitim Bakanımız Vehbi Dinçerler bey Birlik Vakfı''nda Filistin konulu bir konferans verdi.Bu hükümete gelinceye kadar - kendisinin görev yaptığı hükümetleri de dahil ederek- Filistin meselesine gereği gibi sahip çıkılmadığını, bu hükümetin Türkiye''yi hakikaten bölgede artık üzerinde oyun kurulan değil bizzat kendisi oyun kuran bir ülke konuma yükselttiğini söyledi.Bu güçlü konuma yükselişin temelinde ise siyasi iradenin bulunduğunu,

Evvelki gün Filistin Özel Koordinatörlüğü görevini yürüten eski Milli Eğitim Bakanımız Vehbi Dinçerler bey Birlik Vakfı''nda Filistin konulu bir konferans verdi.

Bu hükümete gelinceye kadar - kendisinin görev yaptığı hükümetleri de dahil ederek- Filistin meselesine gereği gibi sahip çıkılmadığını, bu hükümetin Türkiye''yi hakikaten bölgede artık üzerinde oyun kurulan değil bizzat kendisi oyun kuran bir ülke konuma yükselttiğini söyledi.

Bu güçlü konuma yükselişin temelinde ise siyasi iradenin bulunduğunu, özellikle başbakan ve dışişleri bakanının kararlı tutumlarının belirleyici rol oynadığının altını çizdi. Başbakanın Libya''da yapılan son Arap Zirvesinde yaptığı konuşma ile Türkiye''nin Filistin konusundaki tavrının bir kez daha netleştiğini vurguladı.

Dinleyenlerin müstefid ve mütehassis olduğu konuşma benim hafızamda da kimi çağrışımlara sebep oldu.

Bizim için Filistin, ilk kıblemiz ve üçüncü mukaddes şehrimiz olan Kudüs''ün de içinde bulunduğu mübarek topraklardır. Filistin halkı her şeyden önce bizim din kardeşlerimizdir. Filistin davasına sahip çıkmamız için bunlar yeterli sebeplerdir.

Onun ötesinde orada bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Bir insan olarak da bu drama karşı sessiz kalamayız. Ayrıca Filistin bizim de içinde bulunduğumuz bölgenin bir sorunudur ona bigane kalamayız. Tarihi ve kültürel bağlarımızın ötesinde Filistinlilerle bizim kan bağımız da vardır. Araplar Filistin''e bir Arap meselesi olarak bakarlar. Bu sahiplenme sevindiricidir. Oysa eğer Filistin meselesine etnik köken açısından bakılacak olursa Filistin meselesi Arap meselesi olmaktan daha ziyade Türk meselesidir.

Üstad Ali Ulvi Kurucu merhum hatıratında karşılaştığı önemli şahsiyetlerden bahseder. Bunlardan biri de Şeyh Şamil''in torunu Said Şamil beydir.

Hatırat''ın 3. cildinde 27 sayfayı (237-264) Said Şamil beye ayırmıştır. İşte Üstad Kurucu''nun hatıratının 262. sayfasının başlığı "Filistin halkının aslı Türk''tür" şeklindedir.

Üstad diyor ki:

"Said Şamil bey Ortadoğu halklarını tarihini çok iyi bilirdi. Tarihi hakikatlere dayanarak, Filistin halkının menşeini şöyle izah ederdi:

Filistin halkı hakikaten kahraman bir halktır. Bunlar haçlılara karşı cenk eden ve Filistin''i tekrar fetheden kahramanların özbeöz torunlarıdır. Bunların yüzde 80''i Anadolu ve Irak''a gelip yerleşen Selçuk Türkmenleridir. Yüzde 20''i de Selahaddin-i Eyyubi''nin davetine icabet eden Kafkasyalılarla Kürtlerdir.

İlk olarak Türkmen muhariplerini Suriye''ye götüren ve Haçlılara karşı en evvel onları savaşa sokan zat, Alpaslan ile Ferruh şaha lalalık eden Musul ve el-Cezire mıntıkaları Atabek''i İmaduddin Zengi''dir. Haçlılara karşı onun başlattığı muharebeleri, oğlu Halep Atabek''i Nureddin Zengi devam ettirdi. Takriben 35 yıl süren Zengiler savaşı müddetince Anadolu ile Irak''ın kuzeyinden Suriye''ye Türkmen akını devam etti.

Zengilerin yerini Salahaddin-i Eyyubi alınca, Suriye''deki Türkmen mücahitlere Mısır''daki Memluk muhariplerini ilave etti. Kendisi Kafkas Kürtlerinden olması hasebiyle, Kafkasyalılardan Kürtlere yardım çağrısında bulundu. Her taraftan derlenen bu kuvvetlerle Salahaddin-i Eyyubi Haçlılara ezici darbeler indirme kudretini gösterdi.

Akabe''den Tarsus''a kadar uzanan Filistin''i, Lübnan''ı Suriye''nin kuzey kısmı ile sahil mıntıkalarının ve Anadolu''nun güney sahillerini havzasına alan dört ayrı emanet halinde hakimiyetlerini kuran Haçlılar, işgalleri altındaki sahanın şehirlerinde ve köylerinde kılıçtan geçirmedik bir Müslüman bırakmamışlardı.

Bundan dolayı, Salahaddin-i Eyyubi Filistin''i geri alıp Haçlıları atınca, şehir ve köyler boş kaldı. Suriye ve Lübnan''dan Haçlılar daha atılmadıkları için Araplardan kimse Filistin''e gidip yerleşmek istemedi. Bunun üzerine Salahaddin-i Eyyübi, yardımına gelen mücahitleri taltif etmek suretiyle buralara yerleştirmeye mecbur oldu.

Bu tarihi bir hakikattir. Bu hakikati bizim kadar Filistinli tarihçiler de bilir. Bizzat Filistin Müftüsü Emin el Hüseyni hazretleri de bilirdi. Sırası geldikçe, ''Filistin Türk olduğu halde Türkiye Filistin''le alakadar olmuyor.'' diye sitem ederdi."(Kaynak Yayınları, M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar-3, sayfa, 262-263)