Kendi yel değirmenlerine karşı Kemal Kelleci: Kendi kapısında yabancı, binlerce insana tanıdık

Yasin Aktay
Yasin AktayYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 30/09/2026, Çarşamba • Yeni Şafak Haber Merkezi
Kendi yel değirmenlerine karşı Kemal Kelleci: Kendi kapısında yabancı, binlerce insana tanıdık
Kemal Kelleci

Müthiş bir adanmışlık hikayesiydi Kemal Kelleci’ninkisi. Kendi şahsına özgü haliyle elbette bir daha tekrarlanmayacak bir hikâye. Ama imanın, aşkın, dostluğun her zaman üretebileceği bir hikâye. Kendisi de zaten kendisinde kalması için yaşamıyordu yaşadıklarını. İnancını, derdini, aşkını başkalarına da ulaştırmaya, bulaştırmaya çalışıyordu.

Belki tam da bu yüzden başka bir adanmışlık kahramanı olarak
Seyyid Kutub
ve
Fî Zılâli’l-Kur’an
ile karşılaşması tam anlamıyla birbirini bulan bir “
seçmeli yakınlık
” (selective affinitiy) örneği olmuştur hayatında.
Sanki yıllardır aradığı şeyi bulmuştu onda
. Çünkü Fî Zılâl de yalnızca ayetleri açıklayan bir tefsir, yazarı da akademisyen kuruluğunda semantik incelemeler yapan bir müfessir değildi;
mücadelenin içinden satırlara dökülmüş, Kur’an’ı yaşayan hayata müdahil bir hitap olarak okuyan bir eserdi Fî Zılâl
. Kur’an’ı geçmişe ait bir metin olmaktan çıkarıyor, bugünün insanını sorumluluk almaya, şahsiyet kazanmaya ve dünyaya müdahil olmaya çağırıyor, müminleri bir özne olarak inşa ediyordu.
Hayat iman ve cihattı, adanmaktı, hiçbir dünyevi makam, mevki, mal, mülk gibi karşılık beklemeden aşk ile koşuşturmaktı
. Tam Kelleci’ye göre bir dosttu Kutub ve eseri.
Kelleci bu eseri okumakla veya tavsiye etmekle kalmadı, kelimenin gerçek anlamıyla sırtında taşıdı
. On altı ciltlik Fî Zılâl takımlarını koliler hâlinde Anadolu şehirlerine götürdü. Yalnızca 1979 yılında beş bin takım tefsirin ve en az o kadar mealin dağıtılmasındaki rolünden söz ediliyor.
Kitapların satışından bir kazanç elde etmedi, bir ücret talep etmedi
, tıpkı Allah’ın mesajını taşıyan geçmiş elçilerin hiçbirinin bu elçilikleri karşılığında hiçbir ücret, hiçbir çıkar talep edip sağlamaması gibi. Çoğu zaman yol masraflarını da kendisi karşıladı. Başkalarının ticari kazanca dönüştürebileceği bir faaliyeti, o insan kazanmanın vesilesi yaptı.
Ancak onun yaptığı basit bir kitap dağıtımı değildi
. Gittiği yerlerde okuma halkaları oluşturuyor, konferanslar düzenliyor, gençleri bir araya getiriyordu.
Sezai Karakoç’u, Necip Fazıl’ı, Nurettin Topçu’yu, Mehmet Âkif İnan’ı ve Nuri Pakdil
’i onların gündemine taşıyordu. Çünkü Kur’an’a dönüşü kuru bir metincilik olarak anlamıyordu. Kur’an’ın etrafında bir şahsiyet, bir edebiyat, bir fikir ve aksiyon dünyasının kurulmasını istiyordu. Gittiği öğrenci evlerini yalnızca barınma mekânları değil, yeni bir toplumun küçük nüveleri olarak görüyordu.
Onun Kur’an anlayışının en sahici tezahürü ise sosyal adalet ve emanet ahlâkıydı
. Ankara’ya gelen öğrencilerin yurt, burs, kitap, iş, yol ve hatta evlilik meseleleriyle ilgilenirdi.
Şahsen kendisiyle böyle bir ilişkim olmadı hiç
. Ama efsane derecesinde anlatılan kadarıyla hiç tanımadığı gençlere öğrenim kredisi için kefil olurdu. Kefil olduğu bazı öğrenciler borçlarını ödemediği ve maaşına haciz geldiği hâlde yeni talep sahiplerine kefil olmaktan vazgeçmediği anlatılır. Yardım için kendisine teslim edilen paradan komisyon kesmez, aracılığını şahsi kazanca dönüştürmezdi. İnsanların malına, namusuna ve emanetine hıyanet etmeyen güvenilir bir adamdı.
Onun hayatında iman, soyut bir iddia olmaktan çok bir emanet ilişkisi olarak görünüyordu
. Bir insanın borcunu zamanında ödemesi, kendisine verilen yardımı sahibine ulaştırması, kamu imkânını kişisel servete dönüştürmemesi Kur’an’a bağlılığın en somut ölçüleriydi. Bugün kasasında parası bulunduğu hâlde alacaklısını bekleten, taşeronunun hak edişini geciktiren, kamu üzerinden kazandığı imkânı kendi hakkı ve marifeti sayan dindar görünümlü insanların çoğaldığı bir zamanda Kelleci’nin hayatı önümüze ağır bir ölçü koyuyor.
İslamcılığın yoksulluk, baskı ve dışlanmışlık dönemlerinde yetişen kuşakları, iktidar ve servetle sınandıklarında aynı ahlaki berraklığı her zaman koruyamadılar. Oysa İslamcılık insana ve topluma dokunabildiği, sosyal adaleti bir söylem olmaktan çıkarıp gündelik bir ahlâka dönüştürebildiği ölçüde yaşar
. Kemal Kelleci’nin talebelere kefil olmasıyla sırtında tefsir taşıması birbirinden ayrı iki faaliyet değildi. İkisi de aynı Kur’an anlayışının tezahürüydü: İnsanın hem zihnini hem hayat şartlarını değiştirmek.
Elbette bu ölçüsüz adanmışlığın ağır bir bedeli de vardı. Cervantes
’in dehası,
Don Kişot
’u yalnızca yüceltmemesinde yatar. Onun adanmışlığı kadar sebep olduğu kırılmaları da gösterir. Bu bakımdan benzetmenin Kemal Kelleci açısından acı bir tarafı da vardır. Don Kişot’un yanında, onu sürekli hayatın gerçeklerine çağıran
Sancho Panza
bulunur. Kelleci’nin hayatında ise bu dünyevi denge çoğu zaman zayıf kalmıştı. Başkalarının çocuklarına yetişirken kendi çocuklarını ve ailesini ihmal ettiği söylenir.
Yıllar sonra hatıratına adını verecek o buruk latife buradan doğmuştur.
Eve nispeten erken geldiği bir gün, kapıyı açan çocuğu onu tanıyamayarak annesine
,
“
Kapıda bir yabancı var!
” diye seslenmiştir. Kemal Kelleci, dışarıdakilere tanıdık kalabilmek için kendi kapısında yabancı olmayı göze almıştı.
Bunu romantikleştirmeden kaydetmek gerekiyor. Adanmışlığın da bir hukuku, aileye ve yakınlara karşı ödenmesi gereken bir borcu vardır.
Kelleci’nin hayatı sadece örnek alınacak taraflarıyla değil, bir dava uğruna kendini bütünüyle tüketmenin doğurduğu bedellerle de okunmalıdır.
Fakat bu eksiklik, onun samimiyetini gölgelemez; tersine, nasıl frenlenemez bir adanmışlıkla, divane-aşıkane hareket ettiğini gösterir.
Don Kişot
romanın sonunda yeniden
Alonso Quijano
’ya döner, şövalyelik macerasından vazgeçer ve öyle ölür.
Kemal Kelleci’nin hikâyesi burada Cervantes’in kahramanından ayrılır
. O, yaşlanıp gücünü kaybettiği günlerde bile dağıtacağı kitapları düşünüyor, gençlere Kur’an’ı ellerinden bırakmamalarını söylüyordu.
Dünyanın kendisine “Artık bu macera bitti” demesine razı olmadı
. Son nefesine kadar yeni bir raund istedi.
Zamanımızın aklı, böyle insanları kolayca verimsiz, dağınık, ölçüsüz ve hatta delice bulabilir.
Fakat tarih yalnızca kusursuz programlarla, profesyonel kurumlarla ve iyi hesaplanmış stratejilerle ilerlemiyor.
Bazen bir devlet memuru, sırtında taşıdığı kitaplarla binlerce insanın zihninde yeni bir kapı açabiliyor. Bazen tanımadığı bir gence kefil olmak, yıllarca yapılan teorik konuşmalardan daha güçlü bir İslam şehadeti hâline gelebiliyor.
Kemal Kelleci
’nin ardından eksilen yalnızca iyi bir insan değildir. İslamcılığın samimiyet, feragat, sosyal adalet ve Kur’an’a dönüş iddiasından bir parça da onunla birlikte aramızdan çekilmiştir. Şimdi yapılması gereken, hayatını dokunulmaz bir menkıbeye dönüştürmek değil, temsil ettiği ahlaki ölçüyü yeniden hatırlamaktır.
Çünkü İslamcılık, Kemal Kelleci gibi insanların çoğaldığı ölçüde insanlara dokunur; onların azaldığı ölçüde kuruma, makama, servete ve kuru söyleme dönüşür.
Keje
’nin gökyüzünde gördüğü yıldız gibi bir yıldız daha kaydı. Gül yetiştiren adamlar kuşağının son dervişlerinden biri uzun maratonunu tamamladı. Ardında makamlar, servetler ve gösterişli binalar değil; elinden tuttuğu gençler, kefil olduğu insanlar, taşıdığı kitaplar ve Kur’an’a yönelttiği hayatlar bıraktı.
Allah rahmet eylesin Kemal Ağabey. Seni iyi bildik. Mekânın cennet, makamın âli olsun.
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026