7 gün işkence gördüm

Yeni Şafak
01:0022/02/2004, воскресенье
G: 24/05/2017, среда
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Batık banka operasyonlarının simge ismi haline gelen Egebank'ın eski sahibi Murat Demirel, "Gözlerim bağlanarak İstanbul'dan Ankara'ya götürüldüm. Ankara'da yedi gün boyunca beni tuttular. İşkence yaptılar" dedi.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
---------------------- manset ---------------------

  • HÜSEYİN ÖZAY, ANKARA


    TMSF tarafından el konulan Egebank'ın eski sahibi ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yeğeni Murat Demirel, Egebank operasyonu kapsamında kendisine çok ağır işkence yapıldığını da öne sürdü. Operasyon çerçevesinde, "gözleri bağlanarak" İstanbul'dan Ankara'ya götürüldüğünü ifade eden Murat Demirel, "Ankara'da PKK'lıların, teröristlerin ifadelerinin alındığı yerde benim de ifademi aldılar. Burada yedi gün boyunca beni tuttular. İşkence yaptılar. Ben, PKK'lı muamelesi gördüm" dedi. Batık banka operasyonlarının simge ismi haline gelen Egebank'ın eski sahibi Murat Demirel, operasyon öncesi ve sonrasında yaşadıklarını, Uzan Operasyonu hakkındaki düşündüklerini Yeni Şafak'a anlattı.
    TMSF bize de el koydu

    TMSF tarafından Uzan Grubu'nun şirketlerine yönelik operasyonu da değerlendiren Murat Demirel, "Uzan olayında, Uzanlar, kanuna aykırı işlemleri varsa cezasını çekerler. Oradaki kıymetler zarar vermeden paraya çevrilip borçların kapatılması gerekir" dedi. Uzan operasyonu kapsamında TMSF'nin Uzan Grubu şirketlerine el koyma uygulamasının yeni olmadığını belirten Demirel, TMSF'nin aynı uygulamayı kendilerine de yaptığı söyledi. Demirel, "Şimdi herkes bu yetkinin TMSF'ye yeni verildiğini sanıyor. Oysa bu yetki yıllardır TMSF'de vardı. TMSF bizim şirketlere tam 2001 yılında el koydu. O zaman kimsenin sesi çıkmadı" diye konuştu.

    Niye bütün bankacıları içeri atmadınız?

    Bankası el konulanlar içinde, "en büyük cezayı" kendisinin çektiğini ifade eden Murat Demirel, 24 ay hapis yattığını, bunun 11 ayının hakim beklemekle geçtiğini söyledi. Demirel, banka sahiplerinin üçe ayrıldığını öne sürerek, "Birincisi benim gibi hapse girenler, ikincisi kılpayı el konulmaktan kurtulanlar üçüncüsü de devletçe bankaları desteklenen patronlardır. Ben 24 ay yattım. Birkaç patron daha 4-7 ay yattı, çıktı. 22 bankaya el konuldu. Hiçbirisine bana uygulanan ceza uygulanmadı. Hiç kimsenin hapse girmesini istemem. Ama usulsüzlük var deyip bankalarını el koyuyorsan, onlar da cezalarını ceksin" dedi.

    Murat Demirel, Egebank'ta güvenlik kameralarına yansıyan "çuvallarla para kaçırma" görüntülerinin ise tamamen gerçek dışı olduğunu öne sürdü. Demirel, "O kaseti getirin biz de görelim dedik. Adli emanetten çalındı dediler. Ortada kaset yok. El koydukları günün kayıtlarını tek tek incelesinler. Tek kuruş, kayıp para bulabilecekler mi? Bulamazlar. Çünkü, hiçbir para bankadan kaçırılmadı" dedi. Demirel, Egebank'ın devlete olan zararı konusunda ise, borcunu ödeyeceğini söyledi. Bankaya ilk el koyduklarında Egebank'ın borcunun 1.3 milyar dolar olduğunu söylendiğini ifade eden Demirel, "TMSF şimdi de bize, borcunuz 344 milyon dolar diyor. Borcumuzun kaç para olduğunu henüz TMSF bile bilmiyor. Ben Egebank'tan doğan borcumu inkar edecek değilim. Ödemek için de TMSF'ye çeşitli başvurularda bulunduk. Ancak borcun rakamı henüz tam netleşmedi. Netleştirsinler biz de ödemek için masaya otururuz" dedi. Bankadan dört grup şirketinin toplam 86 milyon dolarlık teminat mektubu kullandığını ifade eden Murat Demirel, bunun 68 milyon dolarını ödediklerini, ödemeye devam ederken bankaya borçlu olan dört şirkete TMSF'nin el koyduğunu söyledi. Demirel, "Bankadan 86 milyon dolarlık teminat mektubu aldık. Bunun 68 milyon dolarını ödedim. Banka, bizden 10 milyon dolar da komisyon aldı. Geri kalanı da ödeyecektim. Ancak şirketlere TMSF tarafından el konuldu. Şimdi de, borç şirketlerin üzerinde olduğu için işler karıştı. Halkbank, evime üç kez hacize geldi. Yatağıma, döşeğime kadar ne varsa aldı götürdü" diye konuştu.

    Murat Demirel, başına tüm gelen olaylara rağmen, bankacılık yapmaktan pişman olmadığını söyledi. Kendisini "başarılı bir bankacı" olarak gördüğünü ifade eden Demirel, Egebank'ın eski sahipleri olan Bayraktar Grubu'nun kendisine "kazık" attığını öne sürdü. Demirel, "Biz bankayı aldığımızda sermaye eksideydi. Ben 16 aylık bir süre içinde 56 bin olan müşteri sayısını 500 bine ulaştırdım. Ve bankayı kâr eder hale getirdim" diye konuştu.

    İçeride canımı zor kurtardım

    Cezaevi günlerinde çok sıkıntı çektiğini belirten Demirel, diğer banka patronları ceza davasından yargılanırken, kendisinin çete oluşturmak suçundan yargılandığını söyledi. Demirel, "Cezaevinde herkesi kendisine bağladı, diyorlar. Bırakın kendime bağlamayı ben, cezaevinde canımı zor kurtardım. Canımı kurtarmak için sürekli savaştım" dedi.

    Para o kadar da önemli değilmiş

    Demirel, cezaevindeki günlerin kendisine birçok şey öğrettiğini bunların başında da, paranın aslında çok fazla önemli olmadığının geldiğini söyledi. Demirel, "Beni iki metrelik yere kapattılar. Burada ne mal aklıma geldi ne de mülk. Haftada bir kez kantinden alışveriş etme imkanı veriyorlardı. Bu alışverişte de, 80 milyon lirayı aşamıyorduk. İnanır mısınız, ben 80 milyon liralık limiti dolduramıyordum. Bir haftada 80 milyonluk alışveriş yapamıyordum. İhtiyacım olmuyordu. Düşünün cezaevinde 80 milyon liralık alışveriş bile çok geliyor. Orada mezarda 8 liranın bile lazım olmayacağını düşündüm" diye konuştu.

    Asalakların ihanetini affetmem

    Egebank operasyonunun etkilerini üzerinden atabilmek için "psikolojik yardım" aldığını ifade eden Murat Demirel, kendisini en çok üzen olayı, "asalakların ihaneti" olarak nitelendirdi. Demirel, "Güçlüyken yanımdan ayrılmayan asalakların bana çok büyük ihanetleri var. Çok ihanetler var. Moralimi en çok bu kişiler bozuyor. Bunları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. Murat Demirel, batık bankaların karakutusu olarak nitelendirilen Şükrü Karahasanoğlu ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, Karahasanoğlu'nu sadece hapishanede tanıdığını söyledi.

    Amcama babamın hatırına selam veriyorum
    Egebank'a sahip olmasında ve iş hayatında Süleyman Demirel'in hiç bir katkısını ve desteğini görmediğini ifade eden Murat Demirel, Süleyman Demirel ile olan ilişkisini ise şöyle anlattı: "Bizim aramızdaki ilişki zaten amca-yeğen ilişkisini benzemeyen bir ilişkiydi. Sadece akrabayız. Çok mesafeli bir ilişkimiz vardı. Onu hiçbir zaman afetmeyeceğim. Ona, affedemeyecek kadar kırgınım. Şimdi de görüşmüyorum. Sadece bir yerlerde gördüğümde selam veriyorum. Onu da babamdan dolayı, babamın hatırından dolayı veriyorum. Bana bunları yapanlar birgün pişman olacaklar." Egebank operasyonunun, tamamen Süleyman Demirel'e zarar vermek için o dönemdeki siyasetçiler tarafından yapıldığını ifade eden Murat Demirel, "Amaç burada, Demirel'in 50 yıllık şöhretine zarar vermekti. Ama altta kalan ben oldum. TMSF bankaya 21 Aralık 1999'da el koydu. 15 Ocak 2000 tarihinde ise banka yönetimine yazı gönderiyor. Yazıda, 'İvedilikle hakim hissedarlara bankadan kaynak aktarılıp aktarılmadığını tespit edin' deniliyor. Bankaya el koymadan önce, bunu tespit etmediyseniz, niye bankaya el koydunuz. Bankaya el koyduktan sonra, tespit raporu hazırlıyorlar. Bunların hepsinin belgesi benim elimde var" dedi. Egebank operasyonundan dolayı amcası Süleyman Demirel'e çok kırgın olduğunu vurgulayan Murat Demirel, Süleyman Demirel'in bankasına el konulmasıyla ilgili kararnameye "hiç düşünmeden imza attığını" söyledi. Demirel şöyle dedi: "Kendisi, (Süleyman Demirel) cebinde kanun kitapları ile dolaşır. Kararnamenin en üstünde onun imzası var. İmzayı atmadan önce, tespit raporlarını da gönderin deseydin ya, dememiş. Olay olduktan sonra biz içeri girdik, 'sana haksızlık yapıldı' dedi. Onu imzayı atmadan önce düşünseydin ya. Düşünmedi. İmzayı çakıp gitti. Onunla kavga edecek değilim. Aile terbiyem buna müsaade etmiyor. Arada babam var."


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv