
Batık banka operasyonlarının simge ismi haline gelen Egebank'ın eski sahibi Murat Demirel, "Gözlerim bağlanarak İstanbul'dan Ankara'ya götürüldüm. Ankara'da yedi gün boyunca beni tuttular. İşkence yaptılar" dedi.
HÜSEYİN ÖZAY, ANKARA
TMSF tarafından Uzan Grubu'nun şirketlerine yönelik operasyonu da değerlendiren Murat Demirel, "Uzan olayında, Uzanlar, kanuna aykırı işlemleri varsa cezasını çekerler. Oradaki kıymetler zarar vermeden paraya çevrilip borçların kapatılması gerekir" dedi. Uzan operasyonu kapsamında TMSF'nin Uzan Grubu şirketlerine el koyma uygulamasının yeni olmadığını belirten Demirel, TMSF'nin aynı uygulamayı kendilerine de yaptığı söyledi. Demirel, "Şimdi herkes bu yetkinin TMSF'ye yeni verildiğini sanıyor. Oysa bu yetki yıllardır TMSF'de vardı. TMSF bizim şirketlere tam 2001 yılında el koydu. O zaman kimsenin sesi çıkmadı" diye konuştu.
Bankası el konulanlar içinde, "en büyük cezayı" kendisinin çektiğini ifade eden Murat Demirel, 24 ay hapis yattığını, bunun 11 ayının hakim beklemekle geçtiğini söyledi. Demirel, banka sahiplerinin üçe ayrıldığını öne sürerek, "Birincisi benim gibi hapse girenler, ikincisi kılpayı el konulmaktan kurtulanlar üçüncüsü de devletçe bankaları desteklenen patronlardır. Ben 24 ay yattım. Birkaç patron daha 4-7 ay yattı, çıktı. 22 bankaya el konuldu. Hiçbirisine bana uygulanan ceza uygulanmadı. Hiç kimsenin hapse girmesini istemem. Ama usulsüzlük var deyip bankalarını el koyuyorsan, onlar da cezalarını ceksin" dedi.
Murat Demirel, Egebank'ta güvenlik kameralarına yansıyan "çuvallarla para kaçırma" görüntülerinin ise tamamen gerçek dışı olduğunu öne sürdü. Demirel, "O kaseti getirin biz de görelim dedik. Adli emanetten çalındı dediler. Ortada kaset yok. El koydukları günün kayıtlarını tek tek incelesinler. Tek kuruş, kayıp para bulabilecekler mi? Bulamazlar. Çünkü, hiçbir para bankadan kaçırılmadı" dedi. Demirel, Egebank'ın devlete olan zararı konusunda ise, borcunu ödeyeceğini söyledi. Bankaya ilk el koyduklarında Egebank'ın borcunun 1.3 milyar dolar olduğunu söylendiğini ifade eden Demirel, "TMSF şimdi de bize, borcunuz 344 milyon dolar diyor. Borcumuzun kaç para olduğunu henüz TMSF bile bilmiyor. Ben Egebank'tan doğan borcumu inkar edecek değilim. Ödemek için de TMSF'ye çeşitli başvurularda bulunduk. Ancak borcun rakamı henüz tam netleşmedi. Netleştirsinler biz de ödemek için masaya otururuz" dedi. Bankadan dört grup şirketinin toplam 86 milyon dolarlık teminat mektubu kullandığını ifade eden Murat Demirel, bunun 68 milyon dolarını ödediklerini, ödemeye devam ederken bankaya borçlu olan dört şirkete TMSF'nin el koyduğunu söyledi. Demirel, "Bankadan 86 milyon dolarlık teminat mektubu aldık. Bunun 68 milyon dolarını ödedim. Banka, bizden 10 milyon dolar da komisyon aldı. Geri kalanı da ödeyecektim. Ancak şirketlere TMSF tarafından el konuldu. Şimdi de, borç şirketlerin üzerinde olduğu için işler karıştı. Halkbank, evime üç kez hacize geldi. Yatağıma, döşeğime kadar ne varsa aldı götürdü" diye konuştu.
Murat Demirel, başına tüm gelen olaylara rağmen, bankacılık yapmaktan pişman olmadığını söyledi. Kendisini "başarılı bir bankacı" olarak gördüğünü ifade eden Demirel, Egebank'ın eski sahipleri olan Bayraktar Grubu'nun kendisine "kazık" attığını öne sürdü. Demirel, "Biz bankayı aldığımızda sermaye eksideydi. Ben 16 aylık bir süre içinde 56 bin olan müşteri sayısını 500 bine ulaştırdım. Ve bankayı kâr eder hale getirdim" diye konuştu.
Cezaevi günlerinde çok sıkıntı çektiğini belirten Demirel, diğer banka patronları ceza davasından yargılanırken, kendisinin çete oluşturmak suçundan yargılandığını söyledi. Demirel, "Cezaevinde herkesi kendisine bağladı, diyorlar. Bırakın kendime bağlamayı ben, cezaevinde canımı zor kurtardım. Canımı kurtarmak için sürekli savaştım" dedi.
Demirel, cezaevindeki günlerin kendisine birçok şey öğrettiğini bunların başında da, paranın aslında çok fazla önemli olmadığının geldiğini söyledi. Demirel, "Beni iki metrelik yere kapattılar. Burada ne mal aklıma geldi ne de mülk. Haftada bir kez kantinden alışveriş etme imkanı veriyorlardı. Bu alışverişte de, 80 milyon lirayı aşamıyorduk. İnanır mısınız, ben 80 milyon liralık limiti dolduramıyordum. Bir haftada 80 milyonluk alışveriş yapamıyordum. İhtiyacım olmuyordu. Düşünün cezaevinde 80 milyon liralık alışveriş bile çok geliyor. Orada mezarda 8 liranın bile lazım olmayacağını düşündüm" diye konuştu.
Egebank operasyonunun etkilerini üzerinden atabilmek için "psikolojik yardım" aldığını ifade eden Murat Demirel, kendisini en çok üzen olayı, "asalakların ihaneti" olarak nitelendirdi. Demirel, "Güçlüyken yanımdan ayrılmayan asalakların bana çok büyük ihanetleri var. Çok ihanetler var. Moralimi en çok bu kişiler bozuyor. Bunları hiçbir zaman affetmeyeceğim" dedi. Murat Demirel, batık bankaların karakutusu olarak nitelendirilen Şükrü Karahasanoğlu ile hiçbir ilişkisinin olmadığını, Karahasanoğlu'nu sadece hapishanede tanıdığını söyledi.
----------------- imza------------------







