Atatürk mezardan kalksa ilk sizi defeder

Aa
00:0014/11/2009, Cumartesi
G: 14/11/2009, Cumartesi
Yeni Şafak
Atatürk mezardan kalksa ilk sizi defeder
Atatürk mezardan kalksa ilk sizi defeder

Erdoğan, Siyaset Akademisi'nde konuştu "Eğer sen Tayyip Erdoğan'a 'bölücü terör örgütünün başı ile el ele, kol kola geziyor' dersen, o cevabı alırsın. Getirdikleri pankartlarda 'Ey Atatürk izindeyiz eserin sahipsiz kalmadı' yahu Atatürk mezardan kalksa ilk defedeceği sizlersiniz' dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Eğer sen Tayyip Erdoğan'a 'Bölücü terör örgütünün başı ile el ele, kol kola geziyor' dersen, o cevabı alırsın. Eğer sen AK Parti'ye 'Terör örgütüyle kol kola geziyor, dolaşıyor' dersen, o cevabı alırsın. Eğer sen kalkar da, 'Devlet töreniyle Habur'da karşılama yapıyorsunuz' dersen, o cevabı alırsın' dedi.

Erdoğan, belediye konferans salonundaki, AK Parti Siyaset Akademisi'nde yaptığı konuşmada, TBMM Genel Kurulu'nda 'demokratik açılım' konusunda dün yapılan genel görüşmeden söz ederek dünün kendileri için yeni bir milat yeni bir başlangıç olduğunu söyledi.

Bu hafta sonu itibarıyla 81 ilde 'demokratik açılım' çalışmalarını anlatmak üzere genişletilmiş il danışma meclisi toplantılarının yapılmış olacağını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

'81 vilayetimizi dolaşarak bu işi hemen bitirmiyoruz. Hedefimiz inşallah ilkbaharın sonuna kadar bunu sizlerle beraber ilçe ilçe, belde belde, mahalle mahalle, köy köy, hatta ev ev, ana kademe gençlik kolları, kadın kolları, konferanslarla, sempozyumlarla panellerle halkımıza anlatacağız.

Hani Sayın Baykal anlamakta zorluk çekiyor. 'Hazmettire hazmettire' ifadem var ya. O, hazım olayını sadece sofrada anlıyor galiba. 'Burada ne kastettikleri belli oluyor' diyor. Ama kendisi belli ki hazmedemiyor. Ama inşallah milletim ona da bunu hazmettirecek. Ben buna inanıyorum.'

Erdoğan, geleceğin Türkiye'si için dün TBMM'de çok önemli bir genel görüşme yapıldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

'Biz orada birşey dedik. Ne dedik? Biz buraya niye geldik biliyor musunuz, siz, biz milletin vekilleriyiz. Sizinle burada bir şeyi paylaşalım istedik. Çünkü ana muhalefet bir de onun yanında diğer yavru muhalefet, kızıyor bu ifademe ama, sizler randevu talebimize hayır dediniz. Ben şahsen MHP Genel Başkanınından üç kez randevu talep ettim. Bu ülkenin Başbakanı, iktidar partisinin Genel Başkanı olarak. Beyefendi lütfedip de bize randevu vermedi. Ben bunu milletime niye anlatıyorum? Kimin ne olduğunu bilsinler diye. Özellikle MHP'li kardeşlerim bunu iyi bilsinler. Ben bir şey beklediğim için değil. Ülkemin meselelerini kendileriyle konuşmak için bu randevuyu talep ettim. Bazı gerçekleri konuşalım diye randevu talep ettim. Biz konuşamazsak kim konuşacak? Biz dertleşemezsek kim dertleşecek? Ondan sonra da gerçeği dün parlamentoda ortaya koyunca, el kol hareketleri yapmaya başladılar. Niye? Çünkü orada rahatsızlık başladı. Eğer sen Tayyip Erdoğan'a 'Bölücü terör örgütünün başı ile el ele, kol kola geziyor' dersen, o cevabı alırsın. Eğer sen AK Parti'ye 'Terör örgütüyle kol kola geziyor, dolaşıyor' dersen, o cevabı alırsın. Eğer sen kalkar da, 'Devlet töreniyle Habur'da karşılama yapıyorsunuz' dersen, o cevabı alırsın.

Biz bugüne kadar hiçbir şeyi kaçırmadık, bundan sonra da kaçırmayız. Ve terörist başı teslim edildiği zaman bu ülkede idam cezası varken sümen altı etmek suretiyle idamdan kurtarılmasını kimlerin sağladığını benim milletim biliyor.

Ecevit, Sayın Bahçeli ve Sayın Yılmaz'ın altında imzası olan belge elimizde, bunu kaç kere dağıttık biliyorsunuz. Bu tarihe kayıt düşülmüş bir olaydır. Bütün bunlar ortadayken Erzurum'da çıkıp, benim vatandaşıma halat atan da yine kendisi. 'İdam et' diyor. Hafızayı beşer nisyan ile maluldür. Bunları bileceğiz ki bu oyuna gelmeyelim.'


"HER ŞEY 72 MİLYON TÜRK MİLLETİ İÇİN"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'İnatla öfkeyle hakaretle iftirayla varacağınız bir yer yok. Aklın yerini öfkeye bırakmayın, vicdanın sesini gürültüye boğmayın, pankartların arkasına yüzlerinizi saklamayın. Getirdikleri pankartlarda 'Ey Atatürk izindeyiz eserin sahipsiz kalmadı' yahu Atatürk mezardan kalksa ilk defedeceği sizlersiniz' dedi.

Erdoğan, belediye konferans salonunda düzenlenen AK Parti Siyaset Akademisi'nde yaptığı konuşmada, süreci muhalefete anlatmak için kapılarını ısrarla çaldıklarını, mektup gönderdiklerini anımsatarak, muhalefetin buna da 'yok' dediğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

'En sonunda 'kamerayla yapalım' dediler. Yahu ne demek, biri bizi gözlüyor belgeseli mi çekeceğiz? Ayıptır ya... İki tane genel başkan, yanında not tutucularıyla beraber ikinci önemli elemanlarıyla beraber böyle bir görüşmeyi yapamazsa kim kimle yapacak? Bu ülkede dışişleri bakanlığı yaptın ya... Uluslararası camiada gittiğin ülkelerde sizin hiç baş başa görüşmeleriniz olmadı mı? Her görüşmeyi siz böyle kameralarla kayıt altına mı aldınız? Bir tane böyle yapılmış görüşme var mı? Siyasi tarihte olmamış şeyler, kamera şakası. Bakın dedim, bu mesele sizden bugünlere kalmış bir meseledir. Bu bir millet, ülke meselesi, bu bir memleket meselesi, inatla öfkeyle hakaretle iftirayla varacağınız bir yer yok. Aklın yerini öfkeye bırakmayın, vicdanın sesini gürültüye boğmayın, pankartların arkasına yüzlerinizi saklamayın. Getirdikleri pankartlarda 'ey Atatürk izindeyiz, eserin sahipsiz kalmadı' yahu Atatürk mezardan kalksa ilk defedeceği sizlersiniz. Bazen diyorlar 'Bu parti Atatürk'ün partisi' Atatürk size böyle bir parti bırakmadı. Zaten ilk ihanet şurada başladı, Atatürk ebediyete intikal etti, Türk lirası üzerinden Atatürk'ün resimleri kaldırıldı, oraya İnönü'nün resmi kondu. Devlet dairelerinden Atatürk'ün posteri kaldırıldı, İnönü'nün posterleri kondu. Posta pullarının üzerinden Atatürk'ün resimleri kaldırıldı, İnönü'nün resimleri kondu. Ey CHP kimi uyutuyorsun sen? Bunları siz yaptınız bu ülkede siz. Şimdi de 'izindeyiz' diyorsunuz. Doğru, izindesiniz.'


'PERDE ARALANIYOR, MASKELER DÜŞÜYOR"

'Durumu görün, bunların demokratlıkla, demokrasiyle alakası yok' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Slogan atmayan bir fikriniz varsa onu söyleyin. Ama yeni bir şey söyleyemiyorlar ki... Eski söylediklerini hatırlayamıyor bunlar. Hiçbir zaman söyleyecek lafları olmadı. 'Ülke için şunu yaparsanız faydalı olur.' Hiçbir zaman dememişlerdir ve gerçeklere, hakikate hiçbir zaman tahammül edememişlerdir. Onun için de dün gördünüz, genel kurul salonunu terk ettiler. Bakın diyoruz, çok canlar kaybettik, bundan sonra kaybetmeyelim. Yüreğimiz yandı, bundan sonra yanmasın. Bugünden bakarak geriye doğru, Türkiye'nin şöyle eski fotoğraflarını bir hatırlayalım. Yıllar yılı kendi ülkemizde derinleşen sorunları anlamakta güçlük çektik. Binlerce haber okuduk, haber ve yorum dinledik ama gerçeği anlamakta çok güçlük çektik. Ta ki bütün haberler perde oldu. Yangın vardı ama söndürülemiyordu. Kendini ateşe atanları da ne yazık ki anlamıyorduk. Yangını söndürmesi gerekenleri de anlamıyorduk. Yürekler yansın, vicdanlar sönsün istediler. Terörün mantığı, gayesi zaten aklın yolunu kapatmaktı. Ama girdaptan ülkeyi çıkarması gerekenler de ateşe körükle gidiyorlardı. Bu ülke mukaddes, milli değerlerle yıllarca istismar edildi. Devletimizin temel ilkeleriyle bizi millet kılan asli değerlerimizle hoyratça istismar edildi. Gerçekler karartıldı. Propaganda ile karşı propaganda arasında hakikat ters yüz edildi. Yaşanan acıları tekrar etmek istemiyorum. Ödenen maliyetleri hatırlatmak istemiyorum. Bunları zaten biliyorsunuz. Peki şimdi ne oldu? Şimdi perde aralanıyor. Maskeler düşüyor. Ülkemiz tepeden tırnağa aydınlanıyor. Yaklaşık 30 yıldır yaşanan bir sorunu, yaşatılan büyük bir sorunu çözmek için ilk defa güçlü bir irade ortaya konuldu.'

Bütün sıkıntılı, sorunlu alanları yavaş yavaş dertleşerek, konuşarak, istişare ederek çözüme kavuşturacaklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, 'Burada ne söylüyorsak bilesiniz ki Ankara'da aynısını söylüyoruz. Sakarya'da, Samsun'da, Kastamonu'da aynısını söylüyoruz. Hatta her bölgeye, her yöreye aynı anlayışla gidiyoruz. Dengesizlikleri dengeye götürüyoruz. Onun için ne dedik biz, etnik milliyetçilik yok, bölgesel milliyetçilik yok, dinsel milliyetçilik yok. Her şey Türk Milleti için. 72 milyon Türk Milleti için Sayın Baykal, doya doya söylüyorum, her şey Türk Milleti için' diye konuştu.


'KİMSE BİZDEN YANGIN SEYRETMEMİZİ BEKLEMESİN"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Kimse bizden yangın seyretmemizi beklemesin. Demokratik açılımdan kastımız yangının sönmesidir' dedi.

Başbakan Erdoğan, belediye konferans salonunda düzenlenen AK Parti Siyaset Akademisi'nde yaptığı konuşmada, büyük bir mesuliyet isteyen bir süreçten geçtiklerini belirterek, şunları kaydetti:

'Sabırlı olacağız. Çünkü bu gerçekten sinirlerin adeta çelik gibi olması gereken bir süreç. İşimiz kolay değil. Zor... Ama biz bunu bilerek zaten yola çıktık. Yalnız herkesin hakkaniyetli olmasını istiyoruz. Kendimiz için istediğimizi bin yıllık komşumuz, kardeşimiz akrabamız için de istiyoruz. Diyarbakır'da ne söylüyorsak İstanbul'da da aynısını söylüyoruz, Malatya'da ne söylüyorsak TBMM kürsüsünde de aynı şeyi söylüyoruz. İstiyoruz ki muhalefet de demokrasinin içinde kalsın, meşruiyet zemininde kalsın, çok mu zor 'doğru yoldasınız' demek? Çok mu zor? 'Evet bizim de yanlışlarımız oldu' demek çok mu zor? 'Türkiye Cumhuriyeti daha çok kenetlensin' demek, açılan her beyaz sayfayı karartmak karamsarlık tohumları ekmek kime ne kazandırır? Muhalefete ne kazandırır? Büyük düşünelim, sorunlar daha fazla büyümeden çare üretelim, diyoruz. 'Kimse açıkta kalan bir yarayı ne olur kanatmaktan medet ummasın' diyoruz ve 'yangını söndürelim, yürekler kararmasın' diyoruz. 'Ankara'da söylenen, Meclis'te söylenen, demokratik zeminlerde söylenen her sözün bu ülkede kime nasıl ulaşacağını, kimi nasıl etkileyeceğini hesap edelim' diyoruz. 'Toplumsal sorumluluk bunu gerektirir' diyoruz. 'İnsani sorumluluk bunu gerektirir' diyoruz, 'siyasi sorumluluk bunu gerektirir' diyoruz.

Aydın olmak, akademisyen olmak, yazar olmak, yorumcu olmak bunu gerektirir ama hepsinden öte arif olmak gerekir arif... Bu ülkede birileri herkesi kendi kadar küçük düşünmeye zorluyor. Bu ülkenin tarihini birileri karartmak istiyor, tarihiyle toplumu arasına duvarlar örmek istiyor. Birileri milletin tarihini kendi kısa tarihine indirgemek istiyor, şehirler arasına, bölgeler arasına mesafe koymak istiyor. Birilerinin zihninde hala demir perdeler var.'

Başbakan Erdoğan, Türkiye ve dünya ölçeğinde büyük düşünmeye devam edeceklerini ifade ederek, muhataplarına, siyasi rakiplerine de 'Siz de mümkünse ülkemiz kadar büyük düşünün. Büyük düşünemeyenler tarih dersinden sınıfta kalırlar. Büyük düşünemeyenler temsil kabiliyetine sahip olamazlar. Bizim anlayışımızda siyaset acımasız bir rekabet alanı değildir. AK Parti böyledir. Hiç kimsenin beyaz dediğine siyah demeyiz. Beyazsa beyaz, siyahsa siyah' diye seslendi.


'BİZİM ÜZERİMİZE AK YAZMIŞ'

Başbakan Erdoğan, bir karikatüristin çizdiği karikatürde muhalefetin ikisini yan yana koyduğunu, bir tarafa da kendilerini koyduğunu belirterek, şöyle devam etti:

'Bizim üzerimize AK diye yazmış, karşı tarafa da bir tanesinin üzerine 'ka' demiş, öbürünün üzerine de 'ra' demiş. Bir bütün yaratmışlar olduğu gibi, kendini nasıl tanımlıyorsa öyledir. Bizim medeniyet anlaşımızda halka hizmet, insanı yaşatma, insanın mal ve can emniyetini korumak esastır. Bu anlayışımızı milletimiz doğru anladı ama birileri eski ezberlerinde ısrar ediyor. Biz de ısrar ediyoruz. Biz de sonuna kadar hakikatin müdafileriyiz. Provakasyona, tahriklere, kışkırtmaya birilerini ötekileştirmeye, kara siyasete, kin ve öfke siyasetine pabuç bırakmak niyetinde değiliz. Tehdit ediyor bizi açık açık. 'Kongremizi diyor bu hale sokma gayreti içerisinde olanları biliyoruz'. Sayın Bahçeli 'Oraya gelen polisler provakasyon için geliyor, gelecek' diyor. 'Bunu da biliyoruz çok değişik şeyler duyduk, dinliyoruz' diyor. 'Dolayısıyla herhangi bir şey olursa sorumlusu AK Parti'dir' diyor. 'Bundan sonra Türkiye genelinde yapılacak bütün toplantılarda oralarda huzur içerisinde bu toplantıları yapamayacak' diyor. Açıkça suç işliyor. Hiç başka şey yok. Ne oldu? Kongreni yaptın, sen öyle söyledin diye mi kongre öyle oldu? Hayır. AK Parti üzerinden, muhalif isimler karşısına çıkmasın diye bunu yaptı. Hedef buydu. Şimdi herhangi bir şey olmadan kongreni yaptın. Ama zaman zaman da biliyorsun çok heyecanlandığında ne söylüyor 'Gerekirse dağa çıkarız', dağa çık bakalım arkandan kaç kişi gelir. Belki seçimleri bekliyorsun duruma göre...'

Başbakan Erdoğan siyasetlerinin aklın ve vicdanın sonucu olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

'İstiyoruz ki kimse meşruiyet sahasını çiğnemesin. Kimse bizden yangın seyretmemizi beklemesin. Demokratik açılımdan kastımız yangının sönmesidir. Aşık Veysel ne diyordu, 'Kürdü Türkü ne Çerkezi/Hep Ademin oğlu kızı/Beraberce şehit gazi/Yanlış var mı ve neresi.../Yezid nedir, ne Kızılbaş/Değil miyiz hep bir kardaş/Bizi yakar bizim ataş/Söndürmektir tek çaresi...

Bunun aksini iddia edenler yanılıyor. Aklın ve vicdanın yoluna taş döşeyenler yanılıyorlar. Biz devletle milleti buluşturmak, kucaklaştırma yolunu açmak için bu yola taş dökmeye çare olarak görenler gibi düşünmüyoruz. Onları ısrarla sorumluluğa davet ediyoruz. Diyoruz ki her biriniz bir taş kaldırsanız bu yol açılır. Her birimiz bu yangına bir kova, bir bardak su dökseniz bu yangın söner. Bize diyorlar ki 'Bu yangını kimin emriyle söndürmeye teşebbüs ediyorsunuz' Az önce söylediğim bu milletin iradesi bu kararı vermeye yeter.'


"BİZ SİZİN YABANCI LİDERLER KARŞISINDA EL PENÇE DİVAN DURDUĞUNUZU BİLİRİZ"

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz sizin koalisyon iktidarlarında yabancı ülkelerin liderleri karşısında el pençe divan durduğunuzu biliriz. Ülkemizin gündeminin kimler tarafından hazırlandığını biliriz' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, belediye konferans salonunda düzenlenen AK Parti Siyaset Akademisi'nde yaptığı konuşmada, MHP'nin 3.5 yıl koalisyon ortağı olduğunu hatırlatarak, fona devredilen bankaların borçlarının ödeye ödeye bitmediğini, borçların 2012'de biteceğini söyledi.

Türk cumhuriyetleri ve diğer ülkelerdeki tarihi eserler konusundaki restorasyon çalışmalarına da değinen Erdoğan, 'Bunları bu iktidar gerçekleştirdi. Ama onlar bunu yapamadılar. Bu yanlış mantık hala çalışıyor. Yalan yanlış ifadeleri anlatmak suretiyle zannediyorlar ki biz halkımızı aldatırız. Aldatamayacaksınız, halkımızı kandıramayacaksınız' diye konuştu.

Erdoğan, şöyle devam etti:

'Nasıl benim Malatyalı kardeşim bu ülkenin gerçeklerini biliyor ve AK Parti'ye 7 milletvekilinin 6'sını veriyorsa, evelallah Türkiye'nin şu anda geneline baktığımız zaman şunu görüyoruz, 7 siyasi bölge var, 7 bölgenin 7'sinde de AK Parti var. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde birinci parti, Doğu Anadolu Bölgesi'nde birinci parti. Niye? Ayrım yok bizde. Biz hepsini düzeltiyoruz. Benim Kürt de kardeşim, Türk de kardeşim. Zaza da kardeşim, Çerkez de, Gürcü de, Abaza da. Hepsi kardeşim. Benim kitabımda ayrım yok.'

'Kördüğümleri çözüyoruz. Millet bizim yanımızda yer alıyor. Bunun için muhatabımız sadece millettir, sizdir. Aynı şekilde şunları millete giderek sizler anlatacaksınız' diyen Erdoğan, Türkiye'nin meselelerine gözlerini kapatanların aksine çok güçlü bir çözüm iradesini ortaya koyduklarını bildirdi.

Bu iradeye katılmanın çözüme ortak olmak anlamına geldiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

'(Ben çözüme ortak olmayacağım) diyenler, esasen 'ben kördüğümden yanayım' demiş oluyor. Türkiye'nin muhtaç olduğu iradenin oluşması için 1000 yıldır olduğu gibi ebedi kardeşliğin bu topraklarda hüküm sürmesi için herkes hakikate kucak açmak zorundadır. Duygularla değil, duygularımızı da yanımıza alarak akıl ve vicdanın hukuk ve demokrasinin yolunda gedeceğiz. Birbirimizin yanlışlarını birlik ruhuyla telafi edeceğiz, ilkel kavgalarla, asabiyetle değil, inanç ve aşkla gönüller kazanacağız.

Bu süreçte sevgiye inanlar, yüreklerini açık tutanlar kin ve nefrete teslim olmayanlar kazanacak. Bundan hiç tereddütünüz olmasın. Sınıf ve zümre siyaseti yapanlar adalet yerine imtiyaz isteyenler eninde sonunda mutlaka kaybedeceklerdir. Biz bu evrensel anlayışımızı sadece Türkiye'ye değil, bütün dünyaya göstermek için gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Çıkıyor beyefendi ne diyor? 'Bu proje dışarıdan uyarlanmış bir projedir' diyor. İnsaf edin. Bunu AK Parti iktidarına nasıl söylersiniz? Biz, sizin koalisyon iktidarlarında yabancı ülkelerin liderleri karşısında el pençe divan durduğunuzu biliriz. Ülkemizin gündeminin kimler tarafından hazırlandığını biliriz. Dünyada hazırlanan gündemlere Türkiye hiç bir zaman ortak olamamıştır. Öyle bir dış politika o dönemlerde ülkemizde egemendi.'


'SEN BOP'UN NE OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN?'

Türkiye'nin artık gündem belirleyen bir ülke olduğunu anlatan Erdoğan, Türkiye'nin Ortadoğu'da, Kafkaslar'da, doğuda, batıda ve Balkanlar'da, 'Acaba Türkiye şu konuda ne düşünüyor' diye sorulan bir ülke olduğunu söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Şimdi bütün bunlar dururken, hala 'BOP nedir?' Ya sen BOP'un ne olduğunu biliyor musun? İnanın sorsanız söyleyeceği şey 'balondur' diyecek. Bilmez. Ve 'Büyük Ortadoğu Projesi' denilen olay, ilan edilmiş fakat uygulamaya girememiş olan bir projedir. Keşke girseydi bugün Ortadoğu'nun sıkıntıları evelallah Türkiye'nin ağırlığını koymasıyla çok daha farklı bir mecraya girebilirdi. Ama başlamasıyla bitişi bir oldu. Yürümedi. Bunu bildikleri halde ikide bir önümüze getiriyorlar. Kim vardı Büyük Ortadoğu Projesi'nde? İtalya vardı, başka Türkiye vardı, başka kim vardı? Yemen vardı. 3 ülkenin eşbaşkanlığında yürütülüyordu. Eğer bu yürüseydi bugün Yemen bu sıkıntıları çekmezdi. Yürüseydi İsrail-Filistin arasındaki sıkıntılar evelallah Türkiye işin içinde olacağı için bu hale gelmezdi.'

Gazze olaylarına da değinen Erdoğan, 'Gazze olaylarında kılları kıpırdamadı kılları. Ve biz bu işle ilgili düşüncelerimizi açıkladığımız zaman söyledikleri şeyi biliyorsunuz, 'İsrail ile ilişkileriniz ne olacak?'. Nasıl gidiyorsa öyle devam edecek. Bütün mesele adil olalım, hakkaniyetten yana olalım' dedi.

'İsrail'in uygulamalarına ilişkin Musevi asıllı bir kişi tarafından hazırlanarak yayınlanan raporda Gazze olaylarının ağırlıklı olarak İsrail'in oradaki yanlışlarını ve adeta oradaki katliamını dile getiriyor' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

'Biz biraz daha dikkatli gidiyoruz, o çok daha açık ileri söylüyor. Nitekim BM'de bakın şu anda müzakere ediliyor. Komisyondan geçti. Niye? Gerçekler artık örtülür gibi değil. Bunları anlatmaya mecburuz, 1500 tane çocuk, kadın, yaşlı öldürüyorsun, 5 bin kişi yaralı, fosfor bombaları kullanıyorsun. Hesap soran yok. Olur mu böyle birşey? Yani bunun hesabını sormak için Müslüman olmaya gerek yok ki. İnsan olmak yeter. Ben zaten İslam dünyasına seslenmiyorum; hep tüm insanlığa sesleniyorum. Hepimizin ortak sorunudur. Aynı şeyi medyaya söylüyorum, AB'ye söylüyorum, hepsine söylüyorum. Bu can bu tende olduğu sürece söylemek zorundayız. Sorumluluk makamında olduğumuz sürece söylemek zorundayız.

'İsrail ile ilişkilerimizi kesin'. Hayır. Onlarla da biz ilişkilerimizi devam ettiririz karşılıklı menfaat esasına dayalı olarak. Çünkü biz düşman kazanalım diye bir dış politikayı hiçbir zaman savunmadık. Tam tersine, 'dost kazanmak üstüne politikalarımız olsun' diyoruz. Yine aynı noktadayız. Ama böyle söylerken gel de burada böyle bir zulmün olmasına da. Bana birçok yerden telefonlar geliyor. Bazen değişik tonlarda da geliyor. Onlara da gerektiğinde söylüyoruz. Bunları bu şekilde söylemek ikili ilişkileri bozmaz mı? Ben bozması için söylemiyorum.

Ben bir durum tespiti yapıyorum. Bu yanlışlar devam etmesin diyorum. Buyur Şarm El Şeyh'te toplanıldı. Vaatler yapıldı. Bakın hala altyapısı çökmüş, evleri çökmüş, hastaneleri vurulmuş olan Gazze'de daha içeriye inşaat malzemeleri sokulmuyor. Hani nerede BM? Nerede BM Konseyi? Ben BM'de bu konuşmayı yaptığım için burada konuşuyorum ve benden sonra da sayın Netanyahu'nun konuşması vardı. Dinledi benim konuşmamı. Bunlar gizli konuşmalar değil. Gizli kapılar ardında konuşmadım BM Genel Kurulu'na konuştum.'


'BİRİLERİ DE KAPANMIŞ ESKİ YARALARI KANATMAYA ÇALIŞIYOR"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Birileri de kapanmış eski yaraları kanatmaya çalışıyor. Adam Dersim'i örnek veriyor. Düşünebiliyor musunuz? Bugün yine Dersim'i mi yaşayacağız biz? Bugün beni ne olur öldürmeyin' diye yalvaran birini kalkıp da orada kalasla ateşin içine itenleri yine aynen yaşayacak mıyız? Biz bu tabloları yaşamak istemiyoruz' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, belediye konferans salonunda düzenlenen AK Parti Siyaset Akademisi'nde yaptığı konuşmada, yalnızca Türkiye'yi değil, güçleri, takatları oranında dünyadaki yangınları da söndürmeye çalıştıklarını söyledi.

Demokratikleşme süreci başlattıklarını ve herksin ne söyleyecekse söylemelerini istediklerini belirten Erdoğan, 'Bir taraftan, 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' diyeceksin, kendi yurdundaki sulhu temin etmek için mücadele vermeyeceksin. Gelin işte beraber bu mücadeleyi yapalım. 'Ana muhalefet gelmedi, gelmezsen gelme. Diğeri gelmedi, gelmezsen gelme biz de milletimize gidiyoruz işte' diye konuştu.

Erdoğan, dün TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmaya da değinerek, 'Biz orada düşüncelerimizi anlatıyoruz. Bizim düşüncelerimize tahammül edemedi' dedi.

'Herşeyi söyledin, biz seni dinledik. Bir tane grubumdan arkadaşım da çıkıp orada sana hakaret etmedi. Diğeri aynı şekilde konuştu, arkadaşlarımdan biri çıkıp saygısızlık etmedi' diyen Erdoğan, 'Ama ben konuşurken kendi genel başkanlarının yanında arkada bakıyorum çatlak sesler çıkıyor, hakaretler yapılıyor. Tabii bize düşen ne? Sayın genel başkan, ekibine, grubuna hakim ol, bak biz sizi saygıyla dinledik ama bunlar saygısızlık yapıyorlar'. Tahammül edemediler. Bu sefer meclisi terkettiler. Niye bunların fikre tahammüle yok, düşünceye tahammülü yok, alternatife tahammülü yok' diye konuştu.


ÖYMEN'İN SÖZLERİ

Erdoğan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in Dersim konusunda söylediklerini de eleştirerek, 'Birileri de kapanmış eski yaraları kanatmaya çalışıyor. Adam Dersim'i örnek veriyor. Düşünebiliyor musunuz? Bugün yine Dersim'i mi yaşayacağız biz? 'Bugün beni ne olur öldürmeyin' diye yalvaran birini kalkıp da orada kalasla ateşin içine itenleri yine aynen yaşayacak mıyız? Biz bu tabloları yaşamak istemiyoruz' dedi.

Erdoğan, 'Diyoruz ki biz bu ülkede Kürdüyle, Türküyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla hepsiyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Başında yaradılanı yaradandan ötürü sevmek anlayışıyla birbirimizi seveceğiz. Alevi, Sünni bu tür ayrımlar bizim kitabımızda yer almayacak' diye konuştu.

Dağlanan yüreklerin feryadını dindirmeye çalıştıklarını, birilerinin de politik hesaplarla hangi tahrik edici cümleyle ne kadar taraftar toplayacağını hesapladığını ifade eden Erdoğan, 'Açık söylüyorum bunu yapmayın, tahrik siyasetinden vazgeçin. Marjinal örgüt diliyle konuşmayın, yıllarca bunu yaptınız zaten. Bakınız bu demokratik süreç şiddet ve terörü tasfiye süreci değil, bu ülkenin bütün evlatlarını geleceğe umut ve güvenle bakmalarının teminatı olacak olan bir süreç' diye seslendi.

Düşüncesine güvenenlerin düşünce özgürlüğünden korkmayacaklarını belirten Erdoğan, 'Biz öyle bir ecdadın torunlarıyız, onlar korkmadılar, biz de korkmayacağız. Rahat hareket edeceğiz, biz güçlü devletiz. Büyük bir milletiz. Ya niye korkuyoruz?' dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

'Buyur Akdamar Adası'nda Ermeni Ortodoks kilisesini biz restore ettik, ne oldu Ermeniler Türkiye'yi mi bastı? Zaten var. Varolan şeyi imar ettik. Kaybettiğimiz ne var? Ama biz şimdi dünyaya diyoruz ki; 'bakın biz bunu yaptık biz iyiniyetimizi ortaya koyduk, biz Erivan'dan İstanbul'a kargo seferlerine müsaade ettik'. Şu anda 100 bine yakın kayıtdışı Ermeni var Türkiye'de. Biz buna da göz yumuyoruz. 70 bin de vatandaş var. Ama bizim yaklaşım tarzımız bu. Ermenistan da dünyada kamuoyu oluşturuyor. Niye? Türkiye veya Osmanlı, sözde Ermeni soykırımı yapmış, bunu anlatıyor. Bak onlar böyle yaklaşıyor, biz böyle yaklaşıyoruz. Onun için burada yanlışa girmeyelim, işi rayına oturtalım.

Şimdi bu tüm sorunlara karşı benim Kürt kökenli vatandaşlarımın sorunları var. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak ne yapıyoruz biz? Geldiğimizden beri getirmeye başladık. Ama, 'bunu terör örgütü istiyor diye yaptılar' diyenler, kusura bakmayın, bundan rant elde etmeye çalışıyor. 'Terör örgütü tehdit etti diye bunları aldılar' Hayır. Bizim, açarsınız programımızı, partimizi kurduğumuz zaman o programda bunu görürsünüz. Daha yola çıkarken biz bunu programımıza koyduk. Biz yolda giderken bunlar aklımıza gelip hava şartlarına göre, meteorolojik yapıya göre bunları düzenlemedik. Yola çıkarken Türkiye'nin sorunlarını masaya yatırdık ve ona göre çözümleri programa yerleştirdik.'