Yeni kıyafet, şeker, tatlı, kahve, kolonya, lokum... Bayram günlerinin vazgeçilmezleri... Yazar Ayla Ağabegüm'le hem eski bayramları yad ettik hem de birlikte bayram alışverişi yaptık.
"Badem şekeridir bayram; kolalı beyaz mendil ve yandan ayrılmış saçta bir avuç kolonya kokusu... " diyor Can Dündar. Yaşayanlar bilir ancak eski bayramların ne anlama geldiğini, yapılan hazırlıkları ve bayram sabahı sevinçlerini... Bayram sabahı giyilecek kıyafetten tutun da eve gelecek misafire tutulacak şekere kadar her şey özenle alınmasını... 'Nerede o eski bayramlar' demek için çok yaşlı olmak gerekmiyor; o tadı ucundan yakalamış olanların o günler burnunda tütüyor. Tatlılar açılır, evler arap sabunuyla temizlenir, bayram sabahı gelecek olan seyyar salıncakçı beklenir, bayrama özel şekerler alınır; mendil içinde harçlık alacak olmanın heyecanı sarardı insanı... Bayrama özel alışveriş yapılırdı. Şimdilerde bu geleneği yaşatmaya çalışan pek az insan kaldı. 'Eski bayramlar artık 'tatil' oldu diyen emekli öğretmen yazar Ayla Ağabegüm Hanım da bu insanlardan birisi... Ayla Hanımla bayram alışverişine çıktık, O'nun özel olarak tercih ettiği yerlerden lokum, şeker, kolonya, kahve, bitki çayları aldık. Annesinin bayram için diktiği kıyafetleri, yapılan hazırlıkları, açılan tatlıları konuştuk. "Annem çok güzel dikiş dikerdi o yüzden hiç hazır kıyafet almadım diyebilirim. Halen daha da öyledir, kaliteli bir şeyi ancak uygun fiyata bulursam alırım. Tatlı ve şeker konusunda titizlenirim. Çifte kavrulmuş lokum vazgeçilmezimdir. Şeker için Hafız Mustafa'yı lokum için Ali Muhiddin Hacı Bekir'i tercih ederim. Tatlıyı da ya evde yaparım ya da Saray Muhallebicisi'nden, Edebiyat Kıraathanesi'nin sütlü tatlılarından alırım. " diyor. Ayla Hanım ile Üsküdar çarşısında alışverişi yaptık ve eski anılara daldık...
Ayla Ağabegüm kıyafetlerini evde dikiyor. Mağazalardan ancak kaliteli, indirime girmiş bir kıyafete denk gelirse alıyor. Memur maaşıyla yettiği kadar kaliteli ve temiz giyinmeyi sevdiğini söylüyor. Ayla Hanım'ın annesi iyi dikiş dikermiş, öğretmen iken giydiği döpiyes takımlar annesinin elinden çıkarmış. 'Top kumaş alırdık, mahallenin hanımları toplanır özene bezene elbiseler dikerdik.' diyen Ayla Hanım eskiye özleminin her geçen gün daha da arttığını belirtiyor. Ayla Hanım:" Satın alma kapasitemizin artmasına rağmen artık bayrama özel bir şey alınmıyoruz. Bir kısım insan hala dirense de yeni bir şey almak için bayramı beklemiyoruz. Bayramlarda evlerde bile değiliz artık, tatile gidiyoruz. Bayram semtlere geliyor artık desem yanlış olmaz. Mesela Üsküdar bu anlamda hatırı sayılır bayramlara hala şahitlik ediyor. Her kesimden insan bir arada yaşıyor." diyor ve ekliyor:" Eskiden birisi yeni bir şey alsa kullanmaya utanırdı. Çünkü herkesin olmazdı. Memurların yaşamı kısmen daha iyiydi. Evde hırka örülür, elbiseler kumaş alınır evde dikilirdi. Ben öğretmendim dikiş dikmeye çok vaktim olmazdı ama mahalleden komşularımız bir evde toplanır dikiş dikerlerdi. Her evin bir makinası olurdu, dikiş dikmeyi bilen de çoktu. O devrin hanımları çok maharetliydi. Belli bir zamana kadar annemin diktiği kıyafetleri giydim. Bir keresinde öğretmenken, annem kaliteli bir mağaza indirime girdiği için 3 takım döpiyes almıştı. Fazla aldığı için çok kızmıştım ama onları neredeyse 5-6 yıl giydim. Hala diktiği etekler duruyor. Lüks, çok tüketim ve Müslümanca yaşam bir arada pek mümkün değil. Efendimiz burada çok güzel bir örnek, bir tane kaliteli alırmış ama uzun süre giyermiş..."
Ayla Hanım "Ali Muhiddin Hacı Bekir'den lokum, Hafız Mustafa'dan şeker alırım. Özellikle Hacı Bekir'in çifte kavrulmuş lokumu çok lezzetlidir. Lokumun yanında badem şekeri de çok yakışıyor. Şeker mi lokum mu derseniz, lokumu tercih ederim." diyerek özel lezzetlere vurgu yapıyor. Böyle özel yerlere sahip çıkılması gerekiyor, yoksa kaybolup gidiyorlar diyor. Ayla Hanım rahmetli annesi için Kadıköy'e gidip özel şeker alırmış: "Rahmetli annem İstanbulluydu. Keyif ehliydi. Şekerini lokumunu bu özel yerlerden isterdi. O zamanlar akide şekeri almak için Sirkeci'ye Hafız Mustafa'ya giderdim. Kendi tarifleriyle yaptıkları şekerler çok lezzetli. Fakat zaman geçtikçe yorulduk sanırım, evden Kadıköy'e şeker almaya gideyim diye çıkıyorum, bazen üşeniyorum Üsküdar'dan alıp geri dönüyorum. Bir de içinde şiir, mani yazan paketli karamela şekerleri olurdu. Ben onları sözlü edebiyatı yaşatmak adına çok önemli buluyorum. "
"Mendil geleneğini çok özlüyorum. Bayramlarda el öptüğümüzde içine para konulmuş mendiller verirlerdi. O mendiller çok güzeldi, el işiydi. Bu gelenek artık sürmüyor. Ben de bayramda gelenlere kitap hediye ediyorum. Gerçi çocuklar şeker ya da kitaptan mutlu olmuyorlar, az da olsa para istiyorlar. "
Ayla Hanım siyah çay içmeyi tercih etmiyor. İçerse çok açık içiyor. Bayramda misafirlere de özel bitki çayları yapmayı seviyor. Özellikle kuşburnu ikram ediyor. Ihlamur ve hibisküsü karıştırılarak yapılan çayı favorisi. Kahveyi ise oturduğu semtteki kuruyemişçiden çektirerek alıyor. Semt esnafının kalkınmasını önemsiyor. Ama Eminönün'e gittiğinde Mehmet Efendi'den kahve almayı tercih ediyor. Kolonyada tercihi ise Rebul'ün Lavanta kolonyası. Evde gül suyu da bulunduruyor.
Ayla Hanım evde yapılan meyveli ve sütlü tatlıları seviyor. Yaşlandıkça hafif tatlılara döndüm diyor ama dışarı çıktığında saray muhallebisi yediğini ya da Edebiyat Kıraathanesi'ndeki tatlılardan aldığını söylüyor. Tabi eskiden bayram için evlerinde yaptıkları tatlıyı hatırlatmadan da geçemiyor: "Tatlıyı daha çok evde yapardık. Dışardan çok nadir alırdık ya da bir misafir gelirse getirirdi. Evde yapılmasının sebebi ayrıca bir özen gösterilmesiydi. Evimizin tatlısı annemin kabartma tozu yerine küllü su ile yaptığı hamur işi bir tatlıydı. Hamuru yufka gibi açar, arasına ceviz koyar, şerbetlerdik. Uğraşı çok olan bir tatlıydı. Zamanla meyveli hafif tatlılara geçtik. Yaşlanınca ağır tatlılar yenmiyor. Mesela vişnenin çekirdeklerini çıkarıldıktan sonra hafif bir yağda kavurulur. Sonra üstüne nişastalı su dökülür. Helva gibi olur ama çok hafiftir. Rahmetli Babam Elazığ'da görev yaparken orada öğrenmiştik bu tatlıyı... Edebiyat Kıraathanesi'ndeki pastanenin tatlılarını çok beğeniyorum. Saray Muhallebicisi'nin saray muhallebisini severim. Hafif ve sütlü tatlıları tercih ediyorum. "






