İstanbul dillere marş olacak

Arzu Akyol
00:0010/12/2011, Cumartesi
G: 9/12/2011, Cuma
Yeni Şafak
İstanbul dillere marş olacak
İstanbul dillere marş olacak

Yeni şiir kitabı 'Aşkın Tam Saati' ile sevenleriyle buluşan Ahmet Selçuk İlkan, ' İstanbul için de bir şiir yazmış. 'Sahne Senin İstanbul' adlı şiirinin bestelenerek 'İstanbul Marşı' olacağını söyleyen İlkan, 'Bu şehir sevda değil bir karasevda' diyor

Ahmet Selçuk İlkan'la şiiri aşkı ve İstanbul'u konuştuk.

Ahmet Selçuk İlkan'ı sadece şiirlerinden ve şarkı sözlerinden biliyoruz. Biraz anlatsanıza kendinizi

1955 yılında Adana'nın yoksul bir mahallesinde 9 çocuklu bir ailenin 8'inci çocuğu olarak dünyaya geldim. Ailede okuyan yoktu. O yüzden ağabeylerim ve babam benim okumamı mimar, mühendis, doktor olmamı çok istediler. Ailenin bütün hayalleri benim üzerimde toplanmıştı.

Ama siz şair oldunuz…

Ben edebiyata çok meraklı olmama rağmen ailemin hayalleri yüzünden fen lisesinde okudum. Fakat o dönemler de bile inadına şiir yazıyordum. Bu yüzden bir gün hocalarım kulağımı çekerdi, bir gün annem, bir gün babam… Kara bir sevdaya tutulduğumu zannederlerdi. 'Bilmezlerdi ki benim karasevdam aslında şiirin ta kendisi.

Sonra ne oldu?

Abim Almanya'ya ilk giden işçilerden biriydi. Lise bitince ben de kendimi onun vasıtasıyla Berlin Teknik Üniversitesi'nde mimarlık okurken buldum. Annem hiç istememişti bu ayrılığı. Evden ayrılışımın 40'ıncı günüde onu kaybettik. Annemi vefatından sonra okulu bıraktım. 80'li yıllarda özellikle gençler ülkeyi terk ederken ben deli bir hasretle ülkeme döndüm. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne başladım. O yıllarda ilk şarkı sözlerimi yazdım. Ve yaklaşık 40 yıldır bu ülkenin aşk haritasını şarkılarla çizmeye çalıştım.


ŞİİRİ SAKLI BAHÇELERDEN ALDIK
Yeni kitabınız 'Aşkın Tam Saati' Aşkın bir saati zamanı var mı sizce?

Bence her an, her saat 'Aşkın tam saati' aslında. Aşk Leyla'dan Mevla'ya bir yolculuktur ve yaşamın sırrına ermek insanı sevmekle başlar. Ben de bu kitapla aşkı bulaşıcı bir hastalık gibi herkese bulaştırmayı hedefliyorum.

Ne kadar sürelik bir birikimin eseri?

Bunlar son üç yılımın şiirleri. Kitap üç bölümden müteşekkil. Birinci bölümde aşk şiirleri 'Dilimin Ucundakiler' var. İkinci bölüm 'Notaların Ucundakiler.' Yani notaya şarkıya dönüşecek şiirler. Ve sonunda da dünyanın sessiz çığlıklarına kulak vererek yazdığım 'Sabrımın Ucundakiler' var. Bunlar toplumsal, sosyal içerikli şiirler.

Şiiri sokakla buluşturan bir isim olmaktan mutlu musunuz?

Çok mutluyum. Türkiye'de şiir kitapları satmaz diye yıllarca ürküttüler bizi. Fakat ben 2000 yılında cesaretle atıldım bu işe. O günden bugüne 10'uncu kitabım ve her kitap neredeyse 20 baskı yaptı. Demek ki siz eğer şiirseverlerin yüreklerine dokunursanız, onlar da sizin kitaplarınıza dokunuyor. Bizler bu devrin şairleri olarak şiiri edebiyatçıların, entelektüellerin saklı bahçelerinden alarak meydanlara taşıdık.

Bahsettiğiniz entelektüel çevreler sizi neden dışlıyor?

Entelektüel camia yaşadığı kuşağın şairlerine böyle üstten bakabiliyor. Nazım Hikmet bu kadar sevileceğini bilseydi 10 sene fazla yaşardı. Can Yücel'in son günlerinde tek ceketle tek gömlekle dolaştığını biliyorlar mı? Yaşadığımız çağın en değerli ozanlarından Neşet Ertaş Almanya'da düğün salonlarında söylüyor. Zaman kırılmayan tek aynadır. İnsana eninde sonunda gerçeği gösterir. Bugünkü şarkıları eleştirmek için söylemiyorum ama eğer 3 ayda tükenen şarkıların yanında, bizim şarkılarımız 35 yıldır hala tazeliğini koruyorsa, edebiyatçılarımızın ve entelektüel çevrelerin de düşünmesi lazım.

Bu kitap şiirle yolculuğunuzda nasıl bir dönemeç?

Kitapla ilgili ilk sözü ve son sözü her zaman okuyucu söyler. Ama ben ilk günkü heyecanla şiir şiir, şehir şehir dolaşıyorum bu ülkeyi. Çok özel bir orkestram var. Sahnede yalnız şarkıları türküleri değil şiirlerle bezenmiş bir sahne programı sevenlerimize sunmaktan mutluyuz. Şiirlerle, şarkılarla yolculuğumuz böyle devam edecek.

İstanbul'la ilk kez ne zaman tanıştınız?

Bizim zamanımızda üniversite sınavı sadece Ankara ve İstanbul'da yapılıyordu. O sınav için geldim ilk defa İstanbul'a.

Ne hissettiniz bu ilk karşılaşmada?

İstanbul zaten hayallerimizin şehriydi. O yıllar siyah beyaz filmlerden tanıyorduk. O filmlerde gördüğüm her yere gittim. Galata, Yeni Cami, Moda'da o güzel sahil kahveleri… Gerçekten ağzım açık, hayranlıkla izlemiştim şehri.

Peki, yerleşmeye nasıl karar verdiniz?

Annemi kaybettikten sonra Almanya'dan döndüm burada üniversiteye başladım. Ama o yıllar İstanbul anlatamayacağım kadar hazindi. Darbe öncesi ve sonrası yıllar. Yani İstanbul'u yaşayamadık o yıllar. Sadece hayatta kalabilmek telaşındaydık.

Bugün gözlemleriniz neler?

Bütün dünya şehirlerini gezen bir Ahmet Selçuk olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki İstanbul dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir şehir.

BU ŞEHİR ADAMI YA DELİ EDER YA DA ŞAİR
Bir şair olarak size nasıl ilham veriyor?

Aşk adamı ya deli eder ya da şair eder. İstanbul'da bunların hepsi var. Başka bir tiryakilik yapar. Gidersiniz 'Oh kurtuldum' dediğiniz anda sizi mıknatıs gibi kendine çeker ve koşarak geri dönersiniz. İstanbul bir sevda değil bir kara sevda.

Kitapta 'Sahne Senin İstanbul' diye bir şiir de var…

2010 yılında İstanbul 'Sahne Senin İstanbul' sloganıyla dünyanın kültür başkenti oldu. Bu şiiri bu coşkuyla yazdım. Aslında 'İstanbul Marşı' olarak Cahit Berkay tarafından bestelenecekti, yetiştiremedik. Ama bu bizim İstanbul'a borcumuzdur. İnanıyorum ki kısa zamanda bestelenecek ve İstanbul'un marşı olacak bu şiir.

Sokaklarında kaybolmayı sever misiniz?

Çooook… 'Bildiğin yollarda kaybolmadınsa sevmek ne demek bilemezsin sen' diye yazmıştım. Ben İstanbul'u o kadar çok seviyorum ki kucağında çok kez kaybolmuşumdur. Yıllar geçse de bu şehirde daha çok kaybolacağız. Yeter ki İstanbul'u kaybetmeyelim.


Binin üzerinde şiiri bestelendi

Ahmet Selçuk İlkan sadece Türkiye'de değil dünyada da şiirleri en çok bestelenen şair. "Binin üzerinde şiirim bestelendi. Bunlar sabun köpüğü şarkılar değil. Hepsi de zamanın süzgecinden geçti. Hala dinleniyor ve seviliyorlar" diyor.


SAHNE SENİN İSTANBUL

Seninle bitti yarış

Gel de tahtına kurul

İşte sana bu alkış

Sahne senin İstanbul

Dünyanın sende aklı

Şanın adında saklı

Tarih övmekte haklı

Sahne senin İstanbul...