
Dünya miras listesinde yer alan geleneksel Osmanlı Türk mimarisi örneği Odunpazarı evleri, kültürel dokusuna uygun Cam, El Sanatları ve Kurtuluş Müzesi ile Eskişehir, Anadolu şehirleri içinde bir vaha gibi. Bu şehre ulaşmak kadar şehir içindeki ulaşım da rahat ve seçenekler çeşitli.
İster Ankara’dan ister İstanbul’dan yola çıkıyor olun, bir cumartesi sabahı erkenden yüksek hızlı trene atlayıp, pazar akşamı son trene kadar rahatlıkla gezebileceğiniz bir kent Eskişehir. Şehre ulaşmak kadar şehir içinde ulaşım da rahat ve seçenekler çeşitli. Gezilecek yerler de öyle. Çok büyük sayılmayacak bir alanda, yemyeşil parklardan modern müzelere, tarihi evlerle dolu sokaklardan yapay plaja kadar görülecek farklı yerler mevcut ve buraları görmek için, tramvay, tekne, bisiklet gibi ulaşım araçları var. Ben Ankara’dan hızlı trenle gidiyorum Eskişehir’e. Sabah 6’da bindiğim tren yaklaşık bir buçuk saat sonra beni Eskişehir’de indirdiğinde, bir mayıs sabahı olmasına rağmen hala İç Anadolu’da olduğumu hatırlatan bir sabah ayazı karşılıyor beni. Taksiyle Odunpazar’ının yukarısındaki otelime çantamı bırakıp yürüyerek Odunpazarı sokaklarına iniyorum.
Dünya miras listesinden bir semt
Unesco Dünya Mirası listesindeki Odunpazarı geleneksel Osmanlı Türk mimarisi örneği, restore edilmiş renkli evleri, kıvrımlı sokakları ile saatlerce zaman geçirilesi bir bölge. Odunpazarı’nda şirin kafelerin, hediyelik eşyalar alabileceğiniz çarşı ve dükkanların yanısıra, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykel Müzesi, Kurtuluş Müzesi ve Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı ve Kurşunlu Camii ve Külliyesi yer alıyor.
Camın serüvenine tanıklık
2007 yılında açılan müzede cam sanatının farklı teknikleriyle üretilmiş onlarca sanat eserinin yanısıra camın nasıl işlendiğini seyredebildiğiniz bir salon mevcut. Müzenin içinde Eskişehir’in sözlü tarih arşivinin yazılı ve görsel olarak sergilendiği Kent Belleği Müzesi de var. Hem muhteşem işçilikli eserleri görmek hem de camın üfleme tekniğiyle işlenişine tanık olmak için uğramanızı öneririm.
İlk Mimarbaşı Acem Ali’nin eseri
Eskişehir’in kendisi Anadolu’daki şehirler içinde bir vaha gibi. Yeşillikler içindeki geniş avlusu, Kurtuba Camii’ni hatırlatan kemerli sütunları, külliye içindeki odalardan süzülen ney nağmeleri ile Kurşunlu Camii ve külliyesi ise vaha içinde bir vaha hissi veriyor. 1525’te tamamlanan Camii Mimar Sinan’ın Hocası, bilinen ilk Mimarbaşı Acem Ali’nin eseri. Burayı da mutlaka görmenizi öneriyorum.
Şehrin ortasında modern bir deneyim
OMM adıyla da bilinen bu çağdaş sanat müzesinin binası dünyaca ünlü bir Japon mimarlık ofisi tarafından tasarlanmış. Üç katlı müzede Fikret Mualla, Bedri Rahmi eserlerinin yanısıra günümüz sanatçılarının da eserleri mevcut. Buraya müze ziyaretine ilaveten binanın mimarisini ve ortamı görmek için gitmeye değer.
Zikir odası ve çilehanesiyle Osmanlı külliyesi
Battal Gazi Külliyesi Eskişehir’e yaklaşık 50 km uzaklıkta Seyit Gazi İlçesi’nde yer alıyor. Yazının başında önerdiğim şekilde trenle geldiyseniz buraya uğramanız mümkün olmayabilir. Bununla birlikte, Eskişehir’e arabanızla geldiyseniz külliyeye mutlaka uğramanızı öneririm. Üçler Tepesi’nin yamaçlarındaki külliyeden ilçe manzarasını seyredebilir, daha önemlisi külliyenin, içerisindeki türbelerin manevi atmosferini yaşayabilirsiniz. Külliyeye önce, I. Alaaddin Keykubat’ın annesi Ümmühan Hatunun annesi bir cami yaptırmış, ardından Osmanlı sultanları camiye medrese, imarethane, dergah gibi bölümleri eklemişler. Külliyenin içerisinde Zikir Odası, Çilehane, Kırklar Odası gibi bölümler ve Seyid Battal Gazi, Ayni Ana ve Ümmühan Hatun türbeleri bulunuyor.

Nefes aldıran bir park
400 bin metrekare büyüklüğündeki Sazova Bilim Sanat Kültür Parkı içerisinde su sporları için tasarlanan 25 bin metrekarelik bir gölet, Masal Şatosu, Bilim Deney Merkezi, Su Altı Dünyası gibi ailece saatlerce vakit geçirilebilecek alanlar mevcut. Özellikle masal şatosu ülkemizdeki 8 ana kule ve 18 küçük kulenin bir araya getirilmesiyle yapılmış. Kız Kulesi, Yivli Kule, Galata Kulesi, Ulu Kule bunlardan birkaçı. Buraya çocuğunuz varsa mutlaka uğrayın, yoksa bir şehir parkı nasıl olur, koca kente nasıl nefes aldırır görmek için yine uğrayın. Ayrıca Eskişehir otogarının karşısındaki Kent Park’ın içinde, kafeler, ata binme alanları, açık yüzme havuzu ve elbette bu parkı meşhur eden, gerçek deniz kumundan yapılmış plajı ile bu park da ziyaret etmek için ideal.
Bir öğrenci şehri
Eskişehir’in öğrenci şehri olarak anılmasında en büyük payı olan bölge burası olabilir diye düşünüyorum. Havanın güzel olduğu günlerde çayın etrafı, yeşilliklere yayılmış öğrenciler ve ziyaretçilerle dolup taşıyor. Eskişehir’i ikiye bölen çayın üzerinde Esbot tekneleri ve gondollar birbirini selamlayarak geçiyor. Kahvenizi ya da meyvenizi alıp, çimlere yayılıp dinlenmek, etrafı seyretmek ya da gondollardan birine atlayıp tam bir turistik deneyim yaşamak isterseniz burası bunun için biçilmiş kaftan.
Gençlik mekanı Haller
Avrupa’da bazı şehirlerde Market Hall binaları vardır, büyük bir salon içerisinde, her tür sebze meyvenin satıldığı, pişirilip servis edildiği rengarenk yeme içme alanları. Haller Gençlik Merkezi de normalde meyve sebze hali iken 2000 yılında içinde kafe restoranların bulunduğu bir gençlik merkezine çevrilmiş ve içerisinde kafeler olsa da tam bir Market Hall havası taşıyan otantik bir alan.
Lületaşının evi Atlıhan
1850’li yıllarda çevre köylerden gelenlerin konaklamaları için yaptırılan bir han iken günümüzde Odunpazarı Belediyesi tarafından Lületaşını tanıtmak amacıyla ziyarete açılan çarşı, avlunun etrafına dizili hediyelik eşya dükkanları, geleneksel el sanatları atölyeleri ile ziyaret etmeye değer.

Atatürk de bu müzede
Madame Tussauds müzesinin ülkemizdeki ilk örneği olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykel Müzesi, 2013 yılında ziyarete açılmış ve içerisinde başta Atatürk olmak üzere yerli yabancı iki yüz civarında ismin balmumu heykelleri yer alıyor.
Aklınızda olsun
Eskişehir’e bence yılın her dönemi gidilebilir ama elbetteki parkların, kışın donan Porsuk Çayı’nda gondolla gezmenin tadını çıkarabilmek için İç Anadolu’ya en çok yakışan iki mevsimin nisan, mayıs ve eylül, ekim aylarında gitmenizi öneririm.
Eskişehir düz bir şehir, gezilecek yerler arasındaki mesafeler uzun değil, bu nedenle bisikletle gezmeye uygun. Tramvay kullanımı da çok pratik.
Odunpazarı bölgesinde yürürken süslenmiş klasik arabalar göreceksiniz. Bu arabaları şoförüyle saatlik kiralamak ve Eskişehir turu yapmak mümkün.
Porsuk Çayı’nda gondola binin. Çi Börek ve Balaban kebabının, Met helvasının tadına bakın.
Denk gelirseniz Eskişehir Spor’un bir maçını kendi şehrinde, kendi taraftarlarıyla izleyin.







