Matematik alanında madalya alan bir öğrenciyken ilgi alanı karikatüre kayan Elif Büşra Doğan, karikatür çizmekten dolayı mutlu. Doğan Caf Caf mizah dergisinin kapağındaki çizimde de Gezi olaylarının ortasından sesleniyor: 'İnsanları iki taraf haline getirip, birbirine karşı kışkırtıyorlar. İki taraf da bunu görmüyor. Barış lazım'
Elif Büşra Doğan Caf Caf'ın karikatüristlerinden biri. Matematik alanında ilerleyecekken yaşadıkları yönünü değiştiriyor ve karikatüre başlıyor. Aslında bunu dillendirmek istemiyor. 'Bunları dile getirmek istemiyorum. Geride kaldı. Ajitasyon yapıyormuşum gibi hissediyorum' diyor. Fakat hikayenin anlaşılabilmesi için ısrar ediyorum. Çünkü matematik alanında başarılı bir öğrenciyken, Tübitak matematik olimpiyatlarında kazandığı madalyayı başörtülü olarak almaya gidince provokasyon yapmakla suçlanıyor, soruşturma geçiriyor, içine kapanıyor. Duygularını çizerek ifade etmeye başlıyor ve ardından karikatür hayatı başlıyor. Sonrasında Caf Caf dergisiyle yolu kesişen Doğan şimdi hayatından memnun. Doğan'la Caf Caf dergisi olarak Gezi olaylarında yaşananları değerlendirdikleri kapaklarını ve mizah algısını konuştuk.
Öyle büyük, talihsiz bir olay gibi gelmiyor artık bana ama anlatayım, Tübitak'ın matematik olimpiyatlarının ödül töreni, Milli Eğitim bakanı da orada, öğrencileri tebrik etmeye gelmiş. Benim de bir bronz madalyam var, koştur koştur gitmişim Ankara'ya ödül almaya. Beni sahnede görünce telaşa kapılıyorlar falan, başörtülü bir kız nasıl ödül alır! Olacak iş değil! Hah ha, provokasyon zannedilmiş efendim, demek ki eskiden provokasyonlar böyle oluyormuş, şimdi baya değişti. Ardından soruşturmalar, haberler falan, ben de lise 1'e gidiyorum zaten, bi üzülmeler, içine kapanmalar. Sonra okula tekrar adapte olup başarı peşinde koşmak yerine testlerin kenarına karikatür çizmeye başladım.
Çizmeye başlayınca bırakamadım, sonra hayatım çizim oldu.
Birşeyler çizdiğimi gören arkadaşım Esma, elindeki birkaç Cafcaf'ı bana getirip gösterdi. O günden beri 45 sayıdır Cafcaf okuruyum.
Çizdiğim herşeyi derginin çizerlerine gösterip yorum alıyordum, birgün bir baktım dergide yayınlamışlar. Çok sevinmiştim tabi.
Matematik güzel de, karikatür daha güzel. Hatta yaptığım başka şeyler var, onlar daha güzel.
Dindar insanların mizah yapamayacağını düşünmek, dindar insanların insan olduğunu unutmak olur heralde. Mizah nedir? En sade haliyle güldürme, şaka, değil mi? Bütün insanlar şakalaşır, güler. Mizah dergiciliğini dindarların yapamayacağını düşünme sebepleri ise genel olarak mizah dergilerinin içinde hep cinsellik ve küfür barındırması, biraz da muhalefet etme üzerine dayalı olmasından kaynaklanıyor, küfür ve cinsellik olmadan mizah olur mu diye bir anlayış var. Oysa ki mizahçı nasıl yaşıyorsa, aklında ne varsa onunla ilgili mizah yapar, bu hepimizin günlük hayatta yaptığı birşey. Muhalefet konusu ise özellikle Ak Parti hükümeti baştayken, onların hatalarını bizim söyleyemeyeceğimizi düşünmelerinden kaynaklanıyor, mizahı sadece sevmediğin insanı çirkin çizmekten ibaret görmemek lazım, birşeyler anlattığı, sorunlara çözüm getirdiği zaman bir anlam kazanıyor.
Suret konusunda da yine bu anlam konusu devreye giriyor bence, karikatür resim gibi bir sanat değil, bu bir anlatım biçimi, harfler gibi kullanılabilen birşey. İşe yarayan birşey. Çizerlerimizin birçoğu bu konuda ailesinden tepki alıyor, dışarıdan da bu tip tepkiler aldığımız oluyor ama bu bizi destekleyenlerin yanında baya az.
Gezi Parkındaki gençlerin mizahına şaşıranlar Twitter'dan uzak olanlar, bu twitter mizahı ve Gezi'dekilerin çoğu twitter kullandığı için böyle bir dil orada da devam etti. Öte yandan ağır küfürlü birşeyler var, onları heralde mizah olarak nitelendirmiyorsunuzdur.
Aslında karikatürleri okuyucunun kendisinin yorumlaması gerek, ama ana fikri anlatayım madem, Dergi çıktığında Recep ayındaydık, şimdi Şaban'dayız. Recep ayı Kur'an'da birkaç yerde geçen haram aylardan bir tanesi. Bu ayda savaşmak haram, bizim vurgu yapmak istediğimiz şey bunun unutulmuş olması, 3 aylara girdiğimizi kimse farketmiyor, Müslümanların birşeylerin farkında olması gerekir. Hiçbirşeyin farkında olmadan, geçmişi unutarak hareket etmemek gerekir. İnsanları iki taraf haline getirip, birbirine karşı kışkırtıyorlar, iki tarafta yer alanların da bunu görememesi beni üzüyor, barış lazım.
Üzerinde konuşulması gereken karikatürlerden biri; Gezi'de eline mikrofon almış bir başörtülü eylemci, Başörtüsü eylemlerinin sembol isimlerinden Fatma, direniş tecrübelerini paylaşmak için çıkmış. Karşısındaki topluluk içinde bir panik, 'Anam tanıdı beni kesin', 'biz ufaktan kaçalım' tepkileri var.






