
Yazar ve çevirmen Ayşe Sarısayın’ın babası yazar Behçet Necatigil’le ilgili kaleme aldığı hatıraları Bir Roman Kadar Uzun adıyla Can Yayınları arasında okurla buluştu. Kitapta Sarısayın sadece babasını anlatmakla kalmıyor babasının yazar kuşağıyla da okuru buluşturmaya özen gösteriyor.
Öykü yazarı ve çevirmen olarak tanınan Ayşe Sarısayın, babası Behçet Necatigil gibi velut bir kalem. Yunus Nadi Öykü Ödülü, Sait Faik Hikâye Armağanı gibi çeşitli ödüllerin de sahibi olan Sarısayın, hazırladığı biyografi, hatıra, söyleşi ve mektup türü eserlerle 1950 sonrası edebiyat tarihine de önemli ölçüde katkı sunuyor. Daha önce babası Necatigil’le ilgili anılarının yer aldığı Çok Şey Yarım Hâlâ’nın yanı sıra Erdal Öz’ün biyografisini ve Selim İleri’yle yaptığı nehir söyleşiyi yayımlayan yazar, son olarak hatıra ve deneme türünde yazılarını bir araya getirdiği Bir Roman Kadar Uzun’u okuyucuyla buluşturdu. Beş ana bölümden oluşan kitap, Necatigil ve çevresiyle ilgili hatırların yanı sıra yazarın aile ilişkileri, edebiyat çevresi ve çeşitli dönem, kişi ve eserler hakkında değerlendirmelerinden oluşuyor.
SAMİMİ BİR BABA-KIZ HİKÂYESİ
Kitabın ilk bölümü, Sarısayın’ın babası Behçet Necatigil’le hatıralarını içeriyor. Necatigil’e hitaben yazılan bir mektupla başlayan kitap, baba-kız arasında kurulan samimi ilişkiyi ortaya koyuyor. Usta bir öykücü olan Sarısayın, 13 Aralık 1979’da kaybettiği babasına hitaben kaleme aldığı mektubunda diyaloglarını, yaşantılarını ve özlemini kurmaca tadıyla okuyucunun dikkatine sunuyor. Kitapta en dikkat çeken hususlardan biri, kızının babasının şiirinden ve şair kimliğinden hiç kopmaması. Hemen her türlü detayı Necatigil’den dizelerle taçlandıran Sarısayın, babasının hayatının şiirle nasıl iç içe olduğunu da gözler önüne seriyor; kendisinin de bu şiire ne kadar vâkıf olduğunu gösteriyor. Yazarın aktardıkları çerçevesinde özellikle Necatigil’in ev içindeki huzuru, aile düzeni ve aile mensuplarının birbirleriyle kurduğu sevgi dolu ilişkiler dikkate alındığında Necatigil’in şiirindeki ev vurgusu daha anlamlı hale geliyor. Diğer taraftan Sarısayın, babasının arşivine dayandırarak aktardığı hatıralarla Necatigil’in nasıl bir arşivci olduğuna da işaret ediyor. Ayrıca Necatigil’in kitapta adı geçen pek çok yazar-şair üzerindeki hocalık tesiri de dikkat çekiyor. Bu bağlamda onun bir kuşak üzerindeki kurucu etkisi de ön plana çıkmakla beraber ilgili yılların Necatigil merkezli okunmasına imkân sağlıyor.
BİR KUŞAĞIN YİTİRİLİŞİ
Kitaptaki hatıralar sadece Necatigil’in şahsıyla sınırlı kalmıyor; onun kuşağı ve çevresi de çeşitli boyutlarıyla işleniyor. Bu çerçevede Oktay Akbal, Tahir Alangu, Kâmuran Şipal, Rauf Mutluay, Ali Tanyeri, Sennur Sezer, Gülten Akın, Fethi Naci, Edip Cansever, Turgay Gönenç, Erdal Öz, Tahsin Yücel gibi yazar, şair, çevirmen ve eleştirmenler hatıra türünün hikâyeyle buluşmasının verdiği samimi bir anlatımla yâd ediliyor. Bu satırlar, bir yazarın aile ilişkileri çerçevesinde edebiyat çevresinde yetişme serüvenini de ortaya koyuyor.
Kitapta dikkat çeken bir diğer başlık “Kâmuran Şipal Günlüğü.” Kurmacalarının yanı sıra Franz Kafka, Alfred Adler, Ingeborg Bachmann, Sigmund Freud, Carl Gustav Jung, Thomas Mann, R. Maria Rilke, Hermann Hesse gibi Alman edebiyatının büyük isimlerini Türkçeye kazandıran Kâmuran Şipal, Ayşe Sarısayın’ın günlük formunda aktardığı bu bölümde özel hayatı, kişiliği, çalışma disiplini hakkında detaylarla gün yüzüne çıkıyor. Kâmuran Şipal’in 2017’den 2019’daki vefatına kadar geçen süreci tarihler belirterek aktaran Sarısayın, babasının yakın dostu Şipal’in bilinmeyen pek çok yönünü kayda geçiriyor. Kitapta yine aynı kuşağa mensup olarak değerlendirilebilecek olan Mustafa Öneş, Erhan Bener, Adalet Ağaoğlu, Demir Özlü’nün vefatlarının ardından hatıralara dayanarak yazılan yazılar, bir kuşağın nasıl yavaş yavaş kaybolduğunu gösteriyor ve yazarın bu yitirilişten duyduğu hüzün satır aralarında hissediliyor.
FARKLI TÜRLERİN BULUŞMASI
Kitabın üçüncü bölümünde Sarısayın’ın Sait Faik, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Siegfried Lenz, Wolfgang Borchert, Nezihe Meriç, Sevgi Soysal ve Zeyyat Selimoğlu ile ilgili düşünceleri deneme, hatıra ve eleştiri türlerinin anlatım imkânları bir araya gelerek keyifli bir okuma imkânı sunuyor. “Bilinmeyen Hayatlar, İz Bırakanlar” başlıklı son bölüm ise daha çok Ayşe Sarısayın’ın özel hayatından seçtiği yakın çevresindeki bazı isimleri konu alıyor. Yine deneme ve hatıra tarzlarının iç içe geçtiği bu bölümde bir öykü yazarının detaylar üzerinden nasıl dilsel bir zevk ortaya koyabileceğinin örneğini sunuyor. Diğer taraftan arka planda işlenen sosyal, kültürel, siyasal meseleler, tarihsel ayrıntıların ve yaşam tarzlarının gündeme gelmesini sağlıyor.
Bir Roman Kadar Uzun, tanıklıklarıyla, anlatım şekliyle ve tarihselliğiyle farklı şekillerde okunabilecek ve farklı ilgilere hitap edebilecek özgün bir kitap. Okur, bir yazarın edebiyat çevresinde nasıl yetiştiğine şahitlik ediyor; ayrıca Necatigil merkezli alternatif bir edebiyat tarihiyle karşılaşıyor. Usta bir öykücünün kaleminden çıkan bu eser, farklı türlerin anlatım imkânlarının bir araya gelmesiyle özgün bir tarza kavuşuyor.







