2008'i Dünya Diller Yılı ilan eden Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu'nun verilerine göre dünyada konuşulan dillerin yarıya yakını yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 36 ayrı dilin konuşulduğu ülkemizde de durum farklı değil. İstanbullu Rumların 82 yıllık gazetesi Apoyevmatini'nin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis, İstanbullu Rumların artık evlerinde bile Rumca konuşmadığını söyledi
Diyar-ı Rum denilen Anadolu topraklarının Türkçe'yle tanışmadan önceki siyaset ve iletişim dili Rumca'ydı. Ancak aradan geçen yüzyıllar içinde Rum nüfusla birlikte Rumca da Anadolu ve İstanbul'da yok olma noktasına geldi. Bugün İstanbul'da 5 bin civarında Rum yaşıyor. Ancak özellikle 1960'lardan sonra Rum nüfusun yurtdışına gitmesi ve Anadolu'dan İstanbul'a göçlerle birlikte İstanbul Rumcası, İstanbul Rumları tarafından bile konuşulmaz oldu.
Dünya Diller Yılı kapsamında görüştüğümüz İstanbul'da Rumca yayınlanan Apoyevmatini gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis, nüfusun artması, televizyonların yaygınlaşması gibi sebeplerle Türkiye'deki Rum cemaatinin evlerinde bile Türkçe konuştuğunu söyledi.
İstanbul Rumlarının anadili Yunanistan'ın da resmi dili olduğu için bu dilin yok olması gibi tehlike söz konusu değil. Ancak Vasilliadis'e göre nasıl İstanbul Türkçesi Türkçe'nin en mükemmel ve ideal biçimiyse İstanbul Rumcası da bu dilin en mükemmel örneğiydi. Yakın geçmişte 100-150 bin kişilik bir cemaatken daha yakın ve sıcak aile ilişkileri olduğunu söyleyen Vasilliadis, aile toplantılarında çocuklara ve gençlere aktarılan Rumca nüfusun azalmasıyla birlikte konuşulmaz oldu diyor. Vasilliadis buna gerekçe olarak da cemaat ilişkilerinin çözülmesini ve Türklerle daha fazla ilişkide ve iletişimde olmalarını göstererek şöyle diyor: “20 kişilik bir toplulukta bir kişi bile Rumca bilmiyorsa Türkçe konuşmayı tercih ediyoruz.”
Oysa Vasiliadis'e göre, yakın bir tarihe kadar İstanbul'daki Rum okulları Rumca dil dünyası içinde en itibarlı eğitimi veren okullardı. İstanbul'daki Zapion, Zoğrafyon ve Fener Lisesi'nden mezun olan Rum gençleri aldıkları eğitimle Yunanistan'ın önemli kuruluşlarında görev alabiliyorlardı. Bu anlamıyla İstanbul Rumca'nın önemli merkezleri arasında gösteriliyordu.
İstanbul'da 82 yıldır yayınlanan Apoyevmatini gazetesinin satış rakamları Rumca'nın İstanbul'daki halini gözler önüne seriyor. Vasilliadis tüm İstanbul'da 600 kadar satılan gazetenin dağıtım masraflarına bile yetişmekte güçlük çekiyor. Eskiden her semtte oturan Rum aileler olduğunu belirten Vasilladis “gazetemizin fiyatı 35 kuruş. Bostancı'da oturan bir okurumuza gazete ulaştırmanın bedeli bunun çok çok üzerinde. Bu durum İstanbul Rumca'sının başına gelenleri özetliyor” diyor.
Abazaca: 10 bin civarında insan tarafından konuşuluyor
Abhazca: 4 bin kişi tarafından çoğunlukla Çoruh, Bolu ve Sakarya'da konuşuluyor.
Adigece: Kayseri, Tokat ve Kahramanmaraş'ta konuşulduğu tespit edildi.
Arnavutça: 15 bin kadar olduğu tahmin ediliyor
Azerice (Güney): Çoğu Kars'ta 530 binden fazla kişi tarafından konuşuluyor
Boşnakça: Ağırlıklı olarak Batı illerinde konuşuluyor
Bulgarca: Bulgaristan göçmenleriyle birlikte 300 bin kişi konuşuyor
Çingene Dilleri: Ethnologue.com'un Domari ve Romani olarak ikiye ayırdığı dilleri 50 bini aşkın kişi konuşuyor.
Ermenice: Türk vatandaşı 40 bin kadar Ermeni tarafından konuşuluyor
Gagavuzca: 327 bin kişi konuşuyor
Gürcüce: Başta Artvin, Ordu ve Sakarya olmak üzere 40 bini aşkın kişi tarafından konuşuluyor
Kabartayca: Kayseri ve çevresinde konuşuluyor
Kazakça: 600 kadar kişinin konuştuğu tahmin ediliyor
Kırgızca: Van ve Kars yörelerinde binden fazla kişi konuşuyor
Kırım Türkçesi (Balkan Tatarcası): Tam olarak kaç kişi tarafından konuşulduğu bilinmiyor. Özellikle Ankara'nın Polatlı yöresindeki Tatar köylerinde kullanılıyor.
Kumukça: Birkaç köyde konuşuluyor.
Ladino: Çoğunlukla İstanbul ve İzmir'de konuşuluyor
Lazca: Ağırlıklı olarak Rize'nin doğusu ve Artvin'de konuşuluyor.
Osetçe: Digor lehçesi Bitlis, Erzurum, Kars, Muğla ve Antalya yörelerinde konuşuluyor
Özbekçe: Hatay, Gaziantep ve Urfa'da 2 bine yakın kişi konuşuyor
Rumca (Yunanca): Büyük çoğunluğu İstanbul'da 5 bine yakın kişi konuşuyor.
Süryanice: Süryanice yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Hertvince lehçesi Siirt'te 1000 kadar kişi tarafından konuşuluyor (1999). Turoyo ise Mardin yöresinde 3 bin civarında insanın anadili
Tatarca: İstanbul'daki Tatarlar tarafından konuşuyor.
Türkmence: Tokat ve çevresinde bin kadar kişi tarafından konuşuluyor. Ancak bu eski bir kayıt
Uygurca: Çoğu Kayseri'de 500 kişi konuşuyor.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) 2008'i Dünya Diller Yılı ilan etti. 2000 yılından itibaren her Şubat ayının 21'inde kutlanan Uluslararası Anadil Günü, UNESCO'nun girişimiyle dil yılının başlangıcı kabul edildi.
UNESCO Dünya Dil Yılı'yla ilgili yaptığı açıklamada tüm dünyada konuşulan 6 bin 700 dilin yaklaşık yarısının kaybolma tehlikesiyle yüz yüze olduğu bilgisini verdi. Dil uzmanlarının son yaptığı araştırmalara göre, dillerin yüzde 96'sı dünya nüfusunun yalnızca yüzde 4'ü tarafından kullanılıyor.
Dünyadaki bu tablo Türkiye için de geçerli. Dil ve lehçeler üzerine kapsamlı çalışmalar yayınlayan ethnologue. com'un verilerine göre Türkiye genelinde Türkçe dışında 36 farklı dil konuşuluyor. Kürtçe ve Arapça gibi daha geniş kitlelerce konuşulan dilleri saymazsak bu dillerin birçoğu unutulmaya yüz tutmuş durumda. ethnologue.com'un 1980 ve 2000 yılları arasında tutulan envanter kayıtlarına dayanarak hazırladığı envanter çalışmasının dışında güncel bir araştırma da yapılmış değil. Konuyla ilgili görüştüğümüz Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Türkiye'de konuşulan dillere yönelik bir envanter çalışmalarının olmadığını ancak şu aşamada dünyada Türkiye Türkçe'sini konuşanların bir envanterini hazırladıklarını söyledi.
Akalın ayrıca Dünya Dil Yılı kapsamında UNESCO'yla yaptıkları ortak çalışmalar hakkında bilgi verdi. 2008'i Türk dil bilimcisi Kaşgarlı Mahmud'un bininci doğum yılı olması nedeniyle Kaşgarlı Mahmud Yılı ilan ettiklerini belirten Akalın, bu kararın UNESCO tarafından da onaylandığını bu sebeple Dünya Dil Yılı için düzenleyecekleri etkinliklerin daha da anlam kazandığını söyledi.






