Nişantaşı'nın 'sosyetik mekanları' arasındaki Muson ne bir cafe, ne de bir restoran, sadece hediyelik eşya dükkanı. Uzak Doğu'nun el emeği ürünlerinin satıldığı Muson'un müdavimleri arasında Ertuğrul Özkök de var, Zeki Alasya da...
Muson'da Uzokdoğu'nun, Afrika'nın izlerini taşıyan ithal etnik ürünler satılıyor. Mağazaya farklılık katan ise bilindik hediyelik eşyaların dışında mistik kokular yayan heykeller ve biblolalarla dolu olması. Böyle bir dükkanın Nişantaşı sokaklarında olması ise daha da dikkat çekmesini sağlıyor. El emeği, göz nuru ve rengarenk, efsunlu ürünler arasında yok yok. İlginç heykeller, biblolar, rengarenk maskeler, ışıltılı el emeği örtüler, sizi alıp farklı kültürlerin dünyasına götürüyor.
Mağazaya ilk girdiğinizde renklilik ve çeşitlilik göze çarpıyor. Hatta o kadar renkli ki, herşey birbirine karışmış gibi hissedebiliyorsunuz. Ama biraz gezinince bizim dünyamızda yeri olmayan, tanımadığınız kültürlerin, yaşamların içine dalıyorsunuz. Her ürün ilginizi çekmeyebilir ama çeşitliliğin çok olması size seçme olanağı sağlıyor. Ülkeler kendine has tarzı ve kültürel farklılığıyla bölüm bölüm ayrılmış. Hindistan'dan, Endonezya'dan, Çin bunların başlıcaları. Musan'da gezinirken ister istemez aklınızı şu soru kurcalıyor: Kimlerin ellerinden çıktığı belki de hiç bilinemeyecek olan bu el emeği göz nuru biblolar ve ahşap heykeller, kimbilir ne umutlarla yapılmış? Acaba, hangi olayın ya da efsanenin öyküsünü anlatıyor?
Valikonağı Caddesi'ndeki Muson'un sahibi Ahmet Hilmi Özge 90'lı yıllarda başlamış bu işe. Önceleri tekstil ithalatıyla uğraşan Ahmet bey, "Onbeş yıldır bu işi yapıyorum önceleri otantik giysiler almak için gittiğim Uzakdoğu ülkelerinden hediyelik eşyalar getiriyordum. İnsanların ilgisini çekince de bu işe başladım" diyor. İki mağazaya daha sahip olan Özge, "Ama şu bir gerçek ki bizim ülkemiz bu işe çok geç başlamış. Kültür ürünleriyle ilgili alışverişlerimizin henüz 15 yıllık bir geçmişi var. Ancak Avrupa artık kültürel alışverişe doymuş. O nedenle bu mağazalar yabancıların fazla ilgisini çekmiyor. Mesala Hindistan' da olmayan kültürel ürünler İngiltere'de, Amerika'da var" diyor.
Bu küçük mağaza, zamanın eskiyen yüzüne karşı içinde birçok kültürü barındırıyor. Yaşadığımız çağ her şeyi çabucak tüketiyor olmasına rağmen bu etnik ürünler bir anlamda zamana meydan okuyor. Farklı sembolleri ve anlamları olan bu ürünlerin hepsinin tarihin derinliklerinden gelen bir öyküsü var. Mağaza sahibinin iddiasına göre, kurbağalar şans getiriyor ve doğayı temsil ediyormuş. Çevrecilere göre ise kurbağa ölümleri birşeylerin ters gittiğinin göstergesi ve çevrecilerden de büyük ilgi varmış.






