Çocuklara Ramazan ruhunu sevdirmek

04:0019/02/2026, Perşembe
G: 19/02/2026, Perşembe
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Ramazan ayı, çocuklara paylaşma, sabır ve dayanışma gibi değerlerin aktarılabildiği güçlü bir pedagojik öğrenme zemini sunuyor. Uzmanlar, yaşa uygun yaklaşımlar ve geleneksel deneyimler aracılığıyla kurulan olumlu bağın, kültürel ve manevi değerlerin kalıcı biçimde benimsenmesini desteklediğini belirtiyor.

Ramazan ayı, yetişkinler için olduğu kadar çocuklar için de sosyal, kültürel ve duygusal öğrenmenin yoğun biçimde deneyimlendiği bir dönem niteliği taşıyor. Pedagojik açıdan bakıldığında bu süreç, yalnızca dini ritüellerin aktarımı değil; paylaşma, empati kurma, sabır ve toplumsal aidiyet gibi değerlerin içselleştirilmesi için güçlü bir öğrenme zemini oluşturuyor. Uzmanlar, çocukların bu atmosferle tanışmasının zorlayıcı kurallar üzerinden değil, yaşlarına uygun ve anlam dünyalarına hitap eden yöntemlerle gerçekleşmesi gerektiğini vurguluyor. Aile içinde kurulan sıcak iletişim ve günlük yaşamın doğal akışı içinde yapılan küçük uygulamalar, çocukların Ramazan’a karşı olumlu bir duygu geliştirmesinde belirleyici rol oynuyor.

DEĞER AKTARIMINDA YAŞA UYGUN YAKLAŞIM

Eğitim bilimciler, çocukların soyut kavramları anlamlandırma kapasitesinin gelişimsel süreçlere bağlı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle Ramazan’a ilişkin anlatılar, küçük yaş gruplarında daha somut örnekler ve deneyimlerle destekleniyor. İftar hazırlığına katılmak, sofrayı birlikte kurmak ya da ihtiyaç sahipleri için hazırlanan yardım paketlerine küçük katkılar sunmak gibi uygulamalar, çocukların paylaşma ve sorumluluk duygusunu pekiştiriyor. Zorlayıcı beklentiler yerine katılımın teşvik edilmesi, öğrenmenin kalıcı hale gelmesini sağlıyor. Bu yaklaşım, pedagojik açıdan hem özgüveni artırıyor hem de dini pratiklerin baskı unsuru olarak algılanmasının önüne geçiyor.

GELENEKLERLE KURULAN DUYGUSAL BAĞ

Ramazan’ın kültürel mirası içinde yer alan gelenekler, çocukların bu aya yönelik aidiyet geliştirmesinde önemli araçlar arasında bulunuyor. Bunların başında gelen “tekne orucu”, çocukların günün belirli bir bölümünde oruç tutarak deneyim kazanmasını sağlıyor. Tam gün süren bir ibadet yerine kısa süreli bir uygulama sunması, hem motivasyonu artırıyor hem de çocukların kendilerini sürecin parçası hissetmesine yardımcı oluyor. Bunun yanında mahalle etkinlikleri, davul sesleri, ışıklandırmalar ve birlikte yapılan iftarlar, çocukların hafızasında kalıcı izler bırakıyor. Bu ritüeller, pedagojik açıdan sosyal öğrenme ve kolektif kimlik inşası bakımından değerli görülüyor.

AİLE İÇİ ETKİLEŞİMİN ROLÜ

Ramazan atmosferinin çocuklara aktarımında aile içi iletişim belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, ebeveynlerin açıklayıcı ve kapsayıcı bir dil kullanmasının önemine dikkat çekiyor. Çocukların sorularını yanıtlamak, onların merakını teşvik etmek ve deneyimlerini paylaşmalarına alan tanımak öğrenme sürecini güçlendiriyor. Hikâyeler anlatmak, birlikte kitap okumak ya da gün sonunda yapılan sohbetler, yalnızca bilgi aktarımı değil duygusal bağ kurma açısından da katkı sağlıyor. Bu etkileşim, çocuğun dini ve kültürel pratikleri içselleştirmesini destekleyen bir öğrenme ortamı oluşturuyor.

#Ramazan
#Aktüel
#Hayat