
Bu mevsim, eski tabiriyle hacamat yaptırma, ya da ihticam mevsimi olarak da biliniyor. İşin erbabı olanlar ya bir sünnetin ihyası, ya da üç beş kuruş ekmek parası için bu işi icra ediyorlar.
Hacamat ya da ihticam, kan aldırma deme ve mesele tamamen tıbbi bir mesele. Ama Allah Rasulü"nün de kan aldırmış olması bu tıbbi bir meseleye sünnet boyutu da katmış olabilir.
Kaynaklara göre "Hz. Peygamber (sa) Mekke yolunda, ihramlı iken, başındaki bir ağrı sebebiyle kan aldırdı".
Bir defasında da oruçlu iken yine bir ağrı sebebiyle kan aldırdı ve kan alma işini yapana ücretini verdi.
Yine ihramlı olduğu bir sırada ayağındaki ağrıdan ötürü kan aldırdı.
Ayrıca buyurdular ki, "Sizin uygulamakta olduğunuz tedavi yöntemlerinin en iyisi kan aldırmadır".
Sahih bir hadiste buyurdu ki: "Eğer sizin yaptığınız tedavi yöntemlerinde bir fayda varsa bal şerbetinde, kan aldırmada ve ateşle dağlamada vardır. Ama ben dağlamayı sevmiyorum".
Sahih olmayan bir hadiste: "Miraç yolculuğunda hangi melek topluluğuna uğradıysa melekler ona, ümmetine söyle, kan aldırsınlar dedi".
Bu haberlere baktığımızda çıkaracağımız sonuç şudur:
Bir: Kan aldırma ya da kan verme tıbbî bir meseledir, tedavi için yapılır.
İki: Bu yöntem Hz. Peygamber"den önce de biliniyordu ve o, zamanındaki mevcut tedavi yöntemlerinin en iyisinin kan aldırma olduğunu söyledi. Daha başka bir yöntem olsaydı onu tercih edebilirdi.
O zaman damarı yarıp kan akıtma da yine bir tedavi yöntemi olarak biliniyordu ve buna da "fasd" deniyordu, ama kan aldırma buna tercih ediliyordu. Bu gün tıbbi yöntemlerle kan verme "hacamat" değil, "fasd" sayılabilir. Hangisinin daha faydalı olduğunu da tarafsız tıp bilimi söyleyebilir.
Üç: Allah Rasulü tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlığı yokken, yani durup dururken kan aldırmamıştır.
Onun fiillerinin sünnet oluşturması için şöyle bir formül zikrederler:
"Hz. Peygamber ne yaptı? Neden yaptı? Nasıl yaptı?" sorularının cevabı birlikte bulunursa onun yaptığı, dünya işi de olsa, sünnet olmuş olabilir. Buna göre:
Hz. Peygamber kan aldırdı, çünkü başında ya da ayaklarında ağrı hissediyordu, kan aldırmayı ağrısı olan yerlerinden yaptı.
Yani tamamen tıbbi olan bir meselede müminler bu üç özelliği bir arada bulundurabilirlerse, tıbbi bir iş yaparken sünnete de uymuş olma sevabını alabilirler. Tıpkı misvak kullanma gibi:
Hz. Peygamber dişlerini temizledi, çünkü o ağız temizliğine çok önem verirdi ve bunu sivâk ağacının dallarından oluşturduğu misvak ile yaptı.
Ama mesele tıbbi ve dünyevi bir mesele olduğu için her iki durumda da asıl olan, araç değil amaçtır. Yani birincisinde tedavi olmak, ikincisinde ağzı temizlemektir. Bu amaç bugün daha etkili bir yöntemle yapılabiliyorsa, sünnet olan onunla yapılmasıdır. Ama bir mümin mesela misvak kullanırken bile Allah Rasulü"ne ittiba etmeyi hedeflerse, onun sünnetine uyma sevabını da alabilir.
Yoksa durup dururken ve rast gele yerlerinden kan aldırma sünnet sayılmaz. Çünkü Allah Rasulü böyle bir şey yapmamıştır.
Modern tekniklerle damardan kan verme ile kılcal damarları hedef alan hacamat arasında sağlık açısından bir fark olup olmadığını ve hangisinin daha sağlıklı olduğunu ise tıp belirleyebilir. Kesin bir ilmi sonuç olarak birinin daha faydalı olduğu ispat edilirse Hz. Peygamber onu tavsiye etmiş olur. Çünkü hacamat için, sizin uyguladığınız yöntemlerin en iyisi budur, demişti. Yani daha iyi bir yöntem biliyor olsalardı onu tercih edecekti. Ayrıca şu kuralı da yine o koymuştu: "Siz dünya işlerinizi iyi bilirsiniz". Yani böyle konularda ileride daha faydalı yöntemler bulunacaktır.
Her şeye rağmen, ihtiyaç duyulduğunda kan aldırmanın, damardan kan vermeden daha faydalı olduğu söyleniyor. Son sözü işin ehli olan tabipler söylesin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.