Neredeyse iki yıldır tüm dünyanın gözü önünde Gazze’de insanlık dışı bir vahşet işleniyor. Bir tarafta her türlü teknolojik imkâna sahip olan bir askerî güç, öte yanda teknolojik imkânlara sahip olmak bir yana, en basit gıda ve sağlık malzemesinden mahrum 2 milyon civarında bir halk kitlesi. Bir taraf olanca gücüyle vahşi bir şekilde en ağır silahlarla bombalar yağdırıyor, diğer taraf neredeyse her gün onlarca, bazen yüzlerce şehit vererek aç ve susuz da kalsa vatanından ve davasından vazgeçmemek uğruna direniyor. Peki, böyle orantısız bir güç farkının gölgesinde süren kesintisiz bir katliamla geçen iki senenin sonunda ne oldu? Başta ABD olmak üzere pek çok Batılı devletin desteğini alan İsrail, katliam başlamadan önce 600 bin kişilik bir şehir olan ve iki yıllık bombardıman sonunda neredeyse taş üstünde taşı kalmayan hayalet bir şehre dönen Gazze’yi hâlâ tam olarak işgal edemedi. Gazzeliler her türlü zulme rağmen vatanlarını terk etmediler, özgürlük hayallerinden vazgeçmediler.
Gazze’de yaşanan zulüm, soykırım ve kıtlık karşısında farklı dinlere ve kültürlere mensup vicdan sahibi insanların bu zulüm karşısında sessiz kalamayıp hiç olmazsa Gazzelilere uygulanan ambargonun kaldırılıp en temel gıda ve sağlık malzemesinin Gazze’ye girebilmesini temin etmek için Sumud Filosu’nun yola çıkmasını asr-ı saadetten şu hadiseye benzetebiliriz: Risaletin yedinci yılında müşrikler, Müslümanların sayısının gittikçe arttığından endişe edip buna engel olmak üzere Efendimiz’e (sav) inananlara ve O’na (sav) destek çıkan Haşimoğulları ve Muttaliboğulları’na çok ağır bir boykot uygulamaya karar vermişlerdi. Üç yıl süren bu boykot sürecinde boykota maruz kalanlar çok ciddi sıkıntılara göğüs germek zorunda kalmışlar, ciddi bir açlık sorunuyla dahi yüzleşmişlerdi. Müşrik olmalarına rağmen bu durumdan rahatsız olan Hişam b. Amr ve Hakîm b. Hizâm gibi vicdan sahibi Mekkeliler, bu zulme karşı çıktı ve üç yıl süren bu boykotu ortadan kaldırmaya muvaffak oldular. İnşallah günümüzün vicdan sahibi insanları da Gazzelilere uygulanan vahşet ve ambargonun kaldırılmasına muvaffak olacaklardır. Daha önceki yazılarımızda da vurguladığımız gibi Filistin ve Gazze meselesini sadece dini bir jargonla ele almak doğru değildir. Dünyadaki vicdan sahibi insanların desteği alınmadan bu mesele çözülemez. O hâlde, bu meseleyi evrensel insan hakları çerçevesinde ele almak ve buna uygun bir dil kullanmak Filistinlilerin ve Gazzelilerin maslahatına olacaktır.
Bu yorumu Spam olarak bildirdiniz. Talebiniz değerlendiriliyor.