Menü

Geri

EDİSYON   :

TRTRENENARARFRFRRURUURUR
42

Bildirimler

Orta Asya coğrafyasına ne zaman yolum düşse, iliklerime kadar hissettiğim en baskın manzara, hayatın her alanında görülen “Rus etkisi”dir. Mimarîden sanata, alfabeden sokaklara, çarşı-pazarda satılan ürünlerden demografik dengelere… Bu durumun elbette uzun, sancılı ve trajedilerle dolu bir tarihî arka planı var:

Ruslar, Orta Asya steplerinde 1700’lerin başından itibaren boy göstermeye başladılar. Ancak ilk keşif ve seferlerin sistemli bir istilaya dönüşmesi, 1800’lerin ikinci yarısındadır. Buhara, Semerkand, Hîve, Taşkent, Hokand, Merv gibi kadim şehirlerin işgaliyle birlikte tesis edilen birinci dönem gevşek istilayı, 1917’den sonra Sovyetler Birliği’nin bölgenin tamamına uyguladığı vahşi, acımasız ve kapsamlı işgal izledi. Sovyet yönetimi bir yandan Kazakistan’ın uçsuz bucaksız otlaklarına Rus ve Ukraynalı köylüleri iskân ederken, diğer yandan konar-göçer Kazak ve Türkmen kabileleri zorunlu iskâna tabi tuttu. Yüzlerce yıldır kendi yurtlarında diledikleri şekilde hareket eden yerli halk, büyük bir baskıyla karşı karşıya kaldı.

Yerel yönetimleri zor kullanarak tasfiye eden ve böylece direniş imkânlarını ortadan kaldıran Sovyet Rusya, Türklüğün ve İslâm’ın bölge halkları arasında ortak bir paydaya dönüşmesini engellemek amacıyla Orta Asya milletleri arasındaki fizikî, kültürel ve tarihî nüansları belirginleştirdi. Uygulanan ayrıştırıcı ve bölücü kimlik siyaseti bugünkü Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan vb. ülkelerin müstakil biçimde ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktı.

İslâm’ı ağır bir baskı altına alan Sovyet Komünist idaresi, böylece Orta Asya halklarını yüzyıllardır aynı kalbî ve zihnî atmosferde tutan ana çatıyı parçalayıp dağıttı. Eş zamanlı olarak bölgeye pompalanan Rus kültürü ve sosyal yaşantısı, aile yapısından eğitim kurumlarına, Müslüman ahaliyi on yıllar içinde baştan aşağı etkiledi. Özellikle Sovyetlerin Gürcü diktatörü Josef Stalin döneminde uygulamaya konan kitlesel tehcir hareketleriyle devasa Sovyetler Birliği coğrafyasının birçok bölgesinden farklı etnik ve dinî kimlikler taşıyan yüz binlerce insan Özbekistan başta olmak üzere Orta Asya cumhuriyetlerine taşındı; bölgenin demografik dengeleri altüst edildi.

Özbekistan’ın pamuğunu, Türkmenistan’ın petrolünü, Kazakistan’ın madenlerini yağmalayan Sovyet Rusya, bağımsızlık sonrasında da devam edecek şekilde, bütün bu ülkelere uzun yıllara yayılan anlaşmalar dayattı; yer altı ve yer üstü kaynaklarının Rus şirketler tarafından sömürülmesine giden yol açıldı. Sovyetler Birliği dağıldığında, bağımsızlığını kazanan bütün cumhuriyetlerin başına eski Komünist politbüro şefleri ve yetkilileri getirilerek, sonraki süreç de garanti altına alınmaya çalışıldı.

Bugünün modern dünyasında, elbette Orta Asya da değişim ve dönüşümlerin dışında kalmıyor. Çin, ekonomik bakımdan bölge ülkelerinde bütün azameti, gücü ve hatta hoyratlığıyla boy gösteriyor. ABD ve Batılı ülkeler de pastadan pay kapma peşinde. Ancak Rusya, hâlâ sahnenin arkasındaki esas baskın güç. Rusya, hâlâ bölge ülkelerinin ana güvenlik garantörü. Rusça, bölge halkları arasında hâlâ “lingua franca” (ortak ve yaygın iletişim dili). Eğitim sisteminin ve kültürün ana sütunları, hâlâ Rusların tesis ettiği biçimiyle ayakta.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilâtı toplantısında, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev “Teşkilâtımız oldukça önemli. Prestijini daha da artırabilmek için, Rusya gözlemci olarak aramıza katılmalı” açıklamasını yaptığında, Semerkand’daydım. Tam da girişte bahsettiğim “Rus etkisi”ni her şeyiyle ve hayatın her alanında gözlemlemekte olduğumdan, Tokayev’in demecine şaşırmadım doğrusu. Üstelik, aynı akşam Semerkand’ın kalbi konumundaki Registan Meydanı’nı oluşturan üç medresenin dış cephelerine yansıtılan ışık gösterisinin dili de Rusçaydı. “En azından Özbekçe olsa çok yakışırdı” temennisini içimden geçirdim, ama ona da şaşırmadım.

Türk birliği, Turan birliği, Türk devletleri ittifakı, Türk dünyası dayanışması… Evet, bunlar kulağa güzel gelen laflar. Ama kurduğumuz hayalin sahada gerçekleşmesi ve hedeflediklerimizin istediğimiz noktaya gelmesi için kat edilecek epey mesafe, aşılacak sayısız engel var.

Yorumlar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...

10 saniye sonra yönlendirileceksiniz...