Demir ağlarla ördük

00:002/11/2006, Perşembe
G: 27/08/2019, Salı
Mehmet Şeker

Marş söylemenin de tıpkı nutuk atmak gibi, insanı coşturan bir tarafı var. Alır götürür, ayrı bir atmosfere, ayrı bir dünyaya bırakır bizi."Genç Osman dediğin bir küçük uşak / Beline bağlamış ibrişim kuşak..." diye başlayan marşı duyduğumuzda, "oof of" çekeriz ve Bağdat''ın kapısı açılıyormuş gibi gelir çoğumuza.Adeta kapının açılırkenki gıcırtısını duyarız."Kırım''dan gelirim / Adım da Sinan''dır hey aman" dendiğinde, Kırım''ın uzak mı yakın mı olduğunu düşünmeyiz.Sinan da kimmiş diye bir soru

Marş söylemenin de tıpkı nutuk atmak gibi, insanı coşturan bir tarafı var. Alır götürür, ayrı bir atmosfere, ayrı bir dünyaya bırakır bizi.

"Genç Osman dediğin bir küçük uşak / Beline bağlamış ibrişim kuşak..." diye başlayan marşı duyduğumuzda, "oof of" çekeriz ve Bağdat''ın kapısı açılıyormuş gibi gelir çoğumuza.

Adeta kapının açılırkenki gıcırtısını duyarız.

"Kırım''dan gelirim / Adım da Sinan''dır hey aman" dendiğinde, Kırım''ın uzak mı yakın mı olduğunu düşünmeyiz.

Sinan da kimmiş diye bir soru geçmez aklımızdan.

Biliriz ki bizim kardeşimizdir o.

Yahut "Estergon Kal''ası bre dilber aman / Su başı durak" sözleri kulağımıza çalındığında, kemirir gönlümüzü bir sinsi firak.

Marşların havasına kapılırız.

Kolbaşının kıratı şahlanınca görünür serhat yolları.

*

Bunlar kadar etkileyici olmasa da Onuncu Yıl Marşı da heyecan vericidir.

"Çıktık açık alınla on yılda her savaştan / On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan."

İlkokul çağlarında başımızı yukarı kaldırır, kıvançla söylerdik bu marşı.

Sonra seyrek duyar olduk.

Bir ara -ki önemli bir aradır o- çok sık tekrarlanır oldu.

28 Şubat denilen o dönemde öğrencisi, askeri, hâkimi, doktoru bir araya gelir, bu marşı söylerdi.

Bu bir araya gelişler kimi zaman bir brifing vesilesiyle, kimi zaman kendiliğinden olurdu. Bir sinemada, tiyatroda vs.

"Başta bütün dünyanın saydığı Başkumandan / Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan..."

Bense hep buraya takılırdım.

Şu son mısradır kastettiğim.

*

On beş milyonu yetmiş küsur milyona çıkardık fakat söylendiği gibi anayurdu demir ağlarla öremedik maalesef.

Demir yollarının (TCDD) kuruluşunun üzerinden 150 yıl geçti.

Bizim demir yollarımızın uzunluğu hâlâ gerilerde.

Onun da çoğu Osmanlı döneminden kalma.

Geliştireceğimize geriye götürmüşüz.

Yük ve yolcu taşımacılığının tamamına yakını kara yoluyla yapılıyor.

O kadar ki bugün ülkenin muhtelif yerlerinde kullanılmayan istasyonlar bulunuyor.

Kimi şehirlerde "İstasyon Mahallesi" adında mahalleler var, fakat tren artık uğramıyor oraya.

*

Sözün burasında konuya dikkat çekmek isteyen iki isimden söz etmemiz gerekiyor.

Levent Vardar ve Zafer Akçay.

Bu ikili, motosikletleriyle yola çıkarak, çoğu işlevsiz hale gelmiş bulunan tren garlarını tanıtmak için 11 bin kilometre yol yapacak.

Kuşadası Belediyesi''nin desteğiyle 176 gün sürecek olan gezi çerçevesinde bir belgesel film çekilecek.

*

"Yola Selâm" ekibi olarak bir araya gelen turizmci Vardar ile TRT İzmir Radyosu baş spikeri Akçay, yolculuklarına İzmir Alsancak Garı''ndan başladı.

Levent Vardar, yola çıkarken şunları söyledi: "İzmir ile Afyon arasındaki 738 kilometrelik ilk etapta 137 istasyona uğrayarak hikâyelerini derleyecek ve fotoğraflarını çekeceğiz. Ayrıca Kuşadası Belediyesi sponsorluğuyla bize katılan çekim ekibinin hazırlayacağı belgesel film, yeni nesiller için iyi bir arşiv olacak."

Akçay ise bu projeyle bir taraftan tren yollarının önemine dikkat çekmeye çalışırken, diğer taraftan yollardaki motosikletlerin büyük taşıt araçları tarafından fark edilmesini istediklerini vurguladı.

İkilinin turu 23 Nisan''da Basmane Garı''nda noktalanacak. Biz de bir defa daha düşüneceğiz: Yurdu demir ağlarla ördük mü gerçekten... Yoksa marşlar, hep hayatın dışında kalmak zorunda mıdır? Ufuklarda dolaşan hayaller gibi. Yani afakî.