Kelliğe çare

00:0022/09/2006, Cuma
G: 27/08/2019, Salı
Mehmet Şeker

Geçenlerde kelliğe çare bulunduğunu söyleyen bir doktorla karşılaştım. Geliştirilen ilaç sayesinde hem saç dökülmesi önleniyormuş, hem de ölü hücreler canlandırılarak yeniden saç çıkması sağlanıyormuş.İyi, güzel. Yalnız, bana pek inandırıcı gelmedi. Adamın kendi başı keldi çünkü.Düşündüm ki belki onun da benim gibi umurunda değildir saçlarının dökülüp dökülmemesi.İyi ama en azından, müşterileri nezdinde (pardon, hastaları diyecektim, ağzımdan kaçtı) inandırıcı olması için önce kendisinde uygulaması

Geçenlerde kelliğe çare bulunduğunu söyleyen bir doktorla karşılaştım. Geliştirilen ilaç sayesinde hem saç dökülmesi önleniyormuş, hem de ölü hücreler canlandırılarak yeniden saç çıkması sağlanıyormuş.

İyi, güzel. Yalnız, bana pek inandırıcı gelmedi. Adamın kendi başı keldi çünkü.

Düşündüm ki belki onun da benim gibi umurunda değildir saçlarının dökülüp dökülmemesi.

İyi ama en azından, müşterileri nezdinde (pardon, hastaları diyecektim, ağzımdan kaçtı) inandırıcı olması için önce kendisinde uygulaması gerekmez miydi?

*

O gittikten sonra yan masaya başka bir kel geldi, oturdu.

Onunla birlikte benim de aklıma o meşhur atasözü düştü:"Hem kel, hem fodul".

Sonuna şunu da eklemek gerekir: "Hem de şişman herkesten".

Bir de ense kısmında kalan saçlarını uzatmış, arkada at kuyruğu yapmış. Bir tek altında motosikleti eksik.

Keşke az önce giden kel doktorla bu motosikletsiz fodul karşılaşsaydı.

*

Bu kadar lakırdı arasında, bilmeyenler için fodul ne demektir, onu açık etmemiz şart oldu.

"Üstünlük taslayan, kibirlenen" demektir Arapça kökenli bu kelime.

Ona benzer bir kelimemiz daha vardır, Yunancadan geçme.

Nodul. O da şu demek:

"Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi."

Üvendirenin değnek olduğunu bilirsiniz.

Bakınız lafa nereden girdik, nereden çıktık. Toroslar''da dolanan tren gibi.

Madem kelimeleri açıklamaya başladık, devamı da gelsin, birkaçına daha bakalım.

Yağır: (İsim, halk ağzında)

1. Sırt, arka, iki kürek arası.

2. Atın omuzları arasındaki yer.

3. Çoğunlukla bu yerde eyer ve semerin açtığı yara.

4. Kel: "Yağır, tırnak bulsa başını kaşır."- Atasözü.

*

Cebellezi: (İsim, argo, cebe''llezi)

Hakkı olmayan bir şeyi kendisine mal edip cebine koyma, cebine indirme.

*

Entel: (Sıfat, Fransızca)

1. Entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse).

2. (İsim, mecaz) Sahte aydın.

*

Dantel: (İsim, Fransızca)

Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü, tentene:

"Gözlerini açıp Maviş Hanımı elinde tığ, pencerenin önüne oturmuş, sabırla dantel örüyor görmüyor mu?"- A. İlhan.

*

Dönme: (İsim)

1. Dönmek işi

"Dönmeyi kararlaştırmış da olsa bir aksilik, mutlaka bir aksilik, benim saadetime engel olacaktı."- T. Buğra.

2. Ameliyatla cinsiyet değiştiren kimse.

3. (Matematik) Biçimi değişmeyen bir şeklin ekseni çevresindeki hareketi.

4. (Sıfat, din b.) Başka bir dindeyken Müslüman olan, mühtedi.

*

Tufeyli: (Sıfat, eskimiş, Arapça)

1. Asalak.

2. Salaş, virane, yıkık.

"Onu tamir ve takviye ettirdiler, etrafını kaplayan tufeyli yapıları yıktırarak ortaya çıkardılar."- Y. K. Beyatlı.

TDK Sözlüğü''nden aldığımız bu açıklamalarla bir şeyleri dolaylı yoldan anlatmaya çalışmış gibi görünsek de, aslında niyet sadece anlamını tam olarak bilemediğimiz kelimeler için, sözlük kullanmanın lüzumuna işaret etmekti.

Yine de, meraklı biri çıkabilir. Bu kelimeleri kullanarak bir cümle kurmaya kalkar ve başarırsa, söyleyecek sözüm kalmaz; pes derim. (Bakın bu da Farsça''dan gelmiştir.)