Arap güzeli

00:0015/08/2007, Çarşamba
G: 29/08/2019, Perşembe
Mustafa Kutlu

Arapların “modern Arap kadınının insani ve akademik başarılarını en iyi temsil eden güzeli” bulmak amacı (tuhaf, anlaşılmaz bir “amaç” bunun için “güzellik yarışması” yapmaya ne lüzum var) ile düzenlemeye başladığı “Miss Arab World” yarışmasını bu yıl tesettürlü bir kız kazanmış.Tuhaf ama gerçek, gazetedeki fotoğraf bu acıklı durumu bütün çıplaklığı ile veriyor. Olabildiğince dekolte giyimli ve başı açık yarışmacıların arasına bu tesettürlü-pardösülü kız, tek başına sanki tesadüfen katılmış. Sanki

Arapların “modern Arap kadınının insani ve akademik başarılarını en iyi temsil eden güzeli” bulmak amacı (tuhaf, anlaşılmaz bir “amaç” bunun için “güzellik yarışması” yapmaya ne lüzum var) ile düzenlemeye başladığı “Miss Arab World” yarışmasını bu yıl tesettürlü bir kız kazanmış.

Tuhaf ama gerçek, gazetedeki fotoğraf bu acıklı durumu bütün çıplaklığı ile veriyor. Olabildiğince dekolte giyimli ve başı açık yarışmacıların arasına bu tesettürlü-pardösülü kız, tek başına sanki tesadüfen katılmış. Sanki pazar alış-verişinden dönerken tesadüfen yolu sahneye düşmüş, birdenbire başına güzellik tâcı konmuş. Sanki değil tıpkı “Kahire''nin Mor Gülü”.

Kahire''de yapılan yarışmaya katılan bu kız Bahreynli Vefa Cenahi. 23 yaşında ve hukuk okumuş. Yarışmaya ayrıca Suudi Arabistan, Lübnan, Sudan, Irak, Fas, Filistin, Kuveyt, Libya gibi 16 Arap ülkesi katılmış.

Cenahi, moda, güzellik, turizm uzmanlarıyla akademisyenlerin oluşturduğu jüriyi güzelliğinin yanı sıra sorulara verdiği cevaplarla da etkilemiş. Yarışmada ikinciliği Mısır''lı Şeyma, üçüncülüğü Lübnan''lı Rula Behi, dördüncülüğü Tunus''lu Hatice, beşinciliği Libya''lı Rima el-Kseri kazanmış.

Yarışmaya internet üzerinden on bin aday başvurmuş. Bahreyn''li bir köşe yazarı gazetesinde bu işin “üstü kapalı bir güzellik yarışması” olduğunu söyleyerek eleştirince; Cenahi bu yazıyı “karakterine bir hakaret” olarak kabul edip yarışmadan çekildiğini açıklamış. Ama sonra Bahreyn halkından gelen büyük destek (!) üzerine devam kararı almış.

Yarışmaları sevmem.

Çünkü daima kaybeden bir taraf vardır.

Yine de bu iş, herhalde insanın yapısında olmalı ki kadimden beri sürüp geliyor.

Madem öyle o zaman bari kendi hayat tarzınıza uygun yarışmalara katılın. Hayır, bu kesmiyor. Meselâ başta İran olmak üzere tesettürlü bayanlar Olimpiyatlar''a katılmaya kalkıyor, bir sürü tatsızlık çıkıyor.

Elbette ki işin temelinde bütün bu ülkelerde (ve bizde) vücut bulmuş olan alafranga-alaturka ayrımı var. Kendini modern Batı medeniyetinin bir ferdi olmaya adamış olan kesim “Frenk mukallitliği”ni ısrarla savunuyor. Ve tabi bu eyleme karşı duranlarla çatışıyor. Uzun zaman benimsenerek gündemde kalan, “Batı''nın ilim ve fennini alalım, İslam ahlak ve fazileti ile birleştirelim” tezi ne yazık ki çürük bir görüş idi. Batı''nın ilim ve fenni beraberinde güzellik yarışmalarını, plaj voleybolünü de getiriyor. Buna akıl erdiremeyenler hâlâ aynı aldanışı sürdürerek meselâ en çok Japonları örnek gösterir. “Adamlar geleneklerine sahip çıkıyor” diye. Orada gelenek falan kalmamıştır. Kapitalist düzen ahlâkı da, geleneği de dümdüz etmiştir. Geride kalan ritüeller, festivaller, giysiler, davranışlar folklor gösterisidir. Turizme yarar.

Bizimkiler de yapıyor onu. Halk oyunlarımızın sadece erkeklere mahsus olanlarını kız-erkek beraber oynatıyorlar. Belki sadece bu ayrım Erzurum kadın halaylarında yaşıyor. Erzurumlu kızlar bindallıları ve ak tülbentleri ile oldukça ağır ve vakur olan halayları sürdürüyorlar. Siz hiçbir Erzurum''lu bayanın “Baş bar” oynayabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Hayat tarzı sadece geçmişe ve dine dayanarak yaşayamaz. Gelenek özünü kaybetmeksizin sürekli yenilenmek zorundadır. Yenilenmeye direnirse gücünü yitirir ve kurur. Siyaset, iktisat, eğitim, kültür ve bunların ötesinde en tesirli olarak modern teknoloji hayat tarzını belirleyen unsurlardandır. Küresel hakimiyetini kurmuş olan Batılı hayat tarzı; şehirlerimizi, ev ve eşyalarımızı, tuvaletimizi, okulumuzu, alış-verişimizi, giderek dilimizi sayamayacağım kadar yaşama biçimini kendisine benzetmiş; benzetemediğini özendirmiştir.

Haşema ile denize girmek bu karşı konulmaz propagandanın eseridir. Bir bayan olarak güzellik yarışmasına, Olimpiyatlara katılmıyor, denize girmiyor, bana bilmem ne kadar imkân sunan tesettür otellerine de gitmiyorum, diyebiliyor musunuz?

-Ee, biz tatil yapmayacak mıyız yani?

-Tatil de ne yav.

Çözülecek o kadar mesele var ki, kördüğüm olduk.