Kelimelerimizi pişirelim

00:003/06/2001, الأحد
G: 12/09/2019, الخميس
Mustafa Özel

Toplantı yapma sanatının ilk basamağı ''konuşmayı'' öğrenmektir. Konuşmak, Yunus Emre''nin deyişiyle, kelimeleri pişirerek sunmak demektir.Toplanamayan şeyler (eşya) dağınık kalır. Pek basit gözüküyor ama, bu hakikatı fehmetmeyen nice organizasyonlar var. Toplanmayı ''öğrenemeyen'' örgüt dağılır. Yahut güdük kalır, işlevlerini yerine getiremez. Kabul etmeliyiz ki toplantılarımızın çoğu başarısız geçiyor. Bunu bile bile aynı tarzda toplanmaya devam ediyoruz. Oysa, toplantılara ayırdığımız zamanın

Toplantı yapma sanatının ilk basamağı ''konuşmayı'' öğrenmektir. Konuşmak, Yunus Emre''nin deyişiyle, kelimeleri pişirerek sunmak demektir.

Toplanamayan şeyler (eşya) dağınık kalır. Pek basit gözüküyor ama, bu hakikatı fehmetmeyen nice organizasyonlar var. Toplanmayı ''öğrenemeyen'' örgüt dağılır. Yahut güdük kalır, işlevlerini yerine getiremez. Kabul etmeliyiz ki toplantılarımızın çoğu başarısız geçiyor. Bunu bile bile aynı tarzda toplanmaya devam ediyoruz. Oysa, toplantılara ayırdığımız zamanın onda birini toplantı mantığı üzerinde düşünmeye ayırsak, belki bu kadar vaktimiz heba olup gitmez.

Toplanma sanatının ilk basamağı ''konuşmayı'' öğrenmektir. Konuşmak, Yunus Emre''nin deyişiyle, kelimeleri pişirerek sunmak demektir. "Kelecilerin bişirgil / Yaramazını şeşirgil / Sözün us ile düşürgil / Dimegil çoğ ede bir söz." Kelimelerimizi pişirip, yaramazlarını ayırabiliyor; sözümüzü akıl süzgecinden geçirip, en öz biçimde arzediyorsak, konuşuyoruz demektir. Aksi halde, konuşmuyor, savaşıyoruz.

Sözün akıl süzgecinden geçmesi yetmez, gönül tellerinde yankılanması da gerekir. Yani söylenen söz içten, yapmacıksız ve muhataba maddi/manevi yarar sağlayıcı olmalıdır. Yunus Emre olsa "gönül pasını silici" derdi.

Bu gönüller pasını

Yuyuban gidermeğe

Şol sözü söylegil kim

Sözün hülasasıdır.

Şirket ve benzeri örgütlerdeki formel toplantıların belirli amaçları gerçekleştirmesi hedeflenmelidir. Aksi halde, sadece vakit kaybedilmiş, havanda su döğülmüş olur. Bu amaçlar neler olabilir? Birkaç hususa işaret edelim:

1.Bilgi alışverişi. Burada ''alışveriş'' kavramı önemlidir. Sorun sadece bilgilendirmek olsaydı, bunu toplantıya ihtiyaç duymadan da gerçekleştirmenin birçok yolu bulunabilirdi. Toplantıyı bilgi aktarımı için değil, toplantı öncesi aktarılmış bilgilerin vuzuha kavuşturulması ve yorumlanması için kullanmalıyız. Toplantınının amacı, sunulmuş verileri ortak aklın ışığında değerlendirmek ve ortak bir yön tutturmak olmalıdır. Ortak yön, anlaşılır ve yumuşak dille tutturulabilir. En tutarlı hedefi bile sert, uygunsuz bir dille ifade ederseniz, paylaştıramazsınız. Paylaşmak, nezahet gerektirir.

Taş gönülde ne biter

Dilinde ağu tüter

Nice yumşak söylese

Sözü savaşa benzer.

2.Yeni fikirler geliştirmek. İnsanların fikirleri yok, fikirlerin insanları vardır. Yöneticiler belirli fikir kalıplarını biteviye kullanılıp dururlar. Ciddi beyinfırtınası yaratılmazsa, fikir sahibi olunmaz. Toplantı, beyinfırtınası için en iyi fırsattır. Ama bunu hakkıyla yapabilmek için açıklık, hoşgörü ve esneklik şarttır. Toplantıdan, önceki fikirlerimizle çıkıyorsak veya önceki fikir ''düzeyimizi'' koruyorsak, zamanımızı pek de başarılı harcamış sayılmayız. Özellikle üst yönetim kademesindekiler, kendi düzeylerinin aşağıdan katkılarla yükselebileceğine inanıyor olmalıdırlar. "Biz o yollardan geçtik," diyenler, yol şartlarını değişmez sanırlar. Nehir gibidir zaman. Sizin geçtiğiniz su, şu anki su değildir. Haddinizi bilmezseniz, değişimin mahiyetine akıl erdiremezsiniz.

Kendi mikdarın bilen

Bildi kendi halini

Veli dahi aşk ile

Evvel bahara benzer.

3. Karar vermek. Toplantıların nihai amacı, bir amaç veya konu hakkında karar vermektir. Toplantıdan mutlaka bir kararla çıkılmamışsa, ikinci bir toplantı için gerekçemiz yok demektir. Yalnız, kritik kararlar sadece bir toplantının sonucunda verilemezler; yaptığımız toplantı nihai karar için belki sadece bir basamak teşkil edecektir. Hayatı da uzun bir toplantılar süreci olarak algılarsak, her bir toplantı sağlıklı kararla bağlanmışsa, sonucundan umutlu olabiliriz.

Oğlanlar öğüt almaz

Yiğitler tevbe kılmaz

Kocalar ta''at kılmaz

Sarp ruzigar olmuşdur

Yunus sözü alimden

Zinhar olma zalimden

Korka durun ölümden

Cümle doğan ölmüşdür.

4. İş, sorumluluk ve yetki dağılımı. Toplanmanın en önemli amaçlarından biri iş, sorumluluk ve yetki dağılımı yapmaktır. İşletmelerimizde genel görev dağılımı yapılmış olsa bile, belirli işlerle alakalı sorumluluk ve yetkilendirme çoğu zaman açıklığa kavuşturulmuyor. Her toplantının sonunda kendimize şöyle sormalıyız: "Şimdi ne yapacağım?" Bu da yetmez: "Yaptığım işin tamamlanması için, başka kim, ne yapacak?"

Sorucu gelür yer yırtup

Sorar Tanrı''n kimdür deyü

İş bu canım anı duyup

Sünüklerim sıza durur

Ey Tanrı''yı bir bilenler

Can Hakk''a kurban kılanlar

Ölü değildir bu canlar

Aşk gölünde yüze durur.

5. İkna, çekim ve saf oluşturma. Toplantılar çoğu kez iş arakadaşlarımızı bir konuda ikna etme, onları ''doğru'' olduğunu düşündüğümüz yana çekme ve ortak bir saf oluşturma amacına yönelik olabilir. Bu tür toplantılarda başarı sağlayabilmek için, toplantı öncesi yapılması gereken her şeyin yapılmış olması gerekir. Aksi halde, bütün düğümleri toplantıda çözmeye kalkarsak sonuç alamayabiliriz.

İşidün ey ulular

Ahir zaman olısar

Sağ müslüman seyrekdür

Ol da güman olısar

Danışman okur tutmaz

Derviş yolun gözetmez

Bu halk öğüt işitmez

Ne sarp zaman olısar.

6. İlham vermek. İnsanlara güven vermek, sadakat duygusu geliştirmek ve bir takım değerleri aşılamak amacıyla da toplanabililiriz. Bu tür ender toplantıların biraz seremonik havada ve katılımcıları coşturacak/duygulandıracak tarzda düzenlenmesi önemlidir. İnsanlar, yönetici ve diğer çalışanlarla bağlarının gerçek mahiyetini böyle anlarda keşfederler. Örgütle ilişkileri böylelikle anlam kazanır.

Kul padişahsız olmaz

Padişah kulsuz değil

Padişahı kim bileydi

Kul etmese yort savul

Eyit eyit kamusın

Ne kan u ne madensin

Suret-i pür-manisin

Padişahı sende bul

7. Danışmak. Danışma toplantılarının çoğu arzu edilen yararı sağlamıyor. Bunun aklıma gelen en önemli beş sebebi şunlardır:

a. Problem belirgin değil. Neyi danıştığımızı tam bilmiyoruz.

b. Ortam danışma için elverişli değil.

c. Danışmayı karar vermeyle karıştırıyoruz. Danıştığımız insana karar verdirmeye çalışıyoruz. Kararı o değil, biz vereceğiz!

d. Yanlış kişiye yanlış konuyu danışıyoruz.

e. Danışma değil, zaten vermiş olduğumuz kararı onaylatma peşindeyiz.

Ey sözlerin aslın bilen

Gel di bu söz kandan gelir

Söz aslını anlamayan

Sanır bu söz benden gelir

Söz var kılar gönülü şad

Söz var kılar bilişi yad

Eğer horluk eğer izzet

Her kişiye sözden gelir

KELİMELERİ PİŞİRME SANATI

Keleci bilen kişinin

Yüzünü ağ ide bir söz

Sözü bişürüp diyenin

İşini sağ ide bir söz

Söz ola kese savaşı

Söz ola bitire başı

Söz ola ağulu aşı

Balıla yağ ide bir söz

Kelecilerin bişirgil

Yaramazını şeşirgil

Sözün usıla düşürgil

Dimegil çoğ ide bir söz

Gel ahi ey şehriyari

Sözümüzü dinle bari

Hezar gevher ü dinarı

Kara toprağ ide bir söz

Kişi bile söz demini

Dimeye sözün kemini

Bu cihan cehennemini

Sekiz uçmağ ide bir söz

Yürü yürü yolun ile

Gafil olma bilin ile

Key sakın ki dilin ile

Canına dağ ide bir söz

Yunus imdi söz yatından

Söyle sözü gayetinden

Key sakın o şah katından

Seni ırağ ide bir söz.

Yunus Emre