Kuşbakışı Filistin

04:006/04/2025, Pazar
G: 6/04/2025, Pazar
Samed Karagöz

Palestine from Above (Kuşbakışı Filistin) sergisi geçtiğimiz günlerde ANAMED Galeri’de Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari’nin küratörlüğünde açıldı. Sergi gündemimize İsrail’in saldırılarıyla daha çok gelen Filistin’e nadir ve çarpıcı bir bakış sunuyor Hava fotoğrafları, uydu görüntüleri, haritalar ve multimedya yerleştirmeleri aracılığıyla bu sergi, Filistin’in topoğrafyasını, tarihini ve siyonist işgalin yarattığı derin insanî etkileri gözler önüne seriyor. Bakışı gökyüzüne

Palestine from Above (Kuşbakışı Filistin) sergisi geçtiğimiz günlerde ANAMED Galeri’de Yazid Anani, Zeinab Azarbadegan, Zeynep Çelik ve Salim Tamari’nin küratörlüğünde açıldı. Sergi gündemimize İsrail’in saldırılarıyla daha çok gelen Filistin’e nadir ve çarpıcı bir bakış sunuyor Hava fotoğrafları, uydu görüntüleri, haritalar ve multimedya yerleştirmeleri aracılığıyla bu sergi, Filistin’in topoğrafyasını, tarihini ve siyonist işgalin yarattığı derin insanî etkileri gözler önüne seriyor. Bakışı gökyüzüne taşıyan Kuşbakışı Filistin, sınırların, kontrol noktalarının ve duvarların ötesine geçerek izleyiciyi mekânsal kontrol, silinme ve direnişin daha derin dinamikleriyle yüzleşmeye çağırıyor.

Duyarlılıkla ve titizlikle hazırlanan sergi ilk olarak ilk olarak 11 Eylül 2021–15 Ocak 2022 tarihleri arasında Ramallah’taki A.M. Qattan Vakfı’nda sergilendi. Sergide uzun süredir vatanlarının fiziksel ve kavramsal parçalanmışlığına karşı çıkan farklı inançlardan Filistinli sanatçılar, mimarlar ve araştırmacıların işleri yer alıyor. Havadaki bakış açısı yalnızca estetik bir ihtişam sunmakla kalmıyor; aynı zamanda eleştirel bir sorgulama aracı haline geliyor. Zeytinlikler, mülteci kampları, yerleşim bölgeleri ve yıkılmış köylerin manzaraları yukarıdan bakıldığında ne anlatır? Gözetim, hem bir kontrol aracı hem de bir tanıklık biçimi haline nasıl gelir?

Serginin odak noktalarından biri, Filistin topraklarının son yüzyıldaki dönüşümüdür. Katmanlı haritalar, arşiv fotoğrafları ve güncel uydu verileri kullanılarak, toprak kullanımındaki değişimler, nüfusun yerinden edilmesi ve kentsel yayılma belgeleniyor. İzleyiciler, coğrafyanın nasıl bir silah haline getirildiğine tanıklık ediyor: Filistinli toplulukları devredışı bırakan yollar, tarım arazilerini bölen duvarlar, hareketi belirleyen kontrol noktaları... Bunlar soyut kavramlar değil, toprağın yüzeyine kazınmış yaşanmış gerçekliklerdir. Sergide çarpıcı bölümlerden biri, İngiliz Mandası döneminden kalma hava fotoğraflarının günümüz drone görüntüleriyle yan yana getirilmesidir. Aradaki fark çarpıcıdır. Bir zamanlar kırsalı süsleyen köyler, artık yalnızca toprakta silik izler olarak kalmıştır. Buna karşılık, işgalcilerin oluşturduğu yer yerleşim yerleri keskin geometrik desenler olarak dayatılmış bir rejimin ve ideolojinin sembolleri olarak yer alır. Bu görüntüler yalnızca belgelemiyor, aynı zamanda suç duyurusunda bulunuyor. Ancak Kuşbakışı Filistin yalnızca kayıplardan ibaret değil. Aynı zamanda bir dayanıklılık anlatısı. Sergi, Filistinlilerin hava görüntülerini kendi hafızalarını geri kazanmak için nasıl kullandıklarını da gözler önüne seriyor— atalarının köylerini bulmak, yıkılan evleri haritalamak, hafızayı arşivlemek. Bazı yerleştirmelerde, yerel aktivistlerin toprak gasplarını veya çevresel yıkımları belgelemek amacıyla kullandığı drone görüntüleri de yer alıyor. Bu görsel direniş eylemleri gökyüzünü geri alıyor, gözetimi bir anlatıya dönüştürüyor. Sergide ayrıca, görüntülerin üstüne bindirilmiş sesli tanıklıklar da yer alıyor. İzleyici Gazze’deya da Cenin Tepeleri üzerinde süzülürken, çiftçilerin, öğretmenlerin, yaşlıların seslerini işitiyor. Bu kişisel anlatılar, yukarıdan bakışı yere indiriyor; çünkü toprak yalnızca bir arazi değil, aynı zamanda yuva, tarih ve umuttur. Savaş ve işgal görüntüleriyle doymuş bir dünyada, Kuşbakışı Filistin yeni bir görsel dil sunuyor— düşünceli, titiz ve derinlemesine insanî. Ziyaretçileri, manşetlerin ötesine, adaletsizliğin mekânsal mantığına bakmaya çağırıyor. Ama hepsinden öte, Filistin’i yalnızca acının değil; hafızanın ve olasılıkların da yaşadığı bir manzara olarak hayal etmeye cesaret ediyor. Sonuç olarak bu sergi, görmeye ve farklı görmeye dair bir çağrı. Yukarıdan bakıldığında sınırlar bulanıklaşabilir, ama hakikat daha berrak hale gelir. Her tarla, harabe ve çatı bir hikâye anlatır. Ve bu hikâyeler gökyüzünden görüldüğünde, yalnızca dikkatimizi değil, dayanışmamızı da talep eder. 25 Ocak 2026 kadar açık olacak sergiyi herkese tavsiye ederim. Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’ne bu sergiyi Türkiye’ye getirdiği için teşekkürlerimim sunarım. Filistin’in sadece tek bir kesimin değil, insan olan herkesin derdi olduğunu göstermiş olmalarını önemli buluyorum.

#Filistin
#sergi
#Samed Karagöz