
Bundan onbeş yıl kadar önce, Aksiyon Dergisi''nin ilk dönemlerinde, “Ezanın canına okunuyor” başlıklı bir dosya hazırlamış ve ezanın kötü okunuşu konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı''nın da dikkatini çekmiş, hatta bu dosyadan sonra müezzinlerin güzel ezan okumak konusunda eğitime tâbî tutuldukları kurslar açılmasına da vesîle olmuştuk. Konu o günlerde epey tartışıldı; medya, yaptığımız bu dosyaya büyük bir ilgi gösterdi, Diyanet bünyesinde müezzinlerimiz güzel ezan okumak konusunda yetiştirilmeye çalışıldı ve göstermelik de olsa bir şeyler yapıldı.
Ezanı güzel ve etkili bir ses ile okumak, peygamber efendimizin tavsiyesidir. Çünkü ezan, namaz gibi çok önemli bir ibadet için yapılan bir davettir. Bu davetin güzel yapılması gerekmektedir. Ancak özellikle İstanbul''da hâlâ ezan son derece kötü okunmakta, ne yazık ki yapılan ikaz ve hatırlatmalar da fayda etmemektedir.
Osmanlı medeniyet alanı içerisinde ezanı güzel okumak konusunda büyük bir hassasiyet olduğunu söylersek, herhalde yanlış bir şey söylemiş olmayız. Öyle ki, her vakit ezanı, insanın o vakitteki ruh hâline uygun makamlarla okunmuş, özellikle İstanbul minarelerinden yükselen ezan sesleri, Osmanlı-İslâm kültür ve medeniyetinin muhteşem ses cevherinin de bir anlamda göstergesi olmuştur. Bir düşünün, sabah ezanı sabâ makâmı ile okunuyor… öğle ezanı rast, ikindi ezanı hicaz, akşam ezanı evç veya segâh, yatsı ezanı da uşşak veya beyâtî ile. Ne muhteşem ve insan ruh haline de ne kadar uygun bir makam kullanımı. Sabah ezanına sabâ makâmı ne kadar da çok yakışıyor. Ancak bugün bırakın böyle makamlı ezan okumayı, dinlemeye zor tahammül edebileceğimiz bağırış- çağırışlarla ezan okunuyor ne yazık ki ! İstanbul gibi muhteşem bir “sesler ve medeniyetler şehri” böyle bir ses çirkinliğini doğrusu hak etmiyor.
Ben İstanbul''un eski ilçelerinden birinde yaşıyorum. Evimin karşısında küçük bir mescid var. Fakat bu ilçe müftülüğünden ya da ilçe merkezindeki bir camiden okunan merkezi ezan yüzünden ayağım bu mescide gitmez oldu. Sabah ezanını ve evde olduğum vakitler diğer vakit ezanlarını dinlemeye tahammül edemez hâle geldim neredeyse. Allah bu ülkeye ezansız günler yaşatmasın diye dua etmek gerek, ama öte yandan ezanın da hakkını vermek zorundayız. Ben bu konuda duyarlı bir vatandaş olarak, merkezi ezanın okunduğu camiyi defalarca aradım ve şikâyetimi ilettim. İmam efendi müftü bey ile görüşmemi önerdi ve ben de ilçe müftüsü ile konuyu detaylı bir şekilde konuştum. İlçe müftüsü beni dinledikten sonra “Tamam, haklısınız ama bu yaştan sonra bu arkadaşları nasıl eğiteceğiz ki ?” demişti. Ben de, “Eğer eğitim veremiyorsanız, güzel sesli müezzinleriniz de var, devamlı onlara okutun ve bu arkadaşları da ilçede başka bir camide görevlendirin. Burası İstanbul''un en önemli ilçelerinden biri. Bu ilçede böyle bir ezan okuyuş biçimi hoş karşılanmayabilir” diyebilmiştim. Ancak değişen bir şey olmadı. Birkaç defa bu camiye gittim ve ezanı son derece kötü okuyan, hele sabah ezanını okurken beni yatağımdan sıçratmayı başarabilen müezzin ile yüzyüze konuşup hem uzaktan uzağa buğz etmekten kurtulmayı ve hem de okuduğu ezanlarla ilgili ikazlarda bulunmayı istedim. Fakat her gittiğimde müezzin efendiyi bulmam mümkün olmadı ve derdimi caminin imamıyla paylaştım. Hiç unutmuyorum, İstanbul İl Kültür Müdürlüğü''nün bir davetinde İstanbul Müftüsü Sayın Mustafa Çağrıcı hocaya rastladım ve sözkonusu ilçede okunan merkezi ezanla ilgili kanaatlerimi kendisine ilettim. Sayın Müftü, fakülteden yüksek lisans yaparken kendisini tanıdığım ve öğrencisi de olduğum için beni dikkatli bir şekilde dinlediler ve benim yanımda, o anda sözkonusu ilçe müftüsünü aradılar. Karşı taraftaki ilçe müftüsü biraz yüksek sesle konuştuğu için, konuşulanları duydum. İl müftüsü ilçe müftüsüne şikayetimi ilettikten sonra karşı taraftan şöyle bir cevap geldiğini işittim: “Ama hocam, o arkadaş bu işi biliyor ve ezanı da güzel okuyor”. Sayın İl Müftüsü bu cevabı alınca bana döndü ve “Yalçın bey, o arkadaş ezanı güzel okuyormuş, Sayın İlçe Müftümüz öyle dediler” diye bilgilendirdi. Halbuki ben sözkonusu ilçe müftüsüne şikâyetimi ilk kez ilettiğimde bana “Evet haklısınız, şikâyetler var ama, bu yaştan sonra bu arkadaşı nasıl eğiteceğiz ki !” diye dert yanmıştı.
Sorun çözülmedi ve devam ediyor. Fakat ben, bu konuda belki fazla duyarlı bir vatandaş olarak ilçe ve il müftülerine kadar sorunu ilettim ve çözüm önerilerinde bulundum, lâkin dinleyen ya da yerine getiren olmadı. İstanbul''un birçok camisinde, hatta selâtin camilerinde bile ezanlar bağırış-çağırış okunmaktadır. Bu konuya Diyanet İşleri Başkanlığı behemehal el koymalı ve gereğini yapmalı, müezzinlerimizi çok sıkı bir eğitimden geçirmelidir. Ya da çok güzel ezan okuduğunu bildiğimiz bazı müezzinlere birkaç büyük camiden merkezi sistemle ezan okutmalı, ama netice itibariyle ezanlarımızın güzel okunmasını sağlamalıdır. Eline mikrofonu alan ezan okuyamamalıdır.
Bu yazıyı yazmakla, çok saygıdeğer imam ve müezzinlerimize saygısızlık yapmayı istemem. İmam ve müezzinlerimizin çok önemli bir görev îfâ ettiklerinin de bilincindeyim. Lâkin ezanın güzel okunması gerektiği konusunda da herkesin hassas davranmasını ve üzerine düşen vazifeyi en iyi şekilde yapmasını isterim. Ezanı güzel ve hakkını vererek okumak önemli. Aşırı yüksek sesle ve çirkin okuyarak insanlara rahatsızlık vermekten kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu da bir tür “ezan dayatmacılığı” olabilir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.