
Teknoloji ile ilişkisi her geçen gün daha da derinleşen bankacılık sektörü, yaşanan kabuk değişimiyle birlikte, önemli bir atılım gerçekleştirdi. Teknolojinin gelişimiyle birlikte, bu sürece en hızlı ayak uyduran sektör olarak parlayan bankacılık sektörü, dönüşüm sürecini rekabet sahası haline getirdi.
Ziraat Katılım Ürün Yönetimi ve Dijital Bankacılık Grup Başkanı Suat Tüccar, bankacılık sektöründe son yıllarda hız kazanan dijitalleşmeyle birlikte yaşanan kabuk değişimini değerlendirdi. Günümüzde bankalar arasındaki rekabetin teknoloji üzerinden ilerlediğine değinen Tüccar’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde;

Bankalar yoğun veri işlemeye dayalı bir modelle hizmet sunmaktadır. Hal böyle olunca veriyi işlemek, analiz etmek, anlamlandırmak ve bu verilerden farklı iç görüler oluşturmak için olağan üstü bir işleyiş söz konusudur. Bu kadar çok veri, analiz ve işlemden bahsedince en başta hesaplama kapasitenizin ve hızınızın ihtiyaçları karşılayabilecek nitelik ve nicelikte olması zorunluluk haline geliyor. Teknoloji, günümüzde bankalar açısından bir işin yapılabilir olup olmadığını belirleyen kilit bir unsurdur. Eğer teknik kapasite, imkân ve kabiliyetleriniz imkân veriyorsa bir ürün ve hizmeti sunabilirsiniz. Özellikle rekabetin yoğun olduğu bir dönemde yaşadığımızı da göz önünde bulundurursak; bankalar için rekabet yarışı, teknoloji üzerinden yürüyor diyebiliriz.
Teknoloji, rekabet ve gelir üretiminde olmazsa olmaz konumdadır. Ancak tek başına teknolojiye sahip olmanın da fazla bir anlam ifade etmeyeceği aşikardır. Teknolojiyi iş hedeflerinizle uyumlu ve katma değer üretir halde konumlandırmanız da zaruridir.
Bankalar çok ciddi seviyede düzenlemelere tabi kuruluşlardır. Bu nedenle hareket kabiliyetleri sınırlıdır. Oysa birkaç girişimci gencin kurduğu bir start-up seviyesinde veya çok daha büyük ölçekte kurumsallaşmasını sağlama seviyesine kadar ulaşmış çok sayıda ve çeşitlilikte finansal teknoloji kuruluşu, bu kısıtlamalardan ari olarak teknoloji geliştirmeye odaklanabilmektedir. Ülkemizde Fintek ekosistemi derken, sayısı 700’ü aşmış, finansal teknoloji ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunan, kimisi start-up kimisi uluslararası hizmet sunma seviyesinde binlerce çalışanı olan firmalardan bahsediyoruz.
Bankalar diğer teknolojik gelişmeler gibi yapay zeka konusunu da yakından takip ediyor ve pek çok öncü uygulamaya da imza atıyor. Yapay zeka kullanımının belli bir alan ile sınırlandırılması mümkün olmadığı gibi gelecekte hangi aşamaya geleceğini kestirmek de güç. Bugün neler yapıyoruz diye bakacak olursak; müşteriden gelen taranmış belgelerin ne olduğunun anlaşılması ve talimatın insan müdahalesine gerek olmadan gerçekleştirilmesi, kredibilite skorlarının üretilmesi, sanal asistanlar ile müşteri sorularına hızlı ve 7/24 cevaplar sunabilmek, standartlaşmış işleri robotlara yaptırmak (RPA) ilk sıralanabilecek başlıklardır. Bunun yanında müşteri ihtiyaçlarının analizi ve tahmin edilebilmesi ile önceden kişiye özel çözüm önerilerinin hazırlanması çok faydalı olmaya başladı. Kendi GPT modellerini kuran bankalarımızda ise mevzuatların, dokümanların ve pek çok belgenin yorumlanarak gerek banka çalışanlarına çok hızlı yön gösterme gerekse müşterilerin daha karmaşık soru ve isteklerine karşılık verme yönünde ciddi çalışmalar var.








