Aslında Papa'yı değil Brejnev'i vuracaktık

Yeni Şafak
00:003/04/2005, Pazar
G: 27/05/2017, Cumartesi
Yeni Şafak
Arşiv
Arşiv

Abdullah Çatlı ile İsviçre'de aynı hücrede hapis yatan arkadaşı Çatlı ile ilgili anılarını kitaplaştırdı. Çatlı Papa suikasti için "aslında suikasti SSCB Devlet Başkanı Brejnev'e planladıklarını, ancak bunu başaramadıklarını" söylemiş.

---------------------------------- manset -------------------------------------------
Aslında Papa'yı değil

Brejnev'i vuracaktık
---------------------- manset ---------------------

  • ASLIHAN ALTAY KARATAŞ / ANKARA


    Abdullah Çatlı'nın İsviçre'de hapis yattığı dönemlerdeki hücre arkadaşı Etem Karaüzüm, Çatlı ile yaşadıklarını kitaplaştırdı. "Bizim Hücre-Ben ve Çatlı" adlı kitapta, Çatlı'nın başından geçen ilginç anılara yer verilmiş.

    Kitapta Karaüzüm, İsviçre'nin Basel kentindeki cezaevinde aynı hücrede kaldığı arkadaşı Çatlı ile "1 yıl 3 ay 22 gün 5 saat 30 dakikalık" zamana sığan anılarını anlatıyor. Karaüzüm ile Çatlı'nın Lohnhof Cezaevi'nde başlayan arkadaşlığı Bostadel Cezaevi'nde sürüyor. Her ikisi de uyuşturucu kaçakçılığı suçundan hapis yatan Çatlı ve Karaüzüm, farklı ideolojik görüşlerine rağmen, hapishanede dost oluyor. Fransa'da dört yıl hapis yattığı cezaevinden Karaüzüm'ün kaldığı cezaevine 29 Kasım 1988'de nakledilen Çatlı, sol görüşlü hücre arkadaşına daha ilk günde 'Buradan kaçma imkanı yok mu?" diye soruyor. Hapiste kaldığı sürece spor yapmayı ihmal etmeyen Çatlı, bu davranışının nedenini "Güçlü olmazsak nasıl kaçabiliriz ki?" diye açıklıyor.

    "Yedi TİP'liyi benim üzerime atın"

    Karaüzüm, Çatlı'ya "Yedi TİP'liyi öldürmek"le suçlandığı ünlü davayı hatırlattığında Çatlı'dan şu cevabı alıyor: "Ben o ara yurt dışına çıkmıştım. Yani 12 Eylül'den sonra. Tutuklamalar oluyordu. Kalan arkadaşlarla haber gönderiyordum; çok sıkıştıklarında olayları benim üzerime atabilirler, diye. Oradan kaynaklanan bir olay." Türkiye'den kaçtıktan sonra ilk olarak Avusturya'ya gittiğini söyleyen Çatlı, üzerine "terörist, mafya-çete üyesi" gibi birçok suçun atıldığını, ancak bunların aksini kanıtlama imkanı bulamadığını dile getiriyor.

    Oral Çelik'ten 'kader arkadaşım' diye bahseden Çatlı, Çelik'in Fransa'daki ailesine çok yardımcı olduğunu belirtiyor. Papa suikastine de değinen Çatlı, Karaüzüm'ün "Papa'dan ne istemiştiniz?" sorusu üzerine "O zamanın şartları işte... Aslında ses getirmesi açısından Sovyetler Birliği Devlet Başkanı'na planlıyorduk. Almanya'ya geldiğinde onu vuracaktık. Bir türlü başaramadık. Yoksa Papa'ya herhangi bir düşmanlığımız yoktu" cevabını veriyor. Çatlı'nın suikast yapmak istediği Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Leonid Brejnev'di. Çatlı, hücre arkadaşının ısrarı üzerine anı defterine kendi el yazısıyla bir anısını yazıyor. Fransa'da cezaevine nasıl düştüğünü anlatan Çatlı, sahte pasaport temini için gittikleri bir evde sivil polislerce yakalandığını, evde arama yapan polisin uyuşturucu bulduğunu belirtiyor. Yakalandığında üzerinde 'Hasan Kurtoğlu' kimliği olduğunu kaydeden Çatlı, "Halbuki Paris'te başka kimlikle oturum alıp ev tutmuştum" sözleriyle nasıl kolay kimlik değiştirebildiğini ifade ediyor. Gerçek kimliği anlaşılınca tutuklanarak La Sante Cezaevi'ne gönderilen Çatlı, İsviçre tarafından iadesinin istendiğini, buna karşılık İtalya'da devam eden 'Papa suikasti' davasının kendi üzerine döndürülmeye çalışıldığı için 'Çatlı' kimliğini kabul etmek zorunda kaldığını söylüyor. Çatlı bu süreci, "İtalya'daki davanın ehemmiyeti, Fransa'daki davada kimliğimi kabul etmekle uğrayacağım zararı bir kenara atmamı elzem kılmıştı. Herkes, her devlet (başta Amerika) o işin iplerini çekmek istiyor. İtalya'yı, Almanya'yı kendisine alet ederek (muhakkak onlar da gönüllü) bu işin, Bulgar-Rusya işbirliği neticesi hazırlanıp tezgahlandığını ve kendilerine 'mafya' aracılığıyla 'ülkücüleri' figüran olarak seçtiklerini ispata çalışıp, o yönde korkunç gayret ve imkan sarfediyordu. Neticede benim oraya gitmem çok faydalı oldu" diye anlatıyor. Mahkemeye çıkmadan önce İtalya'dan gelen bir heyet tarafından sürekli sorgulandığını belirten Çatlı, bir Fransız sorgu hakiminin kendisini tehdit ederek, "Eğer Oral Çelik'i bize getirirsen cezan çok az olacak ve İsviçre işi de hallolacak, aksi halde 13 yıl ceza alırsın" teklifini getirdiğini açıklıyor. Ancak Paris'teki mahkemede 'uyuşturucu kaçakçılığı' suçundan 7 yıl bir ay ceza alan ve ardından İsviçre'ye nakledilen Çatlı, "Buraya çok ters bir zamanda geldim. Yaşar Abi herşeyi halletmişti. İsviçre Adalet Bakanı Elisabeth Kopp'la konuşup beni bıraktırmaya söz vermişti. O da görevden ayrıldı, bizim iş de yattı" sözleriyle İsviçre'deki çarpık ilişkiler ağına dikkat çekiyor.

    ÇATLI'YI HÜCREDE KİM AĞLATTI?
    Kitaptaki anılarda Çatlı ile hücre arkadaşının birbirine sarılarak nasıl ağladıklarına da yer verilliyor. Eşinden gelen mektubu okuyan Karaüzüm, Çatlı ile gözgöze geldiklerini ve ağlamaya başladıklarını şu sözlerle anlatıyor: "Benimkilerin buğulandığını biliyordum; onun da gözlerinin ıslandığını gördüm. Gelip boynuma sarıldı. Belki buna ihtiyacımız vardı. Dakikalarca sürdü ağlamamız. 'Gardaş, bu aramızda kalsın. Sakın notlarına ağladığımızı yazma' dedi Çatlı. Belki de ilk defa sözümde durmayıp, notlarıma yazıyorum" Ailelerden bahsedilirken ağlayan Çatlı, eşinin hapishaneye kendisini görmeye geleceğini öğre-nince ise büyük bir mutluluk yaşıyor. Duygularını arkadaşıyla "Sevinçten uçuyorum. Yarın yengen geliyor" diyerek paylaşan Çatlı, daha sonra hapishanede 'seni seviyorum' diye avazı çıktığı kadar bağırıyor. Çatlı, Karaüzüm ile yaptığı sohbetler sırasında Alparslan Türkeş ile ilginç bir itirafta bulunuyor. "Bir zamanlar bana Türkeş'in başında çok nöbet tuttum, demiştin. Öyle bir ortam olsa yine tutar mısın?" sorusuna Çatlı'nın cevabı "Köprülerin altından çok sular aktı. O adama saygım var ve bundan sonra nöbet tutacak bir ortamın oluşması oldukça zor" oluyor. Nakledildikleri Bostadel Cezaevi'nden kaçma planları yapan Çatlı, kaçmadan önce arkadaşı Karaüzüm'e "Zaman geldi. Hakkını helal et. Hazırlanmam lazım. Duana ihtiyacım var" sözleriyle veda ediyor. Çok sıkı güvenlik önlemlerinin olduğu cezaevinden 5 mahkumla birlikte kaçan Çatlı'nın, yangın penceresini anahtarla açıp dışarı çıktığı, idare binasının yanındaki tel örgünün üzerinden tırmanıp diğer tarafa atladığı belirtiliyor.


    ----------------- imza------------------

    ----------------- imza------------------



  • #Arşiv
    #Yeni Şafak Arşiv