Emekli Orgeneral Hilmi Özkök, Gül'ün Ergenekon davasında tanıklık yapıp yapmayacağı sorusuna "Kasaptaki ete soğan doğranmaz" yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün davetine uyan eski Genelkurmay Başkanı Emekli Org. Hilmi Özkök, bugün Çankaya Köşkü'ne çıktı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile öğle yemeğinde bir araya gelen eski Genelkurmay Başkanı Emekli Org. Hilmi Özkök, saat 11.30 sıralarında Çankaya Köşkü'ne geldi.
Yemeğin saat 12.00'de olacağının açıklanmasına karşın, Özkök'ün yarım saat önce gelmesi dikkat çekti.
Yemekte güncel konuların gündeme geldiği tahmin edilirken, görüşme sonrası herhangi bir açıklama yapılmadı. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 2.5 saat sürdü.
Yemekte, zeytinyağlı dolma tabağı, patatese sarılı lagos, roka salatası, frambuazlı bezeli tart, Türk kahvesi ve şaraptan oluşan menü ikram edildi.
Emekli Orgeneral Hilmi Özkök, Gül'ün Ergenekon davasında tanıklık yapıp yapmayacağı sorusuna "Ben kasaptaki ete soğan doğramam. Büyüklerimden öyle gördüm. Zamanı gelince sorulursa söylerim" yanıtını verdi.
Özkök, "Sayın Cumhurbaşkanı daha fazla bildi edinmek istemiş olmalı ki beni çağırdı" dedi.
Gül, Özkök'ün görüşme öncesinde 'resmi bir aktörü ortalığa çekini düzen verecek hareketi gerçekleştirmesi lazım' yönüdeki sözleri 'Çankaya Köşkü'nü işaret ettiği yorumları yapılmıştı.
Gül de daha önce yaptığı bir açıklamada kamuoyunun takip ettikleri dışında da görüşmeler yaptığını ve yapacağını açıklamıştı. Emekli Orgeneral Özkök önceki gün bir gazeteye yaptığı açıklamada 'darbe girişimi vardır da diyemem, yoktur da diyemem' demişti.
Özkök'ün Çankaya Köşkü'nden ayrıldığı sırada, Köşk'ün 5 nolu nizamiye kapısından MİT Müsteşarı Emre Taner'in giriş yaptığı öğrenildi.
Özkök, dün Milliyet gazetesinden Fikret Bila'ya verdiği röportajda, darbe girişimleri için "Ne vardır, ne yoktur derim" diyerek gündeme oturmuştu. Özkök'ün Genelkurmay Başkanlığı döneminde, darbe girişimleri olduğunu yalanlanmaması dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök ile görüşmesinde, son dönemde yaşanan tartışmaların üslubundan kaçınılması gerektiğini, Özkök'ün de halkın bu üsluptan hoşlanmadığını ifade ettiği belirtildi.
Cumhurbaşkanı Gül'ün, Özkök ile öğle yemeğindeki görüşmesi samimi bir havada geçti. Ülkenin bugünkü durumu hakkında “ufuk turu” yapan Gül ve Özkök, gündemdeki konular ve AB üyelik süreci üzerinde durdu.
Gündemdeki konularla ilgili akil adam konumundaki saygın kişilerle istişarelerin devamının önemini vurgulayan Özkök'ün, “Gelişmelerle ilgili birinci elden bilgilendirme faydalı olur. Bu işi en iyi siz yaparsınız” dediği kaydedildi.
AB'ye üyelik sürecinin de ele alındığı görüşmede, Cumhurbaşkanı Gül, sürecin önemine ilişkin görüşlerini ifade etti.
Özkök de Cumhurbaşkanı Gül'ün görüşlerine katıldığını belirterek, sürecin kural, ilke ve standart getirecek olmasının Türkiye'ye sağlayacağı en önemli katkı olduğunu vurguladı. Özkök, AB üyelik süreci konusuna yoğunlaşarak, bu yönde enerji harcanması gerektiğini söyledi.
Ergenekon soruşturması, eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ve eski Ege ve 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon'un tutuklanmalarıyla yeni bir boyut kazandı.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüklerde, 2004 yılında, kuvvet komutanlarının bir darbe hazırlığı içinde oldukları, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün darbe düşüncesine karşı çıktığı ve destek vermediği bilgileri yer alıyordu. Org. Özkök'ten destek alamayan bu hazırlığın daha sonra dönemin Jandarma Genel Komutanı Org. Eruygur tarafından devam ettirildiği öne sürülmüş, “Sarıkız” ve “Ayışığı” adlarıyla darbe hazırlığı yapıldığına ilişkin bilgisayar çıktısı belgeler basına yansımıştı. Emekli Org. Eruygur tutuklandıktan sonra bu kez “Eldiven” adı verilen yeni bir darbe planı iddiası Taraf gazetesi tarafından gündeme getirildi.
Anlaşılıyor ki bu iddialar Ergenekon soruşturması ve davasında da önemli yer tutacak. Eski Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'e dünkü görüşmemizde bu iddiaları anımsatarak sordum:
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlüklerde yer alan, sizin destek vermediğiniz darbe hazırlığı iddiaları ve komutanlar arasındaki toplantı ve diyaloglara dayandırılan olaylar yaşandı mı?
- Anılarda geçtiği öne sürülerek gündeme getirilen bu olaylarla ilgili olarak, ne vardır, ne yoktur derim. Başka bir ifadeyle ne teyit ederim, ne tekzip ederim. Benim söyleyebileceğim budur.
Hilmi Paşa'ya iddiaların kaynağı olarak gösterilen ünlü günlükleri de sordum:
Gazeteci Alper Görmüş, bu günlüklerin eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Ora. Özden Örnek'e ait olduğunu ısrarla iddia ediyor. Bu konuda kendisine ispat hakkı tanınmasını istiyor. Beraat ettiği hakaret davasında günlüklerin Özden'in bilgisayarından çıktığının tespit edildiğini vurguluyor. Özden Amiral ise dün yaptığı açıklamada ikinci kez günlüklerle ilgisinin olmadığını tekrarladı. Sizin düşünceniz nedir?
- Bir taraf, “Günlükler Özden Amiral'e ait” diyor. Amiral ise, “Benim ilgim yok, bana ait değil” diyor. Ben amirale itibar edilmesi gerektiğini düşünüyorum. “Bana ait değil” diyorsa, amirale itibar etmek lazım.
Org. Özkök'e, “Mahkeme tanıklığınıza başvurmak isterse, tanık olur musunuz” sorusunu da yönelttim. Hilmi Paşa şu yanıtı verdi:
- Onu o zaman düşünürüz. Hukuki mekanizmayı bilmiyorum. Eğer benim Genelkurmay Başkanlığı dönemimle ilgili bir tanıklık istenecekse, o zaman belki Genelkurmay'ın devreye girmesi gerekebilir. Tanıklık için Genelkurmay'a başvurmaları gerekebilir. Genelkurmay adli müşavirliği bir değerlendirme yapar, ona göre hareket edilir diye düşünüyorum. Ama, dediğim gibi, hukuki mekanizmayı da tam bilmiyorum. Ben hukukçu değilim. Bunları da tahmini olarak söylüyorum. İncelemiş değilim.
Hilmi Paşa, eski komutanlar Şenuygur ve Tolon'un tutuklanmasına ve ortaya çıkan tabloya nasıl bakıyor?
Hilmi Paşa bu soruma şu yanıtı verdi:
- Komutanlar, arkadaşlarımız. Durumlarına çok üzülüyorum. Asker arkadaşlarımın bir an önce bu süreçten tertemiz çıkmalarını istiyorum ve diliyorum. Bir an önce sonuçlanmasını diliyorum. Çünkü uzun süre, kişilerin de kurumların da töhmet altında kalmaları doğru bir şey değil. Ceza da varsa, cezayı çekmek de insanı rahatlatır. Ünlü 'Suç ve Ceza' romanı, bu psikolojiyi çok iyi anlatır, biliyorsunuz.
Dönemin Genelkurmay Başkanı, darbe hazırlığı iddialarını ne doğruluyor ne yalanlıyor.






