İlahiyatçı Salih Parlak, Kur'ân'ın durgun bir beyinle anlaşılamayacağını belirterek, "Skolastik beyinliler, Kur'ân'ı yorumlamaktan uzak dursunlar, 'Ben böyle diyorum, Allah da (cc) âyette öyle buyurmuş' demekten sakınsınlar" dedi.
İlahiyatçı Salih Parlak, Kur'ân'ı anlamak için, olup bitenleri algılayabilecek, gelişmeleri Kur'ân süzgecinden geçirip isabetle yorumlayabilecek, akademik, entellektüel, dinamik bir düşünca sistemine sahip olmak gerektiğini belirterek, "Skolastik düşünen, dar kalıplar arasına sıkışmış beyin sahipleri Kur'ân'ı yorumlamaktan vazgeçmelidir" dedi. "Bilgi Toplumuna Doğru Kur'ân-ı Kerim Meâl-Tefsi", "Bilgi Toplumu'nun Kader Anlayışı" ve "Bir Gençliğin Sosyalleşmesi" adlı kitaplarının yanısıra gençlere ve çocuklara yönelik pek çok el kitabı bulunan Parlak, son 200 yıldır İslâm toplumunun fetret dönemi yaşadığını savunarak, bunda, çağın gerisinde kalmış İslâm yorumcularının rölünün büyük olduğunu söyledi. Günümüzde bir tarafta "Ben bilmem, üstadım bilir" diyen müslüman tipi ile "Ben bu tefsiri Resulullah'tan destur alarak yazdım. Buna itiraz, Allah Resulü'ne, dolayısıyla Allah'a isyandır" diyecek kadar eleştiriye kapalı müfessirler bulunduğunu ileri süren Parlak, “Gelişmeleri izleyemeyen din otoriteleri, toplumları kapalı bir biçime sokmaktadır” diye konuştu.
Dinde hüküm yürütmenin dört temel delili olarak, önemine göre "Kitap" (Kur'ân-ı Kerim), "Sünnet", "İcma-i Ümmet", "Kıyas-ı Fukaha" şeklindeki sıralamada değişiklik yapmayı öneren Parlak, "Kur'ân'ı bireysel yorumlamak mümkün olmadığına göre önce İcmâ-i Ümmet kuralına başvurulmalı. Kur'ân'ı, çağın uleması birlikte tartışmalı. Çağın yorumu, geçmiş otoriter ulemanın görüşüyle birlikte değerlendirilmeli" dedi.
Yazdığı meal-tefsir ve kitaplarıyla doktrinde devrim niteliğinde tespitler yaptığını, hipotezler sunduğunu kaydeden Salih Parlak, çalışmalarının akademik camia tarafından değerlendirilmediğini belirterek, bu durumu, "Belki zamanımın ötesine hitap ediyorum. Bu yüzden algılanamıyorum" şeklinde açıkladı.
"Oyunla ilgili hadisler, tefsir ve fıkıh kitaplarında işlenmemiş, yok sayılmıştır” diyen Parlak, şu görüşleri dile getirdi: “Özetle teklifim şudur: İslâm dünyası öyle bir organisazyona gitsin ki, Cuma günleri lig maçları, 'Haram Aylar'da kupa maçları ve Hac mevsimi boyunca da final maçları yapılsın. Böylece İslâm dünyası gençlik ve halklar düzeyinde bütünleşir.”






