Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Gülten Akın'ın YKY arasında çıkan 'Beni Sorarsan' adlı şiir kitabı okuyucuyu şiirin büyülü dünyasına davet ediyor. 'Beni sorarsan/Kış işte' mısralarının gölgesinde okuyucuyu sarıp sarmalayan Akın, şiirleriyle hayatın buğulu camına alnımızı usulca yaslatıyor.
Gülten Akın, 'Beni Sorarsan' adlı kitabıyla (YKY) geçtiğimiz günler aramıza taze fakat olgun bir ekmek gibi katıldı. Kitap 34 şiirden oluşuyor ve kitap bir nevi deneyimini ve tecrübesini, şairin kendi matematiğini yansıtıyor. Olaylar + acı = Tecrübe + acı. Yaşadığımız olaylardan çeşitli tecrübeler kazanıyoruz fakat bu tecrübeler daha sonra karşılaştığımız olaylardan bizi içsel ve zihinsel anlamda korumuyor. Etki devam ediyor yani. Burada ortaya bir tür çaresizlik hissi çıkıyor.
Şiir kitapları normal olarak bir şiir ile birlikte yorumlanmayla başlanır fakat bu kitapta şiirlerden önce 'Önsöz Gibi' adlı bölüm karşılıyor bizi. Bu yazı genel itibariyle şiirin çıkış serüvenini anlatan bir metin. Şairin hayatı ve gündelik yaşamını nasıl yorumladığını bu bölümde gayet iyi görebiliyoruz. Şair bu bölümde hayatımız içerisinde soluk alıp veren fakat yavaşlayıp bir türlü bakamadığımız sıradan olayların sistemleşmesine 'durup' bakıyor. Örnek verelim: 'Hava giderek soğuyor. Kapılar ve perdeler akşamüstü kapatılıyor. Ev, öteki evlere benziyor dışarıdan. Sobayı canlandırıyorum.'
Yine aynı bölümde kendi hayatından çeşitli ve acı kesitler sunuyor şair. Sanırım bana en tuhaf, en sert gelen bölüm şuydu: 'Eve diyaliz sokmuyorum pek de ev hastaneye benimle geliyor. Ev değil yalnız, dışarıdaki her şey.' Şiirlerde en dikkat çekilen kelime 'ev' sanırım. Kitap bir tür geri çekilme ve savunma pozisyonundan vazgeçme. Şair okura mağlubiyet hissi veriyor. Kitaba ismini veren ilk şiir olan 'Beni Sorarsan' adlı şiir bu konuya açıklık getirebilecek mısralara sahip. Şair şiire iyi mısralarla adım atıyor: 'Beni sorarsan / Kış işte / Kalbin elem günleri geldi / Dünya evlere çekildi, içlere.' Şair burada kısık ve bıkkın bir sesle kendini anlatıyor. Kış imgesi de tecrübenin mevsimi. Şair bahar ve yaz aylarını geride bırakmıştır, dünyanın her halini görmüştür ve diğer mevsimleri imgesel anlamda birden fazla yaşayabilirken kış mevsimini insan sadece bir kere yaşayabilir. Dünya soğuk ve ağaçları çıplak bir yerdir. Kötüdür. Şair lirizmle bir başlangıç yapsa da bu şiire lirizmi 'dünya evlere çekildi' mısraı ile hafif kırar. Alt yapı itibariyle bir soğukkanlılık verir. Şairin diğer şiirlerinde de mevcut bu. Okuru dinç ve ayakta tutma yönünden güzel bir soğukluk. Bu duruma gündelik yaşantıda kullanılan şu tabiri versek pek yabancı durmaz sanırım: 'Ara soğuk.'
Yine aynı şiir içinde bana Süleyman Çobanoğlu'nun 'Ve o hışırdayan uykudan geçsek / sobanın ayrımsız adaletinden' mısralarını hatırlatan ve şiirin omurgasını oluşturan mısralar: 'Hiçbir iktidarı sevmesem de / Sobanın iktidarında / çarpışa çarpışa nasılsa / Büyüyebilen kızlar.' Sobanın odaya hâkim oluşu ve bu kişisel duygunun diğer mısralarla okuyucuya açık hale gelmesi. 'Büyüyebilen kızlar' mısraı, şairin şiirine çeviklik ve işleklik kazandıran bir mısra.
Modern şiirin tekniklerinden biri olan ironi Gülten Akın tarafından fazla kullanılmayan bir yöntem fakat bazı şiirlerde yer yer kendi doğal mecburiyeti olarak yahut şairin zorlaması altına girmeden kendi rızasıyla meydana çıkıyor. Örnek olarak 'Kara Gözlükler' adlı şiirde: 'Yasçılara para verilmiyor / Artık herkes yasçı / Bir yastan çıkıp diğerine giriyorlar / Tören sahipleri.' Bu mısralar günümüzde her alana etki etmiş durumda olan samimiyetsizlik duygusuna saldırıdır ve doğal bir gerekliliktir bu. Şair 'bir nevi acı çekmek yaşlandı' artık der.
Şairin modern şiirin diğer silahlarından biri olan 'buluş' yöntemini iyi bir şekilde fakat sayıca az kullandığını görüyoruz. Örnek olarak: 'Bir şiir kitabı gibiyim / cezaevinden yeni çıkmış' (Asude) bu mısra bana hemen merhum şair Didem Madak'ı hatırlattı. İlgi çekici, erkeksi bir sertlik ama dişiliğini de arka fonda bize sezdiren iyi bir mısra. Yine günümüz şiir tekniklerinden imgeyi geri çekip fikri öne sürme olayını da görüyoruz: 'Kendi annesini hiç tanımamış / yataklar sererek kaldırarak / düşükler, erken doğumlular / genç yaşta ölen anne mi?' (Bahtımın Yıldızı) Şair bu mısralardan imgeyi büyük oranda çekip atar ve fikrin kendi içinde şiirselleşmesini bekleyip oluşturur mısraları.
Şairin günümüz insanını fotoğraflayan bazı mısraları var. Şair bu mısraları genelde kendi şiiri gereği lirizmle beraber sunmuştur önümüze. 'Kendisi' adlı şiirde şöyle bir ikilik sayı atar şair: 'Kimse kendisi değilken / - eklendi ve çıkarıldı çünkü –'
Bir de kitabın bir nevi özeti gibi olan birkaç mısra var. Deneyim, dünya ve acı kokan. Bu şiirler sahiden şairin kendi iç meselesini iyi anlatan mısralar. Buna ilk olarak tek dizelik olan ve tüm şairler için ortak bir mısra sayabileceğimiz şiirin şairi harekete geçirmesini anlatan bir mısra 'Söz saldırır, sus kaçar' (Tek Dize) Yine şair, okur ve yaşantı üçgenini bize anlatan iki mısra: 'Ben yoruldum gidiyorum / Kendi endişeni kendin seç.'
Şair yol gösterici, tehlikeyi haber veren ve dolayısıyla endişe veren kişidir.
Beni Sorarsan
Gülten Akın
Yapı Kredi Yayınları
80 sayfa
2013






