Hayata geçirdikleri özel projelerle ambalaj atıklarının geri dönüşümünü sağlayan ve bu yolla çevrenin korunmasına önemli bir katkı sunan ÇEVKO (Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı) Genel Müdürü Mete İmer, ambalaj atıklarının çöp değil kaynak olduğuna dikkat çekiyor
ÇEVKO, 1991 yılında sanayinin önde gelen firmaları tarafından ambalaj atıkları ve atıkların geri kazanımı için herhangi bir kar amacı gütmeden kurulan bir vakıf. Amacı; Türkiye'de ambalaj atıklarının ekonomik ve düzenli geri kazanımı için sanayi, yerel yönetim ve tüketicilerin katkı ve katılımları ile sürdürülebilir bir geri kazanım sisteminin kurulmasına katkıda bulunmak. Tüketicilere ve çalışanlara yönelik özel projelerle sesini duyuran ÇEVKO, günde binlerce tüketicinin ziyaret ettiği hava alanları, sinemalar, alışveriş merkezleri ve oteller ile tüketiciye doğrudan ulaşarak, geri kazanımın önemini vurguluyor. Mete İmer, "Ambalaj atık kutularımız, kumbaralarımızı, herkesin görebileceği, kullanabileceği alanlara koymaya, bilgilendirici afiş, broşür, tanıtım filmi ve bilgilendirme filmi gibi materyallerimiz ve özel aktivitelerimizle geri dönüşüm bilinci aşılamaya devam ediyoruz. ÇEVKO, Avrupa Birliği'nde ortaya çıkan sanayi sorumluluğun Türkiye'de de yerine getirilmesine yönelik bir çalışma, bir hareket. Projeler, İlçe Belediyeleri ve ÇEVKO Vakfı ile ambalaj atıklarını, çöpe karıştırmadan kaynağından ayrı toplanmasına yönelik bir sistemle yürütülüyor. Bu sistem dahilinde atıklar kendi içlerinde ayrıntılı bir ayrışmaya tabi tutuluyor. Atıkların toplanması görevini ise ilçe belediyeleri üstleniyor" diyor.
ÇEVKO, 25 il de 98 belediye ile iş birliği halinde. İstanbul'da 8 tane belediye ile çalışıyor ve bu sayı yıldan yıla artıyor. Kentte bugün birçok ayırma tesisi bulunuyor. Kapı kapı gezilerek, yasal bir zorunluluk olan, ambalaj atıklarını, organik atıklardan ayrı toplama konusunda vatandaş bilinçlendiriliyor. Ayrıştırılan atıklar geri dönüşüm için belediyeler ya da belediyelerin çalıştığı lisanslı toplama firmaları tarafından gelip alınıyor. İmer, İstanbul'un en büyük sorununun 'Toplama- ayırma' kısmında olduğunu söylüyor ve sözlerine ekliyor; "Geri dönüşümde bir kazandırma söz konusu olabilmesi için doğru toplama yapılması gerekir. Bizi bu konuda etkileyenler, sokak toplayıcıları. Bunun bir çözümünün bulunması gerekir. Bu işin içine çalışan olarak entegre edilebilmek gibi… Aksi takdirde atıkların ne kadar toplandığı kayıt altına alınamıyor. Kayıt altına alınanların dışında belki çok daha fazla toplanıyor. Sokak toplayıcıları yine bu işi yapsın ama kayıt altında olsunlar."
İmer, İstanbul'un Türkiye'nin en büyük meropolü olduğunu hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor: "İstanbul nüfusu, Türkiye'nin beşte biri. Bu yüzden İstanbul'a konsantre olduk. İstanbul depolama sahalarının olduğu illerin başında geliyor. Organik atıkların yani Düzenli Depolama Sahaları'nın olduğu yerlere bu atıkların gitmesini önlüyoruz. Evlerinizde, iş yerlerinizde en az iki tane kutunuz olsun. Biri organik atıklar için, biri ambalaj atıkları için. Bunu bir alışkanlık haline getirin. Bunu yaparak sizin de İstanbul'un çevresine bir katkı sağladığınızı bilin."






