Cem Yılmaz'a bakış açınızı değiştirin

Gülden Tümer
00:004/12/2010, Cumartesi
G: 3/12/2010, Cuma
Yeni Şafak
Cem Yılmaz'a bakış açınızı değiştirin
Cem Yılmaz'a bakış açınızı değiştirin

Uzun zamandır merakla beklenen Yavuz Turgul'un son filmi Av Mevsimi bu hafta vizyona girdi. Film, görüntüleri, oyunculuğu, anlatımıyla iyi kotarılmış bir yapım. En önemli kozu ise Cem Yılmaz. Gişe garantisi olduğu için değil gerçekten iyi oynadığı için. Birlikte rol aldığı onca usta oyuncunun gerisinde kalması hiç de şaşılacak bir durum değilken, hatta bir Yavuz Turgul – Şener Şen kliği nedeniyle Şen'in oyunun öne çıkması beklenirken, Yılmaz nasıl da rol çalıyor hepsinden. İş yerlerinin, okulların, mahallelerin illa bir 'Deli'si olur ya, işte o da polis teşkilatının 'Deli'si. Hani ne yapsa yeri olan. Eski karısını hala çok seven, o dahil -Ferman abisi hariç, herkese sövüp sayabilen bir adam. Bulunduğu ortamda kendini fark ettirenlerden. Kahvehanedeki renksiz merasimi, Kazım Koyuncu'nun Hayde'sini söyleyerek gerçek bir eğlenceye dönüştüren de o; Hayde gidelum hayde/ Dağa karayemişa / Elun nişanlısına / Ben nasıl deyim hayde… Türküsünü söylerken sandalye tepelerine çıkıyor, tüm davetlileri ayaklandırıyor. Hem oradakileri coşturuyor hem seyirciyi. Titizlikle çekilmiş, hakkı verilmiş bir sahne. Sanıyorum filmin en akılda kalacak kısmı da burası.

Film, bir cinayetin izini sürüyor. Teşkilatın 'Avcı'sı Ferman Komiser olayları anlamaya çalışırken şüpheye büyük iş düştüğünü anlatıyor bir de farklı açılardan bakabilme yeteneğine. Tek bir pencereden bakmayın diyor, bakış açınızı değiştirin... Ve bu düsturla 16 yaşında öldürülen Pamuk'un katillerini bulmaya çalışıyorlar. Av Mevsimi iyi bir film olarak değerlendirilebilir. Ama iyi bir polisiye denebilir mi emin değilim. Çünkü bu türden bahsederken sırları olan ve o sırları filmin sonuna kadar saklayan yapımlar geliyor akla. Alışık olunan durum; filme ipuçları ekilmesi, seyircinin hikayenin içine girmesi, gizemi çözmeye çalışması ve bu konuda uğraş veren polis, dedektif her kimse onların bir adım önüne geçebilmesi. Türün düşkünlerine keyif veren unsurlar bunlar çünkü. Böyle sürüp giderse zaman da çabucak geçiveriyor. Av Mevsimi ise biraz uzuyor. Zira sürpriz, sonda değil. Hatta pek şaşırtıcı bir final de yok. Amaç illa şaşırtmak olmayabilir. Ama bunun dışında emekliliği gelmiş polis memuru, onun oğlu gibi sevdiği, kayırdığı çaylak, çaylağın gözü karalığıyla kazanılan biraz da teşkilatın başını derde sokan zaferler ve bu sırada açıklığa kavuşturulan bir cinayet gibi polisiye klişelerine yer verilince izleyici sürprizini de bekliyor.

Bir de hemen her filmde klişelere teslim olmuş bir kadın portresi çizilmeden olmuyor. Av Mevsimi de teşkilatın çömezi Hasan'ın sevgilisi Yasemin'de tökezliyor. Sadece, 'babam seni soruyor, 'babamla tanış', 'babamın işinde çalış' gibi cümleler söylemek için var. Perde elbette her türlü karaktere açık olmalı ama beklediğimiz şey, böyle bir karakter varsa daha gerçek bir şekilde ifade edilmesi. Oysa Hasan'la aralarında, baba meselesini konuşmaları dışında gerçek bir ilişkiye tanık olamıyoruz. Yasemin gerçek değil çünkü. Bildiğin karton.