Sırasıyla üç büyük dinin hak Peygamberleri ve mensuplarına yoldaşlık eden Habeşistan, Afrika kıtasının sömürge altına girmemiş tek ülkesi. Bu durum pek çok Etiyopyalıya göre, Peygamber Efendimiz'in dostlarına, Hazreti Musa ve Hazreti İsa'ya kucak uçan ülkelerine verilen ilahi bir mükafat...
Kara kıta Afrika'nın sömürge görmemiş tek ülkesi Etiyopya. Afrika gibi bütün ülkeleri sömürge altında yaşamış olan bir kıtada Etiyopya'nın hiç sömürge görmemesi kimilerine göre ilahi bir hediye. Çünkü en bilindik adıyla Habeşistan (köleler ülkesi), semavi dinlerin 3 büyük peygamberi olan Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'e yaşarlarken yoldaşlık etmiş ender bölgelerden birisi. Belki de bunun mükafatıdır ki bütün bir kıta sömürge altında yaşarken Habeşistan izole edilmiş bir alan gibi sömürgeden korunmuş. Habeşistan sadece 1936-41 yılları arasında Mussolini İtalyası'nın işgal ve saldırılarına uğramış ancak Habeş'ler bu saldırılara karşı koymayı bilmişler. Kimi görüşlere göre Etiyopya şu an Afrika'nın başkenti konumunda. Bazı kaynaklarda Etiyopya'nın geçmişinin M.Ö. 13. yüzyıla kadar uzandığı ifade ediliyor. Sömürge görmemiş olmaması da Habeşistan'ın oturmuş bir medeniyet unsuru oluşturmasına sebep olmuş. Bölgede ki pek çok yardım kuruluşu ve şirketin merkezleri Etiyopya'da bulunuyor.
Etiyopya'da Latin alfabesinden farklı olarak yerel bir alfabe kullanılırken bu alfabede yaklaşık 300 harf bulunuyor. Ülkenin resmi dili bu alfebe ile yazılan Amharca olsada İngilizce çok yaygın olarak kullanılıyor. Takvim olarak da yerel bir takvim kullanan Habeşler şu an 2001 yılını yaşıyorlar. Habeş takviminde 13 ay bulunuyor. Yıl içerisinde 12 ay sabit olarak 30 gün çekerken son bir ay 5 gün çekiyor. Müslüman nüfus ile Ortodoks Hrıstiyan nüfusu kabaca eşit durumda. Ancak ülkenin en gelişmiş şehri ve başkenti konumunda bulunan Addis Ababa'da Hristiyanların etkisi göze çarparken Müslüman'ların daha fazlaca kırsalda yaşadığı gözlemlenebiliyor. Başkent Addis Ababa gelişmiş bir şehir olsada (Kıta bağlamında) başkentten çıktığınız anda veya başkentin arka mahallelerine gittiğiniz anda sefalet ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Ülkede işsizlik oranı yüzde 40 civarında iken en popüler meslek dilencilik. Her nereye giderseniz gidin mutlaka çevrenizi elini açarak size doğru gelen insanlar kaplıyor. Etiyopya her yıl büyük açıklar veren ve bu açıkları dış yardım ve borçlarla kapatmaya çalışan bir ülke. IMF yetkililerince yapılan açıklamalarda, "Ağır Borç Altında Bulunan Yoksul Ülkeler Girişimi (Heavily Indepted Poor Countries Initiative)" çerçevesinde Etiyopya'nın dış borçlarının önemli bir kısmının silindiğini, ancak, dış borçları silinen birçok yoksul ülkede olduğu gibi Etiyopya'nın da ekonomiye yük getirecek şekilde elverişsiz koşullarda tekrar dış borçlanmaya gitme eğiliminde olduğu belirtiliyor. Başkent Addis Ababa'nın bazı mahallelerinde durum o kadar içler acıs ki sokak çocukları, kediler ve köpekler ile birlikte logarlarda yaşıyorlar. Başkent Addis Ababa'da fuhuş da büyük bir sektör halini almış. Hava karardığı anda çocuk denecek yaşta kızlar sokaklara çıkmaya başlıyorlar.
Habeşistan ve Türkiye arasında ki ikili ilişkiler her zaman iyi düzeyde olmuş. İyi ilişkilerin geçmişi Osmanlı'ya kadar dayanıyor. Başkent Addis Ababa'nın 500 km doğusunda yer alan Harar bölgesinde Türk-İslam eserlerine rastlamak mümkün. İki ülke arasında olumlu olan tarihi ve kültürel ilişkilerin yanında 1 Haziran 2004 tarihinde hayata geçirilen ve 18 Sahra Altı Afrika ülkesini içine alan "Afrika'ya Ekonomik Açılım Planı" ile ekonomik ve ticari ilişkiler yeniden şekillenmiş. Habeşistan'a Türk yardım kuruluşları da büyük önem veriyor. Özellikle açlık ve susuzluk çeken kırsal bölgelere yardım götüren yardım kuruluşlarının üzerinde durduğu en önemli proje su kuyuları. Su unsuru bağlamında yardım kuruluşlarının yanında devlet olarak ta çeşitli yardımlarımız olmuş. Devlet Su İşleri (DSİ)'nden 2 Jeoloji Yüksek Mühendisi 12-18 Kasım 2007 tarihleri arasında Etiyopya Su Kaynakları Bakanlığı tarafından Matahara'da devam eden baraj ve büyük sulama projelerinde danışmanlık desteği sağlamak için görevlendirilmiş. Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'de İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan (Müslümanların ilk hicretini gerçekleştirdiği yer) Necaş bölgesinde Türkiye'den getirdiği ekipmanlar ile 250 metre derinlikten su çıkarmayı başarmış. İstanbul Büyükşehir Belediyesi mühendisleri açılan su kuyusu ile ilgili ilginç birde dip not düşüyorlar, Türkiye'den getirilen ekipmanlar ile en fazla 250 metre derine inilebiliyormuş. Yani eğer su bir kaç metre daha aşağıda olsaymış suya ulaşılamayacakmış. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bunun yanında Müslümanların ilk hicretini kabul eden Kral Necaşi'nin köyüne de bir Osmanlı Çeşmesi yaptırmış.
Güney Darfur'da gündüz sakin bir hayat yaşanırken karanlık çöktüğünde işin rengi bir anda değişiyor. Gece karanlığı kimin dost kimin düşman olduğunu gizliyor. Güney Darfur'da 80'e yakın yardım kuruluşu görev yapıyor. Ancak son zamanlarda bazı yardım kuruluşlarının faaliyetleri durduruldu pek çok doktor da sınır dışı edildi. Bunun sebebi ise ajanlık ve misyonerlik yapmaları. Bölgede Türk yardım kuruluşları ise etkin bir role sahip Özellikle İnsani Yardım Vakfı İHH açtırdığı su kuyuları ile bölge insanın ihtiyaçlarına karşılık vermeye çalışıyor. Mescitler ise Müslümanları misyonerlerden korumak içinde bir sığınak. Darfur'un köylerinde açılan su kuyuları ise insanlar için hayat anlamına geliyor. Fakat Darfur daha fazla ilgiye muhtaç.






