
Kutsal topraklara yolculuk başladı. Hac yolculuğu için hazırlananlara her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu görev hakkında bilgi veren kitap ve kitapçıklar hediye ediliyor. Ancak bu manevi yolculuk üzerine geçmişten bugüne çok daha fazla kitap var.
Hakikatte sembollerle yüklü, pek çok ritüelden oluşan hac ibadeti, kültürümüzde derin anlamlarla bezenmiş. Bu kutlu sefer için ilahiler, kasideler yazılmış, yine işin ruhuna ve hikmetine dair kitaplar ve kutlu seferden sonra pek çok hac hatıraları kaleme alınmış.
YOLA ÇIKANLARA YOL AZIĞI KİTAPLAR

Hac, mana boyutu kadar içinde pek çok ritüeli barındıran bedeni bir ibadet. Zahiren bakıldığı vakit aslında başından sonuna kadar sembollerle yüklü bu ibadet için yola çıkmadan muhakkak okunması gereken eserler var. Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV Yayınları yakın zamanda bu konuda literatürü bir hayli zenginleştirecek çalışmalara imza attı. Hac İlmihali (Doç. Dr. Halil Altuntaş, Mehmet Keskin, Prof. Dr. İsmail Karagöz, DİB yay. 2007, 240 s.) kitabıyla yola çıkanlara öncelikli rehber bir eser yayımlandı. Ardından Haccı Anlamak (Ekrem Keleş, Bünyamin Erul, DİB yay. 2012, 110 s.) kitabı ile bu seferin mana ve hikmet boyutuna temas edilmiş oldu. Bir kadının dünyasında hac nerede durmalı? “Bir kadın için hacda olmak, Hz. Hacer’in hatırasıyla buluşmaktır.

Safa ve Merve Tepesi arasında Hacer Validemizin su arayışında gösterdiği gayret, hacı adayı kadınların dizlerine derman olur.” sözleri ile Hac ve Kadın (Haz. Ülfet Görgülü, Belgin Konarılı, Prof. Dr Huriye Martı, TDV yay. 2022) isimli kitapla belki de ilk defa kadınların penceresinden yine kadınların haccını anlatıyor. Yine TDV Yayınları’nda kolektif bir çalışmada Fıkhi Boyutları ile Hac (TDV yay. 2022, 483 s.) konusu ele alınıyor. Kitapta Dr. Mehmet Cengiz, Doç. Dr. Zeki Koçak, Murat Okuyar, Dr. Fatih Çinar, Doç. Dr. Mehmet Ali Aytekin ve daha birçok uzmanın yazıları yer alıyor. Sosyal ve Psikolojik Boyutlarıyla Hac (TDV yay. 2021) kitabında ise alanında uzman isimler tarafından konunun sosyo-psikolojik boyutu irdelenmiş. Bilinmeyen Yönleriyle Hac Yolculukları Tarihi (Savaşlar, Salgınlar ve Yağmalar)(Dr. Mehmet Nur Akdoğan, TDV yay. 2022) adlı kitapta ise yaklaşık 1400 yıllık süre zarfında haccı ve hac yolculuklarını imkânsız kılan hususlara/ engellere temas edilmiş. Konular ele alınırken de kronoloji gözetilmiş ve Hicaz’ın hâkimiyetini elinde bulunduran hilâfet ya da yönetim esas alınarak ana bölümler oluşturulmuş. Hac: Hayat Anlam Taşımak (DİB yay. 2021, 80 s.) kitabı ise Diyanet Aylık Dergiden konu ile ilgili derlenmiş önemli yazılardan oluşuyor. Musiki ve Edebiyatımıza ilham kaynağı olan Hac ibadetini bu boyutları ile ele alan eser ise Mûsiki ve Edebiyatımızda Hac (TDV yay. 2022) başlığını taşıyor. Kolektif bir çalışma ürünü olan eserde Hacı uğurlama-karşılama törenlerinde ve hac ibadeti sırasında icra edilen Kur’an tilavetleri, tekbir, tehlîl, telbiye ve salâvatlar, ilâhiler, kasideler dinî mûsikinin bir formudur. Eserde ayrıca Hac merkeze alınarak edebî türlerden olan şiir, kaside, seyahatname ve Kâbenâmeler konu ediliyor.

ALİ ŞERİATİ’NİN KALEMİNDEN HAC
Hacca gitmeden önce okunması gereken kitapların ilki Ali Şeriati’nin Hacc kitabı. (Çev. Ejder Okumuş, 223 s. Fecr yay. 2011) İranlı düşünür-sosyolog Ali Şeriati üç kez hac yapmış ve bir kez de umre yapmış, haccı tanımlarken “Hac hacıların sayısı kadardır. Çünkü her hacının dünyasında anlamı değişir, değişiktir.(…) Hac müteşabih harekettir” diyor. “Aynen müteşabih ayetlerin varlığı gibi”. Kitap için “Haccın manifestosu” dense yeridir. Ali Şeriati’nin daveti şöyle: “Sen ey çamur! Allah’ın ruhunu bulmaya çalış. Geri dön ve O’nu ziyaret et. Kendi evinden O’nun evine yönel. O evinde sizi bekliyor. Seni çağırıyor, davetine ‘lebbeyk’ de! Hiçbir şey değilsin sen, yalnızca ‘O’na yönelmeksin’ hepsi bu kadar.”

TASAVVUF İKLİMİNDE HAC KİTAPLARI
Tasavvufun gönülleri kuşatan neşvesi, Hac konusunda bizi farklı noktalara götürmekte. Bu sahada yazılmış kitaplardan bazıları şunlar: İslâm’da Tasavvufi Hac ve Hac Sırları, Abdullah Arığ, (Esma yay. ), Haccın Faziletleri ve İncelikleri, M. Es’ad Coşan (Haz. Metin Erkaya, 288 s. Seha neşr. 1994), Sohbetlerle Hac ve Umre, Prof. Dr. M. Es’ad Coşan (Server yay., 2020), Haccın Sırları, Yunus Vehbi Efendi, Haz. Veysel Akkaya, Nesibe Akaya, (160 sayfa, Okul yay. 2003) Yunus Vehbi Efendi Gönül-Kâbe ilişkisini çok veciz biçimde açıklar: “İki Ka’be vardır. Biri Mekke’deki bina, diğeri gönüldür. Ka’be tasavvufta vuslat makamda aşıkın sevgilisine ermesi için ihrama girmesi icab eder. Hacılar Ka’be’ye, âşıklar da dostlarına giderken ihrama girerler. Zahirdeki Ka’be ibadet, batındaki Ka’be temaşa içindir. Mescid-i Haram, taat ehline göre ziyaret olunan Kâbe’dir. Âşıklara ve Ariflere göre ise, Hakk’a kavuşma yeridir. Yine Allah dostlarının Hac ikliminde yaşadıkları harikulade halleri, Veysel Akkaya’nın kaleminden Evliyaullah’tan Hac Hikâyeleri (Menkıbeler), (128 s. Sufi Kitap 2005) okunabilecek kitaplar arasındadır.

İKİ HAC BELGESELİ
İki önemli eser birisi bizim maziye bakan yüzümüzü temsil ediyor diğeri de bugünü… Yusuf Nabi’nin, Tuhfetü’l Haremeyn: Hac Hatıraları, 1124/1712 (Haz. Mahmut Karakaş, Mostar yay. 2013) ve Muhammed Esed’in Mekke’ye Giden Yol, (Çev. Cahit Koytak, İnsan yay. İst. 2002) kitapları. Son dönemde özellikle çok okunan eserlerden Muhammed Esed’in kitabı ayrı bir hususiyet arzeder. “Benim başka bir yolum olmadı ki…” diyen Esed, Aslında gazetecilik yıllarından beri hiç de yabancı olmadığı Ortadoğu ve İslam dünyası topraklarına 1926’da Müslüman olduğu yıldan sonra daha farklı bir çehre ile bakmıştır. Bu kitabı 1932 güzünde Arabistan içlerinden Mekke’ye yaptığı son yolculuk dolayımında, ruhuna akseden iman tılsımlarını belgesel-roman havasında kelimelere dökmüştür.

EDEBİ METİNLERDE HAC
Edebiyatımızda çok önemli kalemler de hac yolculuklarını kaleme almışlardır. Herkesin bu yolculukta nasibi farklı. Hac’dan Çizgiler, Renkler ve Sesler ve Nur Mahyaları (Büyük Doğu yay. ilk baskı 1973, 159 s.) ismiyle yolculuğunu kaleme alan, Necip Fazıl Kısakürek, 69 yaşında ve 10 Ocak 1973 tarihinde yaşadığı hac ikliminde ilk duygularını şöyle ifade ediyor: “Peygamber ikliminin kapı eşiğine ayak atıyordum ve bütün melekelerim yerinde olduğu halde kendimde değildim.” Cenap Şehabettin de yine Sıhhıye Müfettişi olarak yola çıkıp Hac Yolunda, (Haz. Hülya Erdem, Kitabevi yay. 192 s. 1996) isimli eserle bu kervana katılanlardan.
Natık Mehmet Efendi’nin kaleme aldığı Tuhfe-i Natık Bir Osmanlı Seyyahının Gözüyle Hac Menzilleri (haz. İ. Hakkı Aksoyak, Ketebe yay. 2020) isimli 2797 beyitlik bir mesnevi olan eserde, hac yolculuğu sırasında uğranılan şehirler, bu şehirlerin mimari yapısı, mescitler, ziyaret yerleri, peygamber ve evliya kabirleri ile orada yaşayan insanların âdet ve geleneklerine dair bilgiler verilmiş.

BATILI BİR HANIM PSİKOLOĞUN GÖZÜNDEN HAC
Halvette 40 Gün’ün yazarı Dr. Michaela Mihriban Özelsel, Müslüman olduktan sonra yaşadığı ilk Hac deneyimini de kitaplaştırmış. Kalbe Yolculuk: Bir Alman Psikologun Hac Günlüğü ve Bir Manevi Uyanışın Hikâyesi’nde (231 s. Kaknüs yay. 2003) Sufilerin “aşk yolu”na girişinin öyküsünü, “varoluşumun en yüksek en aşağı noktası” dediği hac deneyimi eşliğinde anlatıyor. Bu alanda dikkat çekici diğer eser ise Hac Güney Afrikalı Bir Sosyoloğun Kutsal/a Yolculuğu (çev. Ali Yiğit, Son Çağ Yayınları-Akademik, 2020) adını taşıyor. Kitap Doç. Dr. Rashid Begg’in kişisel hac yolculuğunu anlatıyor.

OSMANLI’DA HAC
Osmanlı’da hacca dair yazılan kitapların sayısı yok denecek kadar az olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Avrupa’da Osmanlı Araştırmaları konusunda uzman olan ve Türkçe’ye pek çok makalesinin ve kitabının çevrildiği Suraiya Faroqhı, Hacılar ve Sultanlar “Osmanlı Döneminde Hac” (1517-1638) (Çev. Gül Çağalı Güven, Tarih Vakfı Yurt yay. İst. 1995) önemli bir çalışmaya imza atmıştır. Tarihsel anlamda önemli bilgilerin yer aldığı kitapta 16. ve 17. yüzyıllar arasında, Kabe’nin taş taş sökülüp onarımından, hac kervanlarının yolculuk öykülerine, Arafat’taki ibadetten Mina Pazarı’na, sure alaylarının sembolizminden Hicaz’a akan altın ve gümüşe kadar, hac, hacılar ve Osmanlı Sultanlarını Osmanlı belgelerine ve o çağın seyyahlarına dayanarak anlatıyor. Osmanlı Dönemi Mekke ve Medine’yi tanımak isteyenler için ise önemli bir kaynak eser 2 cilt olarak Çamlıca Yayınları arasından yayımlandı. Belgelerle Osmanlı Devrinde Hicaz I-II (Haz. İlhan Ovalıoğlu, Çamlıca yay. 2008) isimli eser, Osmanlı Devleti’nin Haremeyn-i Şerîfeyn’e olan hürmet ve tazimlerine ve yaptıkları hizmetlere dâir Osmanlı Arşivi’nde mevcut vesika, fotoğraf, plan vb. malzemeden hususi olarak seçilenlerin bir araya getirilmesiyle meydana gelmiş bir çalışma hüviyeti taşıyor.

HAC VE HATIRALAR
İnsanda büyük bir tesir bırakan bu kutlu yolculuk sonrası bazı isimler hatıralarını kaleme almışlar. İlk olarak emekli bir müftü olan Mehmet Barut’un Hicaz Yolları Cumhuriyet Dönemi Bir Taşra Müftüsünün Hac Hatıraları (TDV yay. 2022) isimli hatıratını zikredelim.

Yazar, 1967 yılında kara yolu ise Tokat’tan çıkarak Hicaz yolunda ve o bölgeye vasıl olunca yaşananları kaleme almış. Hac Yolunda Kadiri Meşayihinden Mustafa Necati Ak’ın Hac Günlüğü (haz. Ömer Hakan Özalp, Timaş yay. 2011) isimli hatıratta ise Mustafa Necati Ak, 1950 yılında ilk defa deniz yolculuğu ile ve şeyhiyle beraber hac yolculuğu yapmış, yaşadıklarını da gün gün yazmış. Arap siyaset ve edebiyat adamı Emir Şekib Arslan (1869-1946) Hicaz Hatıralarında yaşadıkları ve gördüklerini Hicaz Yolculuğu Hac Hatıraları 1910-1940 eserinde (İnkılap yay. 2012) bizlere aktarıyor. Arslan, 1929 yılında Hicaz’a, İsviçre’nin Lozan şehrinden İtalya’nın Napoli şehri üzerinden gitmiştir.


Kazan’ın Buva beldesinden imam, şeyh ve müderris Nurali bin Hasan’ın kaleme aldığı ve Sultan Abdülhamid’in Sarayında Bir Tatar Müderrisin İstanbul, Bursa ve Surre Alayı ile Hac Hatıraları (1906-1907) (çev. Ömer Hakan Özalp, İşaret yay. 2021) adıyla yayımlanan eser de döneme ciddi derecede ayna tutuyor. Hac Yolunda 1964 Günlükleri (Ekin yay. 2019) ise Malcolm X’in hayatında büyük bir dönüm noktası oluşturan Hac yolculuğuna dair günlüklerinden oluşuyor. Şeyh Süleyman er-Raşid’in Hac Yolculuğu (çev. Cemalettin Sancar, Beyan yay. 2023)isimli eser de yine hac yolculukları açısından dikkat çekici bir önem arz ediyor. Hatırat Mele Hesen el-Hemzevi el-Fakiri kaleme aldığı ve Şeyh Süleyman er-Raşid’in beraberinde Tillolu İsmail Fakirullah hazretlerinin sülalesinden ve bendelerinden isimlerin yer aldığı, altı ay süren Siirt-Tillo’dan çıkıp kara yoluyla ve hayvan sırtında Erzurum’a, oradan da Trabzon’a oradan deniz yoluyla İstanbul’a, oradan yine deniz yoluyla Mısır’a, oradan da tekrar deniz yoluyla Suudi Arabistan’a vasıl olmalarını anlatıyor.







