
Özel hastaneler tarafından deyim yerindeyse kapışılan, daha iyi koşullar ve maaş için devleti tercih eden hemşirelerin işsiz kalma dertleri yok. Öte yandan yetersiz istihdama bağlı ağır iş yükü, 24 saatlik nöbetler, ailelerine zaman ayıramama ve yardımcı sağlık personeli algısı hemşirelerin belini büküyor.
Sağlık sektörü ülkemizde 600 bin sağlık personeline istihdam sağlıyor. Bunların yaklaşık 130 binini hekimler, 150 binini ise hemşireler oluşturuyor. Özel sektörün büyümesi ve şehir hastaneleri sonrası 2023’te ihtiyaç duyulacak hekim sayısı 200 binin, hemşire sayısı ise 300 binin üzerine çıkacak. Türkiye’de yıllardır hemşire açığı sorunu yaşanıyor. Özel sektörde hemşire sirkülasyonu daha yüksek. Hemşireler daha fazla ücret ve nispeten rahat çalışma koşulları sebebiyle devlet hastanelerini tercih ediyor. Önümüzdeki yıllarda açılması planlanan şehir hastanelerinin daha fazla hemşireyi özel sektörden kamuya çekmesi bekleniyor. Kısacası hemşireler paylaşılamıyor.
İşsizlik oranının yüzde 10’u geçtiği ülkemizde hemşirelerin işsiz kalma dertleri yok. Ancak hemşirelik mesleği hakkında önyargılar azalmakla birlikte halen var ve gençler arasında yeterince rağbet görmüyor. Bir hemşire çalıştığı yere, deneyimine, uzmanlığına ve fazla mesaisine göre 2.000 liradan 6.000 liraya kadar maaş alabiliyor. Belirli uzmanlıklardaki hemşireleri bulmak daha da zor. Organ nakli hemşiresi, kemik iliği nakli hemşiresi, pediatrik kemik iliği nakli hemşiresi daha da kıymetli.
- Doktorun yardımcısı değiller
- Ağır ve ölümcül hastalara bakım hizmeti sunan, gerektiğinde hasta ve yakınlarına psikolojik destek veren hemşireler stres ve gerilim altında çalışıyor. Hizmetin ve çalışanın dengesiz dağılımı çalışanlarda düş kırıklığına neden olurken, depresyon ve kaygılar hemşirelerde uykusuzluk ve inatçı baş ağrıları gibi fizyolojik etkilere yol açıyor. Hemşireler çocuklarına ve ailelerine yeterince zaman ayıramıyor, bu durum boşanmalara neden olabiliyor. Hemşirelerin bir diğer sorunu da özerklik. Hemşireler, mesleğin gerektirdiği şartlardan biri olan özerklik ilkesinin kendileri için de hayata geçmesini ve hekime yardımcı olan sağlık elemanı algısının son bulmasını istiyor.
Gelelim madalyonun öbür yüzüne. Ülkemizde hemşirelerin en önemli sorunu yetersiz istihdama bağlı ağır iş yükü. Son 10 yılda sağlık hizmetleri üç kat arttı. Personel sayısı zaten azdı, verilen hizmet de artınca hemşireler ağır iş yükü altında ezilmeye başladı. Personel eksikliğinin fazla mesai ve 24 saatlik nöbetlerle giderilmeye çalışıldığı hastanelerde bu kez de tıbbi eksiklikler ve hatalar beraberinde şiddet vakalarını ve malpraktis risklerini doğurdu. Hemşire istihdamı konusunda Batı ülkelerine kıyasla en son sırada yer alıyoruz. 2023 hedeflerine göre sağlık hizmetlerinin sağlıklı işleyişi için yaklaşık 300 bin hemşireye ihtiyaç var. Oysa şu an bunun yarısına sahibiz. 2002 sonrası hasta memnuniyetinin yüzde 37’den 75’e çıktığı ülkemizde, bu artış büyük oranda hemşirelerin özverili çalışmasının bir sonucu.
Türkiye’de yılda yaklaşık 33 bin sağlık personeli mezun oluyor. Sağlık liselerinden, yüksekokullardan ve fakültelerden mezun olanlar 2023’teki ihtiyacı gidermeye yetmeyecek. Onun için de sağlık kuruluşları kendi eğitim kurumlarını açıp bünyesinde çalışacak öğrencileri kendileri yetiştiriyor.






