Moskova ağzı

00:0018/09/1999, Cumartesi
G: 10/09/2019, Salı
Ahmet Taşgetiren

Kafkasya''daki gerilimin Türkiye''ye ilginç bir yansıması var. Medyanın bir grubu, olayı ısrarla 28 Şubat mantığının oturttuğu çerçeveye oturtmaya ve "iç düşman"ın "dış uzantıları" yaklaşımını sergilemeye çalışıyor. İç düşman "yerli köktendinciler", dış uzantıları ise "Kafkasya''da yerleşmeye çalışan Vahhabiler..."Söylem şu:-Köktendinciler önce Çeçenistan''da başkaldırdı ve bir şeriat devleti kurdular. Şimdi bunu ihraç etmeye çalışıyorlar. Bu arada şeriatın terör boyutu da devreye giriyor ve Moskova''da

Kafkasya''daki gerilimin Türkiye''ye ilginç bir yansıması var. Medyanın bir grubu, olayı ısrarla 28 Şubat mantığının oturttuğu çerçeveye oturtmaya ve "iç düşman"ın "dış uzantıları" yaklaşımını sergilemeye çalışıyor. İç düşman "yerli köktendinciler", dış uzantıları ise "Kafkasya''da yerleşmeye çalışan Vahhabiler..."

Söylem şu:

-Köktendinciler önce Çeçenistan''da başkaldırdı ve bir şeriat devleti kurdular. Şimdi bunu ihraç etmeye çalışıyorlar. Bu arada şeriatın terör boyutu da devreye giriyor ve Moskova''da sivil alanlarda bombalar patlatılıyor.

Bu söylemin perdelediği bir gerçek, Moskova''nın, "vahhabi başkaldırısını ezme" gerekçesiyle, günlerce Dağıstan ve Çeçenistan köylerine bomba yağdırması, sivil halkı katletmesi... Sanki Rus uçakları, günlerce, meşru (!) bir katliamı gerçekleştirdiler Kafkasya''da... Bunu perdeledi bizim medyamızın bir kolu. Ayrıca "vahhabi" suçlaması ile, Türkiye''de Kafkas hürriyet mücadelesine olan muhabbeti gölgelemeye çalıştı.

Bu söylem ayrıca, Moskova''daki patlamaları Kafkas mücahidlerinin üzerine yıkarak, İslâm''ın uluslararası imajını terörle buluşturmak gibi bir cinayeti işlemiş oluyor.

Bunun tam da "Moskova''nın ağzı", hatta belki Moskova''da iktidar mücadelesi veren ve bu süreçte provokasyon amaçlı bombalamalar gerçekleştiren bir kliğin ağzı olduğunuda kuşku yok.

Ve bu hem "ayıp" hem "Utanç verici." Rusya adına Kafkasya''daki özgürlük-bağımsızlık mücadelesini çamura bulamaya kalkışmak ne insanlığa, ne de Türkiye''de bir insana yakışmıyor.

Komünizm döneminde böyle bir yaklaşım sergilenseydi, ideolojik köleliğin uzantısı olarak görebilirdiniz bu söylemi, ama bu dönemde, hangi köleliğin yansımasıdır? Sadece "İslâm karşıtlığı" böyle bir çılgınlığa zemin hazırlayabilir mi? hayret! Kimileri sadece Yargıtay Başkanı Sami Selçuk''a sövmek için bile Kafkasya mücadelesine çamur atıyor...

13 Ağustos tarihinde bu sütunda, "Kafkasya: Elbette bağımsızlık" başlıklı bir yazım çıktı. Bu yazı, Cumhuriyet gazetesinin 14 Eylül 1999 (yani benim yazımdan tam bir ay sonra) tarihli nüshasında, Hikmet Çetinkaya''nın sütununda isim verilmeden ele alınıyor ve "Kafkasya''daki dinci hareket"e "Türkiye köktendincilerinin desteği" olarak yorumlanıyor. Bu arada bizim, Sami Selçuk''a yönelik olumlu değerlendirmelerimiz de Sami Selçuk''un yıpratılması için malzeme olarak kullanılıyor... Yani sanki Rus bombaları, Kafkasya''dan sonra bizim, oradan da Sami Selçuk''un başına düşüyor... İlginç değil mi?

Bu arada Bay Çetinkaya, hızını alamıyor, Şeyh Şamil''leri de biçen bir söylem tutturuyor. Bakın şu ifadelere:

"-Kafkasya''da yaklaşık 250 yıldır bir dinci başkaldırı vardı ve bu şimdi gerçekleşti...

"Dünya 2000 yılına adım atmaya hazırlanırken, Ortaçağ karanlığına özlem duyan radikal dinciler ''İslamcı yaşam'' tarzını gerçekleştirmek için başkaldırıyorlar.

Türkiye bundan ders alır mı?

Hiç sanmıyoruz!..."

İşte düşünce sefaleti bu... Utanç verici çizgi bu...

Rusya''nın 250 yıllık geçmişine, zulmüne, hegemonyasına sahip çıkan bu çizgi karşısında ne denebilir ki... Çarlık Rusya hegemonyasına, ardından gelen Sovyet hegemonyasına ve şimdi Yeltsin çılgınlığına sahip çıkan ve onun adına Kafkasya''daki 250 yıllık bağımsızlık mücadelesini karalayan bir zihniyet...

Kafkasya, bugüne kadar Türkiye''den böylesine utanç verici bir ses duymamıştır eminim.

Sadece Cumhuriyet yazarını etkilemekle kalmayıp, tv haber metinlerine kadar giren "vahhabi" ve "terörist" suçlamalarını içeren bu "Moskova ağzı"ndan kurtulmak grekiyor, bir. Çünkü bu, tüm zamanlarda Kafkas bağımsızlık mücadelesine kalbi muhabbet duyan Türkiye insanına yakışmayan bir tavırdır.

Ayrıca Kafkas bağımsızlık hareketinin "vahhabi" niteliği taşımadığı biliniyor, bu iki... Çünkü Kafkas bağımsızlık mücadelesi her zaman, vahhabi çizgisince soğuk bakılan tasavvufi muhteva taşımıştır.

Moskova''da, sivil hedeflere yönelik bombalama eylemlerini Çeçen ve Dağıstan kaynakları kesinlikle reddetmektedirler, bu üç. Ve Moskova''da yayın yapan medya grupları bile, bazan bizdekilerden daha insaflı davranıp, bu patlamaların, iç iktidar mücadeleleri ile ilgili olduğunu belirtmektedirler.

Kafkas''yadaki bağımsızlık mücadelesi ile Üsame bin Ladin''in yıpratılmış uluslararası imajını yanyana getirmek, Moskova''nın ve başka uluslararası anti-İslâm güçlerin savaş propagandasının bir parçasıdır, dört.

Kafkasya''daki Müslüman halkların, İslâm''ı bir hayat tarzı olarak seçmeleri, onların özgür tercihleri olarak ancak saygı duyulabilecek bir tavırdır, beş. Türkiye''den kalkıp, "Dünya 2000''lere girerken" yollu beylik laflarla, Kafkasya''yı bile "İslamsızlaştırma"ya yönelmek ise, en azından haddini bilmemektir. Acaba kökten laiklerimiz, "Dünya 2000''lere girerken" yollu bir söylemi, İsrail şeriatçılığı için de bir kerecik kullanmayı akıllarına getirdiler mi?

Son söz: Komünizm döneminde bile "Moskova ağzı" çirkin kaçardı da bazı sosyalistlerimiz ulusal bir sosyalist çizgi geliştirmeye gayret ederlerdi. Çekoslovakya işgali bu çizgi tarafından büyük tepki toplamıştı. Ya şimdi "Moskova ağzı"nın nasıl bir gerekçesi olabilir?