Sövgü üzerine

04:0013/02/2026, Cuma
G: 13/02/2026, Cuma
Aydın Ünal

İnsanlar, sözle yaralamak, incitmek, aşağılamak, belki biraz da kendilerini rahatlatmak için tepki ifadelerine başvururlar. Kimileri edep dairesinde kalır ve nahif kalıplar kullanır, kimileri lanetleme ve beddua ile meseleyi Allah’a havale eder. Edep dairesinin dışına çıkıp kelime hazinesi ve dil yeteneği gelişmemiş olanlar ise, en kutsal, en dokunulmaz değerlere saldıran sövgü ifadeleri kullanır. Sövgü lisanın karanlık bölgesidir. Sövgü ifadeleri lügatlerde, deyimler sözlüğünde, hatta argo sözlüklerinde

İnsanlar, sözle yaralamak, incitmek, aşağılamak, belki biraz da kendilerini rahatlatmak için tepki ifadelerine başvururlar. Kimileri edep dairesinde kalır ve nahif kalıplar kullanır, kimileri lanetleme ve beddua ile meseleyi Allah’a havale eder. Edep dairesinin dışına çıkıp kelime hazinesi ve dil yeteneği gelişmemiş olanlar ise, en kutsal, en dokunulmaz değerlere saldıran sövgü ifadeleri kullanır.

Sövgü lisanın karanlık bölgesidir. Sövgü ifadeleri lügatlerde, deyimler sözlüğünde, hatta argo sözlüklerinde bile yer almaz. Çocuklar sövdüklerinde “ağızlarına biber sürülmekle” korkutulsalar bile “gün ışığı görmemiş”, “kapağı açılmamış”, “kavgada bile söylenmeyecek” sözler gizlice nesilden nesile aktarılır.

Bir sövgü ifadesi dilin karanlık bölgesinden çıktığında, normalleştiğinde, artık sövgü olmaktan da çıkar. Sultan Selim Han’a takılan (ya da kendisinin nefsini köreltmek için taktığı) “Yavuz” kelimesi örneğin; başta kötü, çirkin, olumsuz anlamlara gelirken bugün çocuklara konulan isim olmuştur. Nedim, “Tahammül mülkünü yıktın, Hülâgü Han mısın” diye başlayan meşhur gazelinde sevgiliye “Be kâfir!” diye hitap eder. Söven, örten, inkâr eden aynı zamanda “kara” anlamına gelen “kâfir” ifadesi sövgü olmaktan çıkıp gazelde övgüye dönüşür. Anadolu’da biri iyi, güzel bir iş yaptığında hâlâ “Vay gavur!” ifadeleriyle takdir edilir. Çocuklar “yaramaz”, “çirkin”, “afacan” diye sevilir.

Sövgünün, dilin o karanlık bölgesinden çıkarılması, normalleşmesi, alenileşmesi için son yıllarda gözle görünür, yoğun bir gayret var.

Gezi olaylarında kitleler hep bir ağızdan sövüyorlardı. Stadyumlardan alışık olduğumuz bu edep dışı davranış Gezi sırasında meydanlara sıçramış, binlerce, on binlerce kişi en galiz küfürleri zevkle, neşeyle dillendirmişti. İlginç olan, bu sövgü koroları sadece erkeklerden oluşmuyor, çoğu da “eril” olan sövgü ifadeleri kadınlar tarafından da pervasızca dillendiriliyordu. Hatta anne-babalar, ellerinden tuttukları çocuklarının yanında, onları da dahil ederek edep dışı küfürler savurmaktan çekinmiyorlardı.

Sövgü en çok da sinema ve medya üzerinden yaygınlaştırıldı. Batı menşeli filmlerin diyalogları uzunca bir süredir f..k ve türevlerinden oluşan sövgü kelimelerinin işgali altında. İzlemedim ama, sanırım “Gemide” isimli yapım bizde sövgünün beyaz perdede en yoğun kullanıldığı filmdi. Bugün bazı diziler “bipli ve bipsiz” olmak üzere iki versiyon yayınlanıyor. Sosyal medyada sövgü tamamen sınırsız ve denetimsiz şekilde yaygın olarak kullanılıyor. Artık 10 yaşındaki çocuklar dahi birbirleriyle konuşurken rahatça küfrediyor, birbirlerinin annelerine dahi sövmekte bir beis görmüyorlar. Tamamen sövgü üzerine, sövgüyü normalleştirmek üzerine programlar yapılabiliyor.

Dedik ya, sövgü dilin karanlık bölgesindedir, aydınlığa çıktığında artık sövgü olmaktan da çıkar, o karanlık bölge başka ifadeler arar, bulur, boşluğu doldurur. O zaman nedir bu sövgüyü normalleştirme, alenileştirme gayreti? Belli ki hedef lisan değildir, lisanın karanlık bölgesi, o örtülü kısmın duvarlarının yıkılması arzusu değildir.

Sövgünün özellikle çocuklar ve gençler arasında bu kadar yaygınlaştırılması, bunun teşvik edilmesi, modern dünyanın soyut, özellikle de kutsal her değere “tabu” diyerek açtığı savaşın bir cephesidir. Burada hedefte olan dil değil “edeptir”. İnsanı özgürleştiren, özgür insanın temel vasfı olan edep, sözde özgürleşme hareketlerinin yıkmak zorunda hissettikleri kaleye dönüşmüştür.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, kendi aday gösterdiği, seçilmesi için çabaladığı, istifasına kadar partisinde muhafaza ettiği Keçiören Belediye Başkanı için kullandığı edep dışı ifadeler, sonra Özel’in bu ifadeleri tekrarlaması, kendi tabanının da bu edep dışı ifadeleri büyük bir coşku, beğeni ve takdirle karşılaması, sövgü üzerinden edebi hedef alan Batılılaşma/modernleşme davranışıyla tam uyumludur aslında ve CHP istikametiyle de tam örtüşmektedir.

Modern dünya soyuta, kutsala, aileye savaş açarken, cinsel sapkınlıkları teşvik ederken, pedofili batağında yüzerken, Türkiye’deki Batılılaşma hareketleri de aslında kendi geleceklerini izlemektedirler.

Sövgü, kişinin kendisinin ve kullandığı lisanın yetersiz olduğunun işaretidir. Dili, siyaset dilini sövgüyle kirletmek, beceriksizliği sövgüyle örtmek demektir.

Edebi olmayan hareketlerin başarı şansı yoktur. Söven, sövdüğüyle övünen, tabanından da takdir toplayan Özgür Özel, bir partinin genel başkanından ziyade, olsa olsa “Fareli Köyün Kavalcısı” olur. Arkasına taktığı kitlenin varacağı yer aşikârdır.

#toplum
#aktüel
#Aydın Ünal