
Dinin en temel meselesi iman ve küfür meselesidir.
İman, Allah"ın birliğini kalbiyle ikrar, diliyle tasdik etmektir. Bu kabul, "kelime-i tevhid" ile ifade edilir. "Lailahe illellah", yani Allah"tan başka ilah yoktur demek O"nun varlığını ve birliğini kabul etmek demektir. Bu sözü kalbinden ve inanarak söyleyen insan mümindir ve dünyalar dolusu günahı olsa bile, bu imanla ölebilirse bir gün cennete girecektir.
Elbette Allah"a inanan insan, O"na ancak olduğu gibi inanırsa inanmış olur. Yoksa herkesin kafasında bir tanrı vardır. Allah"ın nasıl olduğunu biz O"nun isimleriyle kitaplarıyla, peygamberleriyle... bilebiliriz. Onun için yukarıdaki "Tevhit Kelimesi"nden sonra "Kelime-i şehadet" de gereklidir. Yani Muhammed"in (sav) Allah"ın kulu ve rasulü olduğuna şahitlik etmeyen de mümin olmuş olamaz. Çünkü Allah"a inanma, O"nun elçisine inanmayı da gerektirir.
İslam"ın temel iman esasları "Âmentü" formülüyle kısaca özetlenmiştir. İman esaslarından birini reddeden kişi mümin olamaz. Mesela O"nun kitaplarına topluca ve ne diyorlarsa öylece inanmayan mümin değildir. Ama kitapta bulunduğu halde ancak âlim insanların bilebileceği detayları, bilmeden inkâr etmek insanı dinden çıkarmaz. Ne var ki, detay da olsa bunun Kur''an-ı Kerim"de bulunduğu söylendiği halde, "öyle de olsa inanmıyorum" anlamına gelecek bir tepki küfürdür.
Küfür imanın zıddıdır. Hakkı ve hakikati kabullenmemek, görmezlikten gelmek, inkâr etmek, örtmek demektir. Kefaret kelimesi de buradandır, günahı silip örttüğü için ona kefaret denmiştir. "Küfür" kelimesi bizdeki "nankörlük" anlamında da kullanılır. "Nân" ekmek demektir. Nankör; ekmeğinin, nimetinin kaynağını görmeyen, ona gözünü kapayan kimsedir. Allah"ı inkâr eden de, her türlü nimeti verenin O olduğunu göremediği için nankör, yani kâfir olmuş olur. Ama insan bazen Allah"a inandığı halde, her seviyede yararlandığı nimetlerin O"ndan olduğunu fark edemeyebilir, başkalarını veli-nimet olarak görebilir. Bu insana nankör dense de kâfir denmez.
Konumuza gelelim: İnsanların eylemlerinin ve sözlerinin hakiki anlamda ya da nankörlük anlamında küfür olanları vardır. Dinin temel esaslarından ve Kuranı Kerim"le sabit açık hükümlerinden birini, duyduğu halde inkâr eden birisi gerçek anlamda kâfir olur. Ancak burada da bir incelik vardır: EhliSünnet tekfirden, yani birisinin kâfir olduğunu söylemekten şiddetle kaçındığı için, çok baîd/uçuk bir yorumla da olsa Kur''an ayetlerini tevil edenleri kâfir saymaz, onlara belki sapık, dalalet ehli der. Mesela Kur''an-ı Kerim"de kadınların başlarını kapamaları gerektiği söylenir, dolayısıyla bunun inkâr edilmesi küfürdür. Ama birisi işte böyle uçuk bir teville, efendim bu bir tavsiyedir, ya da Allah bu ayetlerle kadınların başlarını değil başka yerlerini örtmelerini istemiştir gibi bir şey söylemiş olsa, prensipte o ayete inandığı için, biz onu tekfir edemeyiz, hükmünü Allah"a bırakırız. Ama dalalettedir diyebiliriz. Çünkü bu yorumu İslam ümmetinin üzerinde ittifak ettiği bir anlayışa zıttır.
Hangi anlamda olursa olsun, mümin kendi hesabına küfrün her çeşidinden şiddetle kaçınmalıdır. Olabilir ki, nankörlük anlamında küfür kategorisinde sayacağımız bir söz ya da hareket Allah katında gerçek küfür sayılmış ve kişinin helakine sebep olmuş olabilir. Çünkü gerçek anlamda küfür kişinin bütün iyi amellerinin silinip gitmesi demektir.
O halde küfür ve tekfir konusunda kişinin kendisine dönük tutumuyla, başkalarını ilgilendiren tutumu farklı olmalıdır. Çünkü tekfir etmek öyle tehlikeli bir silahtır ki, yöneltildiği kişiyi buna müstahak bulmazsa dönüp sahibini vurur. Yani gerçekte kâfir olmayan birisine kâfir demek de küfürdür. Bu sebeple bizim âlimlerimiz şöyle kurallar zikrederler:
Küfrü konusunda tereddüt edilen bir şahıs için, mümindir denerek hata yapılması, kâfirdir denerek hata yapılmasından çok daha küçük bir hatadır.
Bir insan, Efendimiz''in ifadesiyle, açıkça/bevahen küfrü gerektiren bir söz söylemedikçe onun bir sözü ya da eylemi, yüz ihtimalden dosan dokuz ihtimalle küfür olsa, tek bir ihtimalle küfür olmasa, biz o bir ihtimali hesaba katarak onun kâfir olduğunu söyleyemeyiz.
Hatta Ebu Hanife der ki, "bir insanın mümin olmasını sağlayan şey neyse, kâfir olmasını sonuç veren şey de onu inkâr etmesidir".
Ancak açıkça küfür olan tek bir sözü ya da eylemi sarf eden birisine mümin demek de küfürdür. Namaza gerek yok, şarap içmek günah olmaz, din dindir, ha Müslüman olmuş ha Hıristiyan, demokrasi şeriattan üstündür... demek böyledir.
Devam edeceğiz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.