Boşluk bulmak

00:003/09/2007, Pazartesi
G: 29/08/2019, Perşembe
Gökhan Özcan

Bilim adamlarının son keşfinin ne olduğunu biliyor musunuz? Evrende hiçbir galaksinin, yıldızın ve hatta karanlık maddenin bulunmadığı dev bir boşluk... Evet, Minnesota Üniversitesi''nden bir grup astronom, dünyadan 1 milyar ışık yılı uzaklıkta, kendi ifadeleriyle, daha önce hiç kimsenin bulmadığı ve kendilerinin de bulmayı beklemedikleri bir boşluk buldular. İronik değil mi? Bilim adamları evrende hayal bile edemedikleri büyüklükte ve eldeki imkanlarla açıklayamadıkları bir “boşluk” buluyorlar.

Bilim adamlarının son keşfinin ne olduğunu biliyor musunuz? Evrende hiçbir galaksinin, yıldızın ve hatta karanlık maddenin bulunmadığı dev bir boşluk... Evet, Minnesota Üniversitesi''nden bir grup astronom, dünyadan 1 milyar ışık yılı uzaklıkta, kendi ifadeleriyle, daha önce hiç kimsenin bulmadığı ve kendilerinin de bulmayı beklemedikleri bir boşluk buldular. İronik değil mi? Bilim adamları evrende hayal bile edemedikleri büyüklükte ve eldeki imkanlarla açıklayamadıkları bir “boşluk” buluyorlar. Üstelik bu boşluğun orada ne aradığı konusunda hiçbir fikirleri olmadığını da itiraf ediyorlar. Bence hem çok ironik, hem de çok manidar...

Son yüzyılın en büyük saplantısı, bilimin tek temel doğru olduğudur. Öyle ki, bilimin ölçüleriyle tarif edilemeyen, anlamlandırılamayan her şeyi yok saymak, kabul edilir bulmamak noktasına kadar geldi iş... Bu sebeple günün birinde evrenin tahmin edilemez bir köşesinde karşılarına mevcut bilimsel tornalardan geçirilemeyecek büyüklükte bir soru işareti çıkmasını fazlasıyla ironik ve manidar buluyorum. Bilimin şu koskoca evrende gide gide bir devasa boşluğa toslaması... Ben bunu gerçekten çok keyif verici buluyorum.

Bugünün insanının ezber bozan böyle toslamalara çok ihtiyacı var. Kafayı verili malzemeyle bozmuş, deruni, içsel, ruhsal, soyut, manevi pınarlardan açan hiçbir kaynağa avuçlarını açmayan bu bağnazlar uzun zaman unutamayacakları bir gol yemiş oluyorlar böylece... Şundan eminim ki, en kısa zamanda bu boşluğa bir kılıf uydurmanın gayreti içine girecekler. Evrendeki bu koskoca tarif edilemez boşluğu, kendi ruhlarındaki boşlukla kapatmaya çalışacaklar. Koltuklarına oturup kalmayı, evrenin kıytırık laboratuarlara sığdırılamayacak kadar büyük olduğunu ve hatta yüzlerce yılda biriktirilen bilgiyi minicik bir sürprizle boşa çıkarabilecek bir ihtişama sahip olduğunu yine kavrayamayacaklar.

Evrenin sırlarının sadece rakamla, teleskopla, fizikle, matematikle, teoriyle, teoremle çözülemeyeceğine daima inandım. Ve hatta bütün bunların, kalpler devre dışı kaldığı sürece körlüğü çoğaltmak dışında bir sonuç üretemeyeceğini de savundum. Kalp marifetinden uzak bilime iltifattan geri durdum. Hayatı hızla hayatsız bırakan modernleşme ihtirasından da daima nefret ettim. Evrende buldukları o devasa boşluğu ise çok sevdim. Bugünün egemen anlayışlarına kısa devre yaptıran her şey benim için çok makbul... Bu şaşkınlığı, bu kıskıvrak yakalanmışlığı, bu zihinsel çaresizliği seviyorum. Sadist olduğum için mi? Hayır aksine, insan denen o meçhulü belki de olması gerektiğinden çok daha fazla ciddiye aldığım için. Şaşkınlık, çaresizlik, karikatür olmaktan çıkıp yeniden kişilik kazanmanın başlangıcı olabilir.

Bu boşluk, ne kadar büyük olursa olsun, ruhlardaki ve zihinlerdeki boşluk kadar büyük değil... Ama evrendeki boşluğun tarif edilemezliği karşısında bocalamakla belki, kendi dünyalarımızdaki boşlukların farkına varma yeteneğini kazanabiliriz.

Mağrur bilim adamı mı hayatı daha derinliğine keşfe çıkabilir, mağlup bilim adamı mı, derseniz... Kesinlikle ve tereddütsüz olarak mağlup olanı derim! Mağrur bilim adamları o boşluğun orada ne aradığını bilmiyorlar, ama gördüğünüz gibi ben biliyorum.