
Küçük şeyleri önemseyen insanların sayısı giderek azalıyor, buna anlam vermek zor! Çünkü küçük şeyler tabiatıyla insana ve hayata dair ayrıntılardan oluşur ve büyük şeylere şeklini şemailini o küçük ayrıntılar verir. Bir ressama sadece kalın çizgilerle resim yapmasını ve ince ayrıntılara hiç girmemesini söyleyin, Picasso olsa yaptığı resmin yüzüne bakılmaz.
“Küçük detaylara takılıyorsun ve asıl büyük fotoğrafı kaçırıyorsun bazen!” dedi kendinden emin olan. “Büyük fotoğrafta duyguları göremiyorum” dedi düşünceli olan.
Bir fotoğrafa bakıp orada kaç insan olduğunu söyleyebilirsiniz ama kaç hayat olduğunu söyleyemezsiniz!
Miyuki Miyabe’nin ‘Gölge Aile’ isimli kitabından kendimizi çoğaltmaya çalışırken diğer insanları nasıl azaltmakta olduğumuza dair iğneleyici sözler: “Belki de böyle bir çağda yaşıyoruz, diye düşündü Takegami. Ben, ben, hep ben. Herkes o Tanrının cezası benliğini arıyor. Hayattaki bütün cevapları bulduğunu düşünen insanlar sözüm ona misyonlarını yerine getirmek için her şeyi yakıp yıkarken diğerlerinin ne hissettiğine zerre kadar önem vermiyorlar.”
Toplumlar toplumsal fotoğraflarda birbirlerinden farklı görünüyorlar ama kameranın objektifi tek tek insanlara yakın plan girdiğinde hissettiklerinin haritaları, mesafeleri, sınırları aşan bir yakınlıkla birbirine benzediğini görebiliyoruz.
“Sevgili günlük” diye başladı günlüğüne yazdıklarına ve şöyle devam etti: “Artık söylediklerimi senden başka hiç kimse kayda geçirmiyor. Bu kadar mı önemsizim yani! Kendini fazla önemseyen biri değilim aslında, ölümsüz olmayı da hiçbir zaman beklemedim. Ama böylesine hayatsız olmak da değildi beklediğim!”
İnsanları artık kendi hayatlarından damıttıkları değerler ve hassasiyetler değil, trend belirleyici merkezlerin yaydığı popüler beğeniler ve tepkisellikler, taraftarlıklar ve karşıtlıklar bir arada tutuyor. Onlar bir anda çekilse hayatımızdan, mesela herkesin dilindeki o meşhur komplo gerçekleşse ve bir anda dünyanın bütün enerjisi kesilse, dijital ağlar çökse, artık bizi bir arada tutacak bir şey bulabilir miyiz acaba? Bütün bir aradalıklar, bütün birlik ve beraberlikler darmadağın olmaz mı?
“… biz, hayatla bağlantımızı kaybetmiş insanlarız; hepimiz sakatız, hepimiz… Bağlantılarımız o kadar kopuk ki ‘gerçek hayata’ karşı tam bir tiksinti duyuyoruz. Bu yüzden de bize bunu hatırlatan insanlara kızıyoruz. O kadar ileri gittik ki ‘gerçek hayata’ bir yük olarak bakıyor ve kitaplarda bulduğumuz hayatın daha iyi olduğuna inanıyoruz” diyor Dostoyevski aforizmalarından birinde.
***
Sosyal medyada bir şeyler paylaşmakla paylaşmamak arasında hep kararsızlık yaşadım. Bir şeyler paylaştığımda da paylaşmadığımda da net bir kanaat sahibi olamadım. Bu tür mecraların yapı olarak insana bazı zararlar verdiğini düşünüyorum; öte yandan herkesin içinde olduğu bir iş bu! Geri dönülecekmiş gibi de görünmüyor. Madem öyle hiç değilse orada nitelikli paylaşımları çoğaltmanın bir yararı olabilir mi? Bu sorunun cevabından da emin değilim. Ama bir süredir meselenin boyutlarını ve etkilerini bizzat tecrübe ederek müşahede etmeye gayret ediyorum. Her neyse… Aşağıdaki üç adreste kendimce nitelikli kılmaya çalıştığım şeyler paylaşıyorum ve bazı kışkırtıcı dijital haylazlıklar yapıyorum. Boş kelam yok, karşılıklı konuşma yok, linç yok, kişisel hayatın sergilenmesi yok, beğeni-takip darlaması yok; ne var edebiyat, müzik, sinema, fotoğraf gibi şeyler… Herkes gelsin gibi bir şey söylemek istemem ama merak eden varsa buyursun gelsin!
n instagram.com/olricus2012
n x.com/iyiihtimal
n youtube.com/@notinGband-e8e
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.