
İslam ictihada, yoruma ve zaruret ilkesine yer verdiği için hem tarihte hem de günümüzdeki uygulamalarda farklı şeriat anlayış ve uygulamalarına raslamak mümkündür.
(Bir köşe yazarının sorularına cevap veriyorduk)
Şeriat kelimesinin iki mânada kullanıldığını biliyoruz: 1. Bütünüyle din (İslam), 2. Dinin ibadet ve muâmelât (siyaset, hukuk, ekonomi, cemiyet düzeni). Şeriat düzeni, siyasal İslam, şeriatçılık... denildiği zaman daha ziyade ikinci mâna kastedilmektedir. Birey ve topluluk olarak hayatını şeriat kurallarına göre yaşamak isteyen Müslümanlar, teorik olarak ya bunu Müslümanlar''ın (İslâmî kuralların) hakim olmadığı bir siyâsî yapı/düzen içinde veya şeriatın hakim olduğu bir düzen içinde gerçekleştireceklerdir. Birincisinde evrensel ve vazgeçilemez ölçütlere, ilkelere ve zarurete dayalı sınırlamaların ötesine geçilmesi, ya taassup veya aşırı korku yüzünden din hürriyetinin kısıtlanması Müslümanlar için problem doğurmakta, taleplerini gereksiz yere engellemektedir. İkincisinde ise hayatını İslam''a göre yaşamak istemeyenlerin özgürlüklerinin aşırı, İslam''a göre zorunlu olamayan ölçütlerde kısıtlanması -bunlar için- önemli bir problem teşkil etmektedir. Her iki taraf da, bugün gelinen noktada zorunlu hale geldiği için kendini sınırlama, karşı tarafa mümkün olan azami ölçüde özgürlük verme yoluna gitmedikçe problem devam edecektir.
İslam''da kadın üzerinde çok konuşulmuş ve yazılmıştır. Kur''an''ın öngördüğü ve Hz. Peygamber''in (s.a.) uygulamaya koyduğu, örneklerini gösterdiği cemiyet düzeni çeşitli sebeplerle kesintiye ve kısıntıya uğramıştır. Bu arada kadın da, erkeklerin günaha girmesini önlemek maksadıyla fıkıhçılar, ahlakçılar ve eğitimciler tarafından -hizmetlerine ihtiyaç duyulmadıkça- dört duvar arasına sokulmuş, eğitim ve öğretimden mahrum kılınmış, sosyal hayata getirecekleri hizmet ve zenginlik engellenmiştir. Bazı İslam ülkelerinde bu tutum hâlâ devam ediyorsa sorumlusu şeriat değil, gelenektir.
"Neyin İslâmî, şeriata uygun, neyin İslam dışı ve şeriata aykırı olduğuna kim karar verecek?" diye sorulmuştu. Bu kararın, Müslüman bireyin veya topluluğun keyfine bırakılmadığı kesindir. Makamı, rütbesi, gücü ne olursa olsun her Müslüman, Allah ve Resûlü''nün talimatına, irşadına, hükmüne tâbidir. Bu talimatın bulunduğu yer, herkesin okuyup öğrenmesine açık bulunan Kur''an ve hadislerdir. Bu iki kaynağın doğru anlaşılması bir bilgi seviyesini ve fikir çabasını gerektirir. Bilen ve çaba gösteren bizzat sonuca varır, İslam''a uygun olanı olamayandan ayırır. Bilmeyen ise bir bilene sorar. Kâmil mânada "bir bilen" müctehid derecesindeki âlimdir, müftidir. Müslümanlar belli bir müctehide tâbi olmak mecburiyetinde değildir; ilmi ve ahlakı ile ehliyet kazanmış bulunan bütün âlimlere sorabilirler ve vicdanlarına/akıllarına yatan, ibadet ve işlerini hem kolay hem düzgün yürütmeye uygun bulunan fetvâlara göre amel ederler. Kimse kimseyi, bireye ait işlerde belli bir fetvâyı kabule zorlayamaz. Kişiler arasında ve toplumda uygulanacak kurallara gelince, Müslümanlar''ın seçtiği yöneticiler, mevcut ictihadlar içinden toplumun ihtiyaçlarına en uygun olanları seçerek "Bununla amel edilsin, bunlar uygulansın" derler veya bunları kanunlaştırırlar, uygulama buna göre olur. Cemiyet değiştikçe, ihtiyaçlar gerekli kıldıkça fetvâlar, kararlar ve kanunlar da değişir. İctihada, yoruma dayanan kural, fetvâ ve kanunların yenileri ile değişmesi tabiîdir. Nasların (âyet ve hadislerin) açık ve kesin ifadelerine dayanan hükümlere, kurallara gelince bunlar da zaruret bulunduğunda -geçici olarak, zaruret devam ettiği sürece- değişir.
İslam ictihada, yoruma ve zaruret ilkesine yer verdiği için hem tarihte hem de günümüzdeki uygulamalarda farklı şeriat anlayış ve uygulamalarına raslamak mümkündür.
Bugün birçok İslam ülkesinde "Şeriat ilan edildi" denildiği zaman çok kere kastedilen şey "İslam ceza hukuku"nun uygulanmaya konmuş olduğudur. Bu ülkelerin anayasalarında "Devletin dininin İslam olduğu" zaten yazılıdır ve hukukun diğer birçok alanında şeriat yürürlüktedir. İslam ceza hukukunu uygulamaya koyarak "şeriat ilan eden" ülkelerin çoğunda İslam''ın ahlakı, eğitimi, hukuki ve sosyal adâleti, dayanışması eksiktir. Bu eksiklikler giderilmeden şeriat ilanı siyâsîdir, usulsüzdür, bir mânada şeriata aykırıdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.