
Bir medya grubu ve hatta tek bir gazete kendisine ek yayın ilkeleri getirebilir. Ancak bu "ek ilkeler" gazetecilik mesleğinin genel çerçevesini çizen ana metinlere hakim olan "ruh"un işaret ettiği yönde ve dolayısıyla onu daha inceltici nitelikte olmalıdır. Belki haber kaynaklarının açıklanmamasıyla ilgili olarak mensuplarını daha titiz davranmaya davet eden bir madde; belki de "hediyeler" konusunda çok daha açık bir hüküm... Ama mutlaka, uluslararası basın kuruluşlarınca ilan edilmiş ilkeleri her zaman geliştirici ve zenginleştirici yönde.
Birçok ülke gibi Türkiye''de de yayın ilkelerine ilişkin bildirgeler eksik değil. Bunların sonuncusu geçen yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından hazırlanan "Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi." Bu bildirge, ülkede şimdiye kadar gördüğümüz benzerlerinden çok daha dikkatli hazırlandı ve küçümsenmeyecek bir tartışma yarattı. Bu bildirge zaman içinde zenginleşmeyecek mi? Tabii ki evet. Basın kuruluşlarının ve bizzat gazetecilerin karşılaşacakları yeni sorunlar tabii olarak ortaya yeni ilkeler çıkaracak.
Doğan Medya Grubu (DMG) içinde yer alan basın organlarında geçen hafta öne çıkarılan haberlerden birisi yayın ilkeleri ile ilgiliydi. DMG Yayın Konseyi adı verilen çekirdek bir kadro yeni yayın ilkeleri açıklıyordu. Söz konusu haberin Yayın Konseyi üyelerinin birlikte çektirdikleri bir fotoğrafla süslenmesi de ihmal edilmemişti. Konsey yayın ilkelerini iki gruba ayırmış, ilkini "Temel ilkeler" ikincisini ise "Meslek ilkeleri" olarak adlandırmıştı. O gün fırsat bulup "Temel ilkeler"in tamamına ve "Meslek ilkeleri"nin bir bölümüne göz atabilenler sanırım günün stresini atmanın kolay bir yolunu buldular, çünkü gerçekten çok eğlenceliydi. Şimdi isterseniz bu ilkeleri gözden geçirelim. Ama önce, unutulmaması gereken şu anlamlı fotoğrafı inceleyelim:
Söylediğim gibi fotoğrafta Yayın Konseyi üyeleri yer alıyor. Soldan sağa (oturanlar) şöyle sıralanmış: DMG Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan ve Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök. Soldan sağa (ayaktakiler) de şöyle: Doğan Hızlan, Güneri Cıvaoğlu, Hakkı Devrim, Doğan Heper ve Oktay Ekşi. Belki "Bu manzarada ilginç olan ne?" diyeceksiniz. Açıklayayım: Bu fotoğraf, "Yayın Konseyi" gibi "eşitler"den oluşması gereken bir topluluğun fotoğrafı değil. Bu fotoğraf bize daha çok bir holdingin yönetim kurulu toplantısını anlatıyor; herkes olması gereken yerde. "Patron" sağına "damat patron"u, soluna "yayın yönetmeni patron"u alarak masada yerini almış; ücretli gazeteciler arkada ayaktalar. Oysa bu "Yayın Konseyi" eşitlerin oluşturduğu bir konsey olsa fotoğraf şöyle olurdu: Soldan sağa oturanlar: Doğan Heper, Aydın Doğan ve Hakkı Devrim. Doğal olarak (yani "yaş icabı") Yalçındağ ve Özkök diğerleriyle birlikte arka sırada (ve ayakta!) durmalıydılar.
Gelelim ilkelere: Yayın Konseyi''nin tespit ettiği "Temel ilkeler" "7 Ok"tan (isterseniz "7 Işık" da diyebilirsiniz) oluşuyor. Kısa tutulmuş bir "Anayasa" ile karşı karşıya gibiyiz! DMG "Atatürkçüdür", "Hukuk devletine inanır", "Demokrasiye bağlıdır", "Özgürlükçüdür", "İnsan haklarının savunucusudur", "Bağımsızdır" ve "Laiktir." İzin verirseniz ben ilk iş olarak bu "7 Ok"u "3 Ok"a indireceğim. Eğer "Demokrasiye bağlı"ysak, şu zamanda zaten aynı zamanda "Hukuk devletine bağlı", "Özgürlükçü", "İnsan haklarının savunucusu" ve "Bağımsız" değil miyiz? Aslında bu "Özgürlükçüdür" ilkesinin tek başına ilanı da çok tuhaf bir girişim olurdu. Günümüzde bir medya grubunun "Özgürlükçü" olduğunu ilan etmesinin Papa''nın "Ben Hırıstiyanım!" demesinden ne farkı olabilir?
Elimizde kalan "3 Ok"un birincisi olan "Atatürkçüyüz" ilkesi bir "temel ilke" olmaktan çok bir "konjonktür ilkesi"dir. Başka türlü düşünülemez, çünkü "Atatürkçülük"ün bir medya grubuna temel ilke olması tek başına büyük boy bir "skandal" ve dolayısıyla bir "ilkesizlik"tir. "3 Ok" arasında "laiklik"in yer alması bir başka "skandal"dır. Tamamen bir politik mesele olan laikliğin Anayasa''da yer alması yetmezmiş gibi bir de bu şekilde bir medya grubunun anayasasına taşınması dünyanın bütün laik gazetecilerini gülmekten kıracak güçte bir yeniliktir!
Yer kalmadığı için DGM (bir an için yazı makinesinde parmaklarım sürçtü; ama neyse anlaşılmıştır muhakkak) Yayın Konseyi''nin kaleme aldığı "Meslek ilkeleri"nden söz edemeyeceğiz. Ama hiç değilse bir maddeye, şu 12. maddeye kısaca bir göz atalım:
"Kamu yararı olmadıkça, gizli kamera kullanmak, gizlice ses kaydı yapmak, özel mülke izinsiz girmek gibi, ilgilinin kişilik haklarına saldırı sayılabilecek yöntemlerle haber üretilemez." (!) Görüyor musunuz şu ilkeyi? Demek eğer "kamu yararı" olduğuna karar verilirse DMG çalışanları "özel mülk"ümüze, yani evimize "izinsiz" girebilecekler! Yazı makinesinde parmaklarımın sürçmesi boşuna değilmiş!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.