CMK 252/2

00:009/01/2011, الأحد
G: 4/09/2019, الأربعاء
Kürşat Bumin

Ceza Muhakemesi Kanunu''nun (CMK) 252. Maddesinin ikinci fıkrası: "250''inci Maddenin birinci fıkrasının ''c'' bendinde öngörülen suçlar bakımından, Kanunda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır."CMK 252''nin atıfta bulunduğu aynı kanunun 250. maddesinin "c" bendinde öngörülen suçlar Türk Ceza Kanunu''nun (TCK) "İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde bulunan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332''inci maddeler hariç)"dan oluşuyor.Bu maddenin son günlerin

Ceza Muhakemesi Kanunu''nun (CMK) 252. Maddesinin ikinci fıkrası: "250''inci Maddenin birinci fıkrasının ''c'' bendinde öngörülen suçlar bakımından, Kanunda öngörülen tutuklama süresi iki kat olarak uygulanır."

CMK 252''nin atıfta bulunduğu aynı kanunun 250. maddesinin "c" bendinde öngörülen suçlar Türk Ceza Kanunu''nun (TCK) "İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde bulunan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332''inci maddeler hariç)"dan oluşuyor.

Bu maddenin son günlerin "tahliyeler" i ile ilişkisinde Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından nasıl yorumlandığını da biliyorsunuz. Bu yorum özetle, özel görevli ağır ceza mahkemelerinde (eskinin DGM''leri) yargılanan kişiler için tutukluluk süresinin 10 yıla kadar uzayabileceği şeklinde.

CMK 252''nin ikinci fıkrasında işaret edilen suçlar "Ergenekon"u da kapsadığından, söz konusu kanun maddesinin nasıl yorumlanması gerektiği konusunda hukuki ve siyasi bir tartışma yaşanıyor bugünlerde.

Konu Mustafa Erdoğan''ın dünkü ( 8 Ocak, Star) yazısında da değerlendiriliyordu. Erdoğan, önce CMK 102 ikinci fıkrasında yer alan "uzatma süresi toplam üç yılı geçemez" hükmünü eleştiriyor: "ne var ki, bu sürenin ''makul'' olmadığı bir yana, bunun mahkemelerin davaları gereksiz yere uzatmasına ruhsat verdiği bile söylenebilir. Bu durum ''azami süre'' belirlemenin mantığına aykırıdır. Çünkü, özellikle hak kısıtlamalarıyla ilgili olarak azami süre öngörmenin amacı özgürlüğü kısıtlanan kişilere güvence getirmek, bu türden kısıtlamaların ''makul''ü aşmasını önlemektir."

Erdoğan daha sonra -"Daha da vahimi" diyerek- CMK''nın( 252/2) özel görevli ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarda tutukluluk süresinin "iki kat" uygulanabileceğini öngörmüş olmasına dikkat çekiyor. Bu madde doğrultusunda Yargıtay 9. Ceza Dairesi''nden çıkan yorum CMK''nın "zaten uygunsuz olan düzenlemesini, hiç de ''makul'' olmayan bir şekilde daha da özgürlük karşıtı hale getirmektedir.Kanun''un 252. maddesinde ''iki kat olarak'' uygulanacağı belirtilen tutukluluk süresinin 102. maddede öngörülen uzatmalı süre esas alınarak hesap edilmesi ([2+3]x 2=10) ''özgürlük karinesi''ne olduğu kadar hukuki muhakemenin evrensel ilkelerine de aykırıdır."

Bu durumda, ağır ceza mahkemelerinde görülen davalarda tutukluluk süresinin doğru hesabı nasıl yapılmalıdır?

Erdoğan''ın savunduğu –doğru- hesap işlemi şöyle: (2x2) + 3 = 7 yıl. Yazar, 7 yıl olarak önerdiği tutukluluk süresinin, bazı hukukçuların CMK 102. Maddesinde yer alan "uzatma süresi toplam üç yılı geçemez" şartına dayanarak bu süreyi 2x3 =6 yıl olarak yorumlamalarını da "mümkün" buluyor.

"Tahliyeler" ile yatıp kalktığımız şu günlerde konuyu "özgürlük karinesi"ni merkeze koyarak analız eden Erdoğan''ın sorunun "genel"ine ilişkin dile getirdiği şu önerilerinin aktarılması da gerekiyor:

"Her ne hal ise, ben bu tartışmadan iki önemli pratik sonuç çıkarıyorum: (1) Yasal tutukluluk süreleri makul düzeye indirilmeli, özellikle de uzatmaların normal süreyi aşması gibi saçmalıklara kanunlarda yer verilmemelidir. (2) Ceza yargılaması usulüne keyfi istisnalar getirmekten kaçınılmalı, daha iyisi, özel görevli ağır ceza mahkemeleri tümden kaldırılmalıdır."

Şu soruyu da cevaplayalım: CMK 250''nin "c" bendinde sıralanan suçlar ne tür suçlardır ki, CMK''nın da içinde yer aldığı ceza hukukuna ilişkin yasalar bu suçların adı geçince niçin hemen "tutuklama süresi iki katı olarak uygulanır" şeklinde ek tedbirleri hatırlıyorlar?

Cevabı biliyorsunuz tabii ki. Bu suçlar "Devlete karşı" işlenen suçlardır. Bu çerçevede, hakkında "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama" (TCK/329), "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" (TCK /302), "Anayasayı ihlal" (319) "Yasama organına karşı suç" (311) vs gibi TCK''nın 300 ile başlayan maddelerinde öngörülmüş suçlardan dolayı dava açılmış sanıkların tutukluluk süreleri diğer ağır cezalıkların sürelerinden "iki kat", gerekirse "üç kat" fazla tutulabilir. Yeter ki Devlet''e zarar gelmesin…Ama diğer tarafta 7 kişinin canına kıydığı mahkeme kararıyla sabit olduğu halde Yargıtay dolayımının gecikmesinden dolayı tahliye edilen sanıklar bunu fırsat bilip bir o kadar daha cinayet işleyebilirler… Olabilir, bu dosyalar sonuç olarak insanları, toplumu ilgilendirmektedir. Yeter ki Devlet''e bir zarar gelmesin… Ama şunu da unutmayalım: Bugüne kadar hiçbir Devlet''in cinayete kurban gittiği duyulmamıştır.

Kusura bakmayın ama "Devleti"ni bu kadar çok, "Toplumu"nu bu kadar az kollayan bir hukuk – "medeni dünya"da- görülmemiştir…