Bir Filistin vardı, Filistin yine var…

04:006/08/2024, الثلاثاء
G: 6/08/2024, الثلاثاء
Mehmet Metiner

Şu sıralar Peren Birsaygılı Mut’un Filistin’le ilgili kitaplarını okuyorum. Direnişin önderi büyük mücahid İzzeddin El-Kassam’ın hayat hikayesini anlattığı kitabını herkes okumalı. Kısa bir işgal ve direniş tarihi aynı zamanda. Büyük Filistin İsyanı’ndan Portrelerin anlatıldığı Kalem ve Tüfek adlı kitabında Mut, Türkiye’de pek az insanın bildiği ama kahir ekseriyetin haberdar dahi olmadığı Filistin direnişine önderlik eden alim, edip, şair ve mütefekkir insanların hayatları üzerinden işgal ve direnişi

Şu sıralar Peren Birsaygılı Mut’un Filistin’le ilgili kitaplarını okuyorum.

Direnişin önderi büyük mücahid İzzeddin El-Kassam’ın hayat hikayesini anlattığı kitabını herkes okumalı. Kısa bir işgal ve direniş tarihi aynı zamanda.

Büyük Filistin İsyanı’ndan Portrelerin anlatıldığı Kalem ve Tüfek adlı kitabında Mut, Türkiye’de pek az insanın bildiği ama kahir ekseriyetin haberdar dahi olmadığı Filistin direnişine önderlik eden alim, edip, şair ve mütefekkir insanların hayatları üzerinden işgal ve direnişi tüm acımasızlığıyla resmediyor. Soruyorum, kaçımız şu isimleri biliyoruz: İbrahim Tûkan, Nuh İbrahim, Abdülrahim Mahmud, Halil Beydes, Züleyha Eş-Şihabi, Halil Es-Sekâkini, Muhammed İzzet Derveze, Esma Tûbi.

Filistin Ağaçlarının Arasında Filistin adlı kitabında Mut’un ustalıkla anlattığı Fedva Tûkan, Gassan Kenefani, Mahmud Derviş, Semih El-Kasım ve Naci El-Ali Filistin’in direniş edebiyatının zirve isimlerinden.

Ömürlerini Filistin’in bağımsızlığına adamış cengaver isimler.

Her birinin hayat hikayesi Filistin’in tüm dramını içeriyor.

Mutlaka okuyunuz derim.

Elimin altında Gassan Kenefani’nin hikayelerinden oluşan kitapları duruyor. Her biri Filistin’deki yaşanmışlığa bir başka açıdan pencere açıyor.

Mutlaka okuyunuz derim.

Okuduğunuzda anlarsınız ancak Hamas’ı var kılan koşulları.

İngiliz işgalini, işgalle başlayan Yahudi siyonist göçünü, İsrail devletinin kuruluş sürecini ve bir anda 1948’de ilan edilen İsrail devletiyle birlikte vatansız ve topraksız bırakılan Filistinlilerin büyük felaketini, yani Nekbe’yi.

Sonrası daha büyük bir felaket.

İnsanın kendi öz yurdunda mülteci ve köle statüsünde yaşaması.

Evlerinin ve topraklarının elinden alınışı.

Sürgüne gönderilişi.

En ufak bir itirazda hapishanelere tıkılması.

Öldürülmesi.

Korkunç bir mezalim…

Ve bütün bir dünyanın bu işgale, fizikî ve kültürel doy kırıma arka çıkması..

Adı Filistin olan yerin İsrail’e dönüştürülmesi…

Yazımın başına aldığım dizeler Mahmud Derviş’e ait.

Bir Filistin vardı bugün İsrail diye bilinen yerde.

İzzeddin El-Kassam’ların Gasaan Kenefani’lerin El-Heniyye’lerin uğruna öldükleri aziz Filistin…

Direnişin yürekli şairi Mahmud Derviş’in 1987’de başlayan 1. Intifada’dan sonra haykırdığı gibi “Filistin yine var”dı işte!

Birileri istiyor ki Filistin olmasın ve Filistinliler İsrail’in vatandaşları olarak kendilerine öngörülen çerçevede yaşasın.

O yüzden o birileri Hamas’ın direnişini Filistinlilere ve Gazzelilere kaybettirdiğini söylüyorlar.

Bilmiyorlar ki ülkesi ve toprakları elinden alınmış insanlara biçilen kölelik veya kimliksizlik ölümden beterdir.

Kimlik Kartı şiirinde Mahmud Derviş şöyle haykırıyordu:

Kayda geçir!

Ben bir Arabım

Gasp ettin atalarımın bağlarını

Ben ve çocuklarımın sürdüğü toprakları

Bir şey bırakmadın, ne bize ne de torunlarıma

Bu kayalardan başka…

Onları da aşıracakmış hükümetiniz, ne diyorsun buna?

Madem öyle yaz!

İlk sayfanın en başına:

İnsanlardan nefret etmem

Ve gasp etmem kimsenin haklarını

Ama aç kalınca

Parçalarım beni gasp edenin etini

Öyleyse kork, korkmalısın açlığımdan

Ve öfkemden!

Filistinlilerin yaşadıklarını bilmeyenlerin veya Filistinlilerin başına getirilenleri bilmeden İsrail’i meşru bir devlet, Hamas’ın İzzeddin El Kassam yiğitlerini de terörist görenlerin suratına insin bu dizeler Mahmud Derviş’in.

Ülkesini, topraklarını ve kimliğini gasp edenlere karşı direnen Hamas’ı terörist ilan eden içimizdeki siyonistlerin El-Heniyye için döktüğümüz göz yaşının aslında Filistin için Filistinlilerin başına getirilenler için döktüğümüz göz yaşı, ilan ettiğimiz yasın da Filistin’in yası olduğunu bilmediklerini mi sanıyorsunuz? Heyhat! Biliyor onlar. Bilerek tercihlerini Heniyye’lerden değil Netanyahu’lardan yana koyuyorlar.

Bakmayın siz daha çok ölümün müsebbibi olarak Hamas’ı suçlayıp durduklarına. Onlar boyun eğmediği için Hamas’a terörist diyorlar, İzzeddin El-Kassam’ın izinden giden yiğitlerin eylemlerini de terörizm olarak nitelendiriyorlar. Çünkü efendileri öyle diyor ve öyle demelerini istiyor.

Doğru, ölüm var.

Belki daha da çoğalacak ölümler.

Ama boyun eğmek yok.

Çünkü boyun eğmek ölümden bin beter.

Filistin’in Dürzi asıllı yiğit şairlerinden, ölümüne kadar yurdunu terketmeden direnen, ömrünü hapishanelerde ve göz altılarda geçiren Semih El-Kasım öyle diyor: Ölüm var evet ama boyun eğmek yok!

O cengaver şairin İntifada Şiiri’nde bütün bir dünyaya cesaretle haykırdığı şu dizeler Hamas direnişinin ruhunu oluşturuyor:

Gasp edilen her taş sesleniyor

Öfkesini haykırıyor her meydan

Ve her damar kabarıyor:

Ölüm var evet ama boyun eğmek yok

Ölüm var evet ama boyun eğmek yok

Dimdik şiirindeki şu mısralar da Filistin’in onurlu direnişini anlamak isteyenler için çarpıcıdır:

Dimdik ayakta yürüyorum

Başım dimdik yürüyorum

Elimde bir zeytin dalı

Omzumda cenazem

Yürüyorum

İsmail Heniyye’nin omuzlarında cenazesini taşıyanların dimdik yürüyüşlerini görünce bu dizeler geldi aklıma.

#Gazze
#Filistin
#Mehmet Metiner