Vaka-i Hayriye

00:0017/08/2014, Pazar
G: 12/09/2019, Perşembe
Merve Şebnem Oruç

Recep Tayyip Erdoğan"ı pek çok kişi Osmanlı Padişahlarından 2. Abdülhamid"e benzetir. Uzun boyu, yüksek zekâsı, güçlü hafızası, açık tarzda konuşması, askeriyeden eğitime, ulaşımdan iletişime, sağlık, sosyal hayata ve yardımlaşmaya pek çok alanda yaptığı yenilikler ve gerçekleştirdiği projelerle bu benzetme de doğrudur. Ha keza, 31 Mart ayaklanmasının ardında yer alan İttihat Terakki ve İngiltere birlikteliğinin yaptıkları ve nitekim Abdülhamid"in tahttan indirilmesiyle beraber Yahudilerin Filistin"de

Recep Tayyip Erdoğan"ı pek çok kişi Osmanlı Padişahlarından 2. Abdülhamid"e benzetir. Uzun boyu, yüksek zekâsı, güçlü hafızası, açık tarzda konuşması, askeriyeden eğitime, ulaşımdan iletişime, sağlık, sosyal hayata ve yardımlaşmaya pek çok alanda yaptığı yenilikler ve gerçekleştirdiği projelerle bu benzetme de doğrudur. Ha keza, 31 Mart ayaklanmasının ardında yer alan İttihat Terakki ve İngiltere birlikteliğinin yaptıkları ve nitekim Abdülhamid"in tahttan indirilmesiyle beraber Yahudilerin Filistin"de toprak satın alma izni elde etmeleri de Erdoğan"ın, İsrail"in Filistin"deki zulme meydan okumasıyla benzeşmektedir. Ancak Abdülhamid Han tahttan indirilmiş, uzun süre ev hapsinde tutulmuş ve tabi İngiltere amacına ulaşmıştır. Ancak Erdoğan"ın geleceği öyle görünüyor ki ve Allah"ın izniyle aynı olmayacak.

Aynı olmayacağı için, Erdoğan"ın pek çok özelliği, reformculuğu, darbecilerle mücadelesi ve son dönemde paralel yapıyla girdiği mücadeleyle birlikte daha da açığa çıkan iyi kurulmuş stratejilere dayalı mücadeleci tarzı bana onun daha çok II. Mahmut"a benzediğini düşündürüyor. Özellikle önce darbeci, ardından paralel yapıyla mücadele şekli ciddi biçimde II. Mahmut"u andırıyor.

Ölüm tehlikeleri ve sarayda yaşanan korkunç olaylar sonunda tahta geçen Sultan Mahmut, ilk olarak kendisinin tahta geçmesine de yardımcı olan Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa"ya geniş yetkiler vermiş ve iç karışıklıklara ve devletin otoritesinin zayıflamasına neden olan ayanlar meselesinin çözülmesini istemişti. İlk önce İstanbul"da toplanan Rumeli ve Anadolu ayanı ile hükümetin emirlerini yerine getireceklerine dair Sened-i İttifak"ı imzalamıştı. Ardından III. Selim tarafından düzenli orduya geçiş için kurulan ve Yeniçeri Ocağı"nın çıkardığı Kabakçı Mustafa Paşa İsyanı sonucu ortadan kaldırılmış olan Nizam-ı Cedid ordusunu Sekban-ı Cedid adıyla yeniden kurdu. Esame adı verilen yeniçeri ulufe cüzdanlarını satın alarak toplatıp imha ettiriyordu. Alınıp satılabilen bu cüzdanlar, mafyatik bir ticaret aracı olmuş, bu sayede askerlikle münasebeti olmayanlar, bu cüzdanları satın alıp asker maaşı alabiliyorlardı. Cüzdanların toplanması ve Sekban-ı Cedid Ordusu"nun kuruluşunu öfkeyle izleyen yeniçeri ağaları bir gece, Alemdar Mustafa Paşa"nın konağını bastılar. Bu ayaklanmada Alemdar Mustafa Paşa hayatını kaybetti. İstanbul"da birçok yangın ve yağma başlayınca, II. Mahmut Sekban-ı Cedid ocağını kaldırmak zorunda kaldı ancak tahttan indirilemedi.

Alemdar Mustafa Paşa"nın öldürülmesinden sonra Rumeli ve Anadolu ayanı, merkezi hiçe sayarak hareket etmeye devam ettiler. Sultan Mahmud Yeniçerilerle yaptığı geçici barışın da yardımıyla otoritesini imparatorluğun her tarafına yaymak için önce Sened-i İttifak"ı bozdu ve ayanlara karşı esaslı bir harekete geçti. Nitekim bunun sonucunda Rumeli"de ve Anadolu"da devlet otoritesini kurmak mümkün oldu.

Geri adım atılmış olsa da, II. Mahmut Yeniçeri Ocağı"nı kaldırma planlarından vazgeçmedi. Padişah çeşitli reformlara ve yeni projelere devam ederken Yeniçeri Ocağı"nın orada "son söz söyleyici" misali duruyor olması kabul edilebilir bir şey değildi. Devlet içinde devlet haline gelmişlerdi, sürekli ayaklanıyor, istemedikleri devlet adamlarını ve padişahları indiriyor, hatta öldürüyorlardı. Nitekim 17 yıl sonra II. Mahmut kafasındaki fikri uygulamaya koydu. Eşkinci Ocağı adlı yeni bir askeri sınıf kurdu. Tabi yeni ordu eğitime başlar başlamaz Yeniçerilerin kazanlarını Aksaray"daki Et Meydanı"na çıkarması ve kazan kaldırması kimseyi şaşırtmadı. Ancak şaşırtıcı olan II. Mahmut"un tavrıydı. Ulemayı da yanına alarak ve Sancak-ı Şerif"i çıkararak halkı yeniçerilere karşı savaşmaya çağırdı. İstanbul halkı, Sancak-ı Şerifin altında toplanmaya başladı. Topluluk Sultanahmet Camii"ne gelince yeniçerilere karşı bir bastırma hareketi düzenlendi. Askerler Et Meydanı"ndaki teslim olmayan ve silahlarına sarılan yeniçerilerin üzerine yürüdü. Askerlerin arkasından da silahlı halk geliyordu. Rumeli ve Anadolu ayanı da başkente yardıma yola çıktı. Yeniçeri Ocağı haricindeki ocaklar, II. Mahmut"a sadakatlerini bildirirken teslim olmayan tüm yeniçeri kışlaları top atışına tutuldu. Yeniçeri Ocakları Kapatıldı ve Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ocak kuruldu. Ve bu olay Vaka-i Hayriye olarak bilinir oldu.

Yeniçeri Ocağı"nı kaldırmak için 17 yıl sabırla bekleyen, devlete başkaldıran ayanlar üzerinde devlet otoritesini sağlamak için Yeniçeri Ocağı"yla arasının kendisine düşman olmadığı dönemi bekleyen ve hatta ayanlar üzerindeki otoriteyi sağlamak için onlardan da yararlanan, ardından doğru zamanda artık bir paralel devlet haline gelmiş olan Yeniçeri Ocağı"nı ortadan kaldırmak için halkın ve devlet otoritesinin altına girmiş ayanların desteğine alarak harekete geçen ve başarılı olan Sultan II. Mahmut, önce derin devletle ardından paralel yapıyla savaşan ve bu iki savaşı da kazanan Erdoğan"ı hatırlatıyor. II. Mahmut zekâsı, reformları ve strateji kurma yeteneğiyle çok zor durumdaki bir imparatorluğun ömrünü en az bir 100 yıl uzatmayı başarmıştı. Erdoğan da her açıdan berbat durumdaki bir ülkeyi yükselişte olan bir ülkeye çevirdi. Devamını Cumhur Başkanlığı sürecinde görmek üzere, kazandığı seçim hayırlı olsun.